Solak Kadın
Solak Kadın

Kitapyurdu Fiyatı: 248,00TL

Ürüne Git
20Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Solak Kadın
Aylaklıkta düşünmeden olmaz: Bu insanlar nereye gidiyor? Yani bir yerlere yürünüyor ama orası neresi, oradan nereye gidilecek, nedir? Demin biri geçti, bir kız. Hızlıca yürüyor, yüzünde bir beklentinin çizgileri. Sen kimsin ve gittiğin yerde neler yaşayacaksın? Ya. İnsanlar bir şeyler yaşamaya gidiyor ve neler yaşayacaklarına dair hiçbir fikrimiz yok. Tedirgin oluyor insan. Handke'nin anlatıcısını böyle bir izlenimci olarak düşünelim. Karakterler arasındaki ilişkileri tanrıcılıkla incelemek yok. Kurgu oyunları da yok. Bir kadını birkaç gün boyunca izliyormuşuz gibi düşüneceğiz. Kadının adı yok, Kadın diyeceğiz. Sekiz yaşındaki oğluyla birlikte bir dağ yamacındaki bungalovlardan birinde oturuyor. Kocası işi gereği uzaklara gidip ara sıra gelen bir adam. Bruno. Kadın, Bruno'yu karşılamak üzere havaalanına gidiyor. Bruno Finlandiya'da daima gece olduğunu söylüyor. Burada Kadın'ın adının Marianne olduğunu öğreniyoruz, çocuk da Stefan. Bungalov sitesine her döndüğünde derin bir soluk aldığını söylüyor Bruno, Kadın gülüyor. Bir de laf arasında tercüman bir kadınla tanıştığını ekliyor Finlandiya'da. Ardından bir otele gidiyorlar, ertesi gün yürüyüş yaparlarken Kadın duruyor. Aydınlandığını ve Bruno'nun git gide uzaklaştığını söylüyor. Nasıl söyleyeceğimi bilemedim, durgun bir mutluluk var ortada. Yani adam dönüyor, özlediğini ve mutlu olduğunu söylüyor. Kadın tepkisiz. Kaldığı yerden devam ediyorlar sonra ama bu kalınan yer ne kadar belirsizleşirse ana ait olan sevgi de o derecede siliniyor. Silinmiyor da varlığıyla yokluğu birbirine karışıyor. Kadın'ın aydınlanarak fark ettiği şey bu. Ayrılıyorlar, Bruno eşyalarını alacağını söyleyip uzuyor. Ayrılıktan sonra Kadın'ın hayatına tam anlamıyla girmiş oluyoruz, tahmin edilemez bir şekilde değişen hayatın izini birkaç gün boyunca süreceğiz. Fransizka, Kadın'ın arkadaşı arayıp en sonunda "uyandığını" söylüyor. Buluşuyorlar. Kadın zamanında çevirmenlik yapması için ısrar eden bir yayınevine başvuracağını söylüyor. Geçinmek lazım. Çocuk da var. Bruno geliyor, Kadın bavulları hazırlamış. Kilit bir nokta var burada: "Çıkarken başını salladı Bruno. 'Senin bu kayıtsızlığın... Aramızda bir zamanlar, karı koca olmamızın ötesinde, ama gene de karı koca olmamızın belirlediği bir içtenlik olduğunu hiç hatırlıyor musun acaba?'". Belli ki yitirilen bir şeyler var ama bunların ne zaman yok olduğu belli değil, birbirine benzeyen günlerin arasında pek bir şey fark edilememiş. Kadın'ın çocuğuyla yakınlaşma çalışmaları, gözlerin defalarca dolması da bunun bir örneği. Çocuk, "Soğan kokuyorsun," diyor mesela, anne çocuğa sarılırken. Neden? Çünkü çocuk. Muhtemelen somut işlemler döneminde, herhangi bir duygusal yoğunluğu fark edebilecek olgunlukta değil yani. Somut bir dünya. Fransizka da tam mahalle karısı çok affedersiniz. Yok çok içme, yok yalnız kalma, yok şunu yap, bunu yap. Tam tokatlık. Kadın nelerle uğraşmak zorunda. Yayınevi sahibi geliyor bir gün, beraber bir şeyler içip konuşuyorlar. Cinsel bir durum yok, o yönde bir etkileşim de yok. Sadece konuşuyorlar ve Kadın, onu o evde rahatsız eden şeyin dik açıların bolluğu olduğunu söylüyor ve keskin dönüşlerden rahatsız olduğunu belirtiyor. Evi hayata bağlamak konusunda yazacaktım, belirtip geçiyorum. Sonraları Bruno'yla yaptığı bir konuşmada insanın boş bir evde çabuk yorulduğunu da söyleyecek. Kadın'ın babası geliyor, birlikte geziyorlar ve iki hayat arasındaki benzer sonuçları görüyoruz, babayla kızın tercihleri pek uzak değil birbirinden. Sonlara doğru bir toplaşma var Kadın'ın evinde. Fransizka, Bruno, yayınevi sahibi ve şoförü, daha bir sürü insan geliyor. Kadın'ın peşine düşen Oyuncu da orada, kibar bir adam. Bruno'yla kavga ediyorlar ama alkolün etkisiyle kavga hiç yaşanmamış gibi davranılıyor. Bir karmaşa, herkes herkesle birlikteymiş, yıllardır tanışılıyormuş gibi. Herkes gittiği zaman kadın evi toparlıyor ve yeni bir sabaha başlıyor, salıncaklı sandalyede. Goethe'den yapılan bir alıntıyla bitiyor kitap: "Böylece herkes, her biri kendi usulünce, gündelik hayatını sürdürüyor, düşünerek ya da düşünmeden; her şey alışılmış yolunu izler görünüyor, her şeyin bir kumarmışçasına sallantıda olduğu o dehşetengiz durumlarda bile insan sanki hiçbir şey yokmuş gibi nasıl yaşar giderse, öyle." Handke sırf bu bölümü okuyup bu kitabı yazmış olabilir, neden olmasın. Böyle bir kitap için bundan daha güzel bir son olamazdı. Böyle. Benim ilk Handke okuyuşumdu, sevdik, yine bekleriz.
breeze2vic
Kitapkurdu
05.08.2023
Her kadının yapmak istediği bir süreç öyle olağan ve gerçek bir dille anlatılmış ki, biraz irkilip rahatsız oluyorsunuz, biraz da imreniyorsunuz.Yarıda kalmış hissi verse de, aslında devamının size bağlı olduğunu gösteren kitaplardan. Bir günlük okuma süresi, tadımlık.
ALİ KOHEN
20.04.2022
Kitaba dair çok büyük umutlarım vardı ancak maalesef karşılanamadı. Handke'nin diğer bir eserini de okumuştum. Pek bana göre bir yazar değilmiş maalesef. Keyifsiz, akıcı olmayan bir okumaydı.
inanbaşar
30.01.2022
Aslında çok sıradan bir hikaye bir kaç günlük bir kadının hikayesi ama boşluklar var hikayede sanki yazar okuyucuya bırakmış kim nasıl isterse öyle doldursun boşlukları der gibi. Kısa ve güzel hikaye
tatar
Kaşif
29.11.2021
75 sayfa bir kerede okuyup bırakabileceğiniz 'eh işte' bir hikaye
0sip
03.10.2021
Peter Handke seviyorsanız, Solak Kadın mutlaka kütüphanenizde olmalı..
Halis Özkan
30.05.2021
Beğenemediğim bir eser.
semuel
06.04.2021
Nobel ödüllü Handke'den ilişki hakkında güzel bir eser
Edda Gnr
13.03.2021
Sadece mutlaka okuyun demek istiyorum..
Mavi ..
Kaşif
13.01.2021
bir sakinlik içinde okuyorsunuz. yazarı ve amacını anlayabiliyorsunuz. pazarı tanımış olanlar okuyabilir.
ekage123
20.12.2020
Severek okuduğum, sakin giden, sorgulatan ve kolay okunan bir kitap. Böyle kitapları epey seviyorum. Olgun olduğunuzu düşündüğünüz bir zamanda okunursa daha bir anlamlı olacaktır.
minervanın_baykusu
Kitapkurdu
19.10.2020
Biraz hacimsiz bir eser olmakla birlikte ilişkiler hakkında sorgulamalar yapmama neden olan bir kitap.
Sakura3
19.04.2020
Kısa bir kitap, hızlı ilerliyor.
DİŞ Kurdu
06.01.2020
YAZAR NOBEL ÖDÜLÜ ALDIKTAN SONRA OKUDUĞUM BİR KİTAP DİLİ, ANLATIMI OLDUKÇA GÜZELDİ.BEN SEVEREK OKUDUM.
sudancıkmısbalık
Kitapkurdu
15.11.2019
kısa ama akıcı, net bir kitap. Okumak istedim, sıkılmadım.Zihnime yer eden bir kaç şey var mesela kitaba dair, sanırım yıllarca unutmam. Eser kısacık olsa da galiba bu, yazarın kaleminin çok iyi olması ile ilgili
BR2K2015
Bilge
31.10.2019
Kocam benim için, "Michele güçlüdür" derdi. Aslında, gerçekte onun ilgisini çekmeyen şeyler için güçlü olmamı istiyor: çocuklar için, evin idaresi için, vergiler için...
ışıl aktaş
Kitapkurdu
22.02.2019
umut verici bir hikaye diye başladım aslında ve yazarla bu kitabı ile tanıştım,başka kitapları var mı henüz bakmadım ama daha ilgimi çeken bir kadın hikayesi oldu,uzun öykü severler bir şans verebilirler
En Biokuyan
05.11.2017
insanın aydınlanmasıyla beraber yalnız kalmak isteme duygusunu iyi anlatan bir kitap
Oğuzhan Eser
21.07.2017
Evli bir kadının yanlız kalma isteğinden doğan harika bir hikaye. Handke'nin dili çok akıcı, diğer kitaplarını okuma listeme ekledim bile.
kıraathanekafası
10.07.2017
Özgürleşme yolundaki bir kadının ilk günleri, hangimiz atmıyoruz ki benzer adımları