bugüne dek okuduklarım arasında en öfkeli olanı...
"Babamın benimle yan yana yürüyen, tabanına otların yapıştığı kocaman ayakkabılarına bakıyordum; annemin üzerinde mavi çizgili güzel elbisesi vardı, ona sarılıyordum. Beş-altı yaşlarında onları seviyor, onlara inanıyorum. Tanrım sen bilirsin, hangi an, hangi gün duvarların rengi çirkin görünmeye, yatak odasındaki tuvalet kovası pis kokmaya başladı... Annemle babama benzeyeceğim diye ne zaman delice korkuya kapıldım..."
Boş Dolaplar, taze Nobelli canımız Annie Ernaux'nun 1974'te yayımlanmış olan ilk romanı; ve bugüne dek okuduklarım arasında en öfkeli olanı. Anlaşılan yazmak kendisine iyi gelmiş, yazdıkça, içindekileri dışarı akıttıkça sakinleşmiş belki.
Büyük yazarların ilk romanları genelde görece zayıf olur, bu kitap da diğer Ernaux eserlerine göre edebi açıdan biraz daha zayıf olmakla beraber metin; gerçekliği, dürüstlüğü ve çıplaklığıyla tam bildiğimiz Ernaux. Boş Dolaplar'da elbette 35 sene sonra yazacağı Seneler'in edebi gücünü aramak gerçekçi değil, ama bir yandan da daha ilk kitabından neyi nasıl anlatmak istediğini çok somut şekilde bulduğunu görebiliyoruz. Daha konvansiyonel biçimde yazmaya başlayıp zamanla yönünü bulan pek çok yazarın aksine Ernaux gayet ne yapmak istediğini biliyormuş, ben bu kitaptan bunu anladım ve kendisine hayranlığım iyice arttı.
Babamın Yeri ve Kürtaj'da daha detaylı okuyacağımız (Kürtaj'ı henüz okumadım, filmden yola çıkarak söylüyorum) bazı hikâyeleri anlatıyor Ernaux burada. Çocukluğunu ve büyüme hikâyesini, büyüdükçe kendisini kuşatan sınıf atlama arzusunu, ailesinden kültürel ve tabii hemen ardından gelen duygusal kopuşunu zaman zaman acımasızlığa varan bir çıplaklıkla anlatıyor. Ernaux herkesten önce kendisine acımasız olabildiği için her tür gaddarlığa hakkı olan birisi bence, çuvaldızı önce kendine batırdığı için acımasızlığı yargılayıcı gelmiyor bana. Ama anne-babasına duyduğu tiksintiye varan öfkeyi okumak zaman zaman epey üzücü olabiliyor - fakat sınıfsal bir yanı da olan bu kuşak çatışması bir yandan hepimiz için öyle tanıdık ki.
Tanıdık. Ernaux'da hep bulduğum his bu işte; tanıdıklık hissi, biraz da o nedenle bunca seviyorum.
yazarın yalın tutku ve boş dolaplar kitabını okudum. okumaya da devam edeceğim.açıkçası iki kitapta da beni rahatsız eden ögeler vardı, olmaya da devam edeceğini biliyorum ama beni yazara çeken şey de tam olarak bu. kitabın keyfimi kaçırmayanı, beni sarsmayanı ilgimi çekmez.annie ernaux'da en çok sevdiğim ve özendiğim şey tüm duygularını ahlaki ya da toplumsal kaygılar gözetmeksizin olanca açıklığıyla ifade edebilmesi. ben aklımdan bir şeyler geçirirken bile üzerimdeki etiketlere mağlup oluyorum, yazar tüm normlardan sıyrıldığı bir varoluşa ulaşabilmiş bence. bunu kitaplarına da yansıtması okurken yer yer elektriklenmiş gibi hissettirse de keyif veriyor.bu kitapta da yer yer geçmişe dönerek karakterin ailesiyle ve kendi kimliğiyle çatışmasını ve yüzleşmesini okuyoruz.tüm kitaplarında olduğu gibi "kadın" olmak da kitabın içindeki temalardan.dediğim gibi, yazarın tüm gerçekliği olduğu gibi ve cesurca ifade edebilmesini çok seviyorum ve bu bakımdan tüm hemcinslerime tavsiye ediyorum
#2022nobelödüllüyazar Annie Ernaux okumalarına devam ediyorum. Çok mutluyum iki kitabı kaldı ☺ Daha önce okuduğum #olay ın önce okunması gerekiyormuş. Önemli değil bağlantıyı kitabı okuyan kurabiliyor.
Yeni okuyacaksınız önce #olay sonra #boşdolaplar ı okuyabilirsiniz.
Boş Dolaplar yazarın ilk romanı. Ben kalemiyle #yalıntutku ile tanışıp tüm kitaplarını okuma kararı almıştım.
Diğer kitaplarda olduğu gibi anlatıcı kendisi değil, otobiyografik karakteri Denise Lesur. Üniversitede, merdiven altı bir yerde kürtaj olmasıyla başlıyor. Sert, sarsıcı bir giriş. Geriye dönüşlerle çocukluğu ve ergenlik yıllarıyla hesaplaşıyor. Dahil olmak istediği burjuva sınıfa karşı büyüdüğü kültür eğitimsiz ve baskıcı. Tam bir çatışma hali. Aileyle çatışma, zaman zaman yoklayan suçluluk duygusuyla içsel çatışma. Hem yabancılaşma hem mutluluk.
Yine muhteşem bir okuma oldu. Kesinlikle yazar ve kitapları okunmalı. Gönülden tavsiyemdir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
küçük yaşta tanıştığı sınıf farkıyla ailesini yargılamaya hor görmeye başlayan ninnise'nin kendini gerçekleştirememesinin vurucu öyküsü tek kelimeyle harikaydı
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap grubumuz ile beraber okuduk. Genel olarak herkesin beğendiği , kendi hayatından izler bulduğu ve kolay ilerdiği bir kitap olarak bu noktalarda yorumlar aldı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yazarın ilk kitabıymış. kitaptan çok hikayesi beni şaşırttı. eşine doktora tezi yazıyorum diyerek gizlice kitabını yazmış. Ernaux'un genel olarak kadın hikayelerini çok seviyorum.bu kitapta bir kadın hikayesi. her kadın kendinden bir parça bulacaktır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ilk 50 sayfadan sonra o döneme yönelik yazarin eleştirilerini okumak içimi rahatlattı. çok cesurca yazılmış anılar, duygular barındırıyor. bu kadar filtresiz yazılmış bir iç ses her kadina nasip olmaz gercekten.
kitap kurgu olmasının yanında az da olsa biyografik özellikler de barındırıyor imiş. bugun geldigi noktada öyle bir aileden ve çevreden böyle bir farkındalıkla çıkabilmesi büyük başarı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Sınıf atlama mücadelesi çok güzel işlenmiş. Ama yazara yanlış kitaptan başladığımı düşündüm. Seneler ile başlama önerileri var aklınızda bulunsun.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk başlarda yargılayarak; sonrasında yer yer kızarak, yer yer yazarla empati yapıp, kendimi onun yerine koyarak okudum. Yazarın kalemi sizi duygudan duyguya sürükleyecek kadar güçlü. Bu okuduğum 4. kitabı ama ben sanırım en çok olay kitabından etkilendim. Diğer kitaplarını da okuyacağım.