"Tarihle çarpışan bir sesin tiyatrosu, unutuluşuyla savaşan bir dilin sessizlikleri."
Kafamı fena halde karıştırdın Carlos Fonseca, darmadağın ettin beni.
Önce şunu söyleyeyim: çok ama çok kuvvetli bir metin bu. Özellikle Bellek Tiyatrosu başlıklı son bölümünü hipnotize olmuş gibi okudum; renkler, görüntüler gözümün önünden geçti, türlü sesler, fısıltılar, bilmediğim dillerde kelimeler işittim, kalp atışlarımın hızlandığını fark ettim; durmak, kitaptan çıkmak istedim, çıkamadım; tarif ettiği fiziksel mekâna hapsolmuş gibiydim, hareket edemiyor, uzaklaşamıyor gibi. Bunları yazarak yapabilmenin muazzam bir kudret olduğunu kabul etmem lazım. Epeydir bir kitabı bitirdiğim anda en baştan tekrar okumak istememiştim. Tamamını olmasa da bazı bölümleri dönüp tekrar okudum neticede.
Çok katmanlı bir metin Cenup. Ancak çok derken - bence biraz fazla çok sahiden. Birbirinin üzerine binen, iç içe geçen, sarmal gibi birbirine dolanan bir sürü hikâye anlatıyor. Nietzsche'nin kız kardeşinin Paraguay'da kurduğu Yeni Almanya isimli antisemit köyün öyküsünden başlıyor, günümüze uzanıyor. Bunu yaparken de anlatısını bellek, dil ve şiddet ekseninde kuruyor ki hepsi birbirinden zengim konular malum. Juan Rulfo'dan Marguerite Duras'ya, Brueghel'den Wittgenstein'a, Elias Canetti'den Malcom Lowry'ye ve Thomas Bernhard'a uzanan çok sayıda yazar, sanatçı ve felsefeciye de atıflarda bulunuyor roman; referansların tamamını anladım mı, hakkını verebildim mi açıkçası emin değilim. Okurundan ciddi bir entelektüel beklentisi olduğunu söylemek lazım yazarın.
Çok iyi yazılmış (ve kusursuz çevrilmiş, çünkü Roza Hakmen...), onca karmaşıklığına rağmen okuru kolundan tutup içine çeken bir kitap bu neticede. Fakat yazar, kurduğu görkemli labirentten o labirente yakışır biçimde çıkamamış sanki. Hikâye farklı bağlansaydı (yahut belki de hiçbir yere bağlanmasaydı, çünkü bu metne bu da yakışırdı) kusursuz bir kitap bu diyebilirdim.
Yine de çok, çok sevdim. Ve biliyorum ki bana yaptığı şeyi uzunca bir süre hatırlayacağım. Demlendikçe yeri belirginleşecek o kitaplardan biri bu. Tanıştığımıza memnun oldum Carlos Fonseca.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
iyi ki okuyoruz Bazı kitaplar yalnızca okunur , bazılarını anlamak için çabalanır bazıları ise yaşanılır; bu kitap yaşanılanlardan. Fonseca neden büyük bir yazar olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiş .Hayvan Müzesini de sevmiştim ama Cenup sanki biraz daha sevdirdi bana kendini. Rolden role girebilir kim olmak isteseniz hangi anlatıcının yerinde olmak isterseniz olabilirsiniz. Velhasıl kaybetmeyin kaybolmayın izin vermeyin… “Gevşeyip” hayatın akışına kendinizi bırakın …
Cenup harika bir romandır... Modern edebiyatın yüz akı niteliğinde bir kitaptır. Kitapta işlediği konular aslında modern edebiyatın klasik edebiyattansa ne denli iyi olabileceğinin göstergesi... Kültür, dil... bir dilin veya kültürün izlerinin silinmesine insanın verdiği tepkiler... Okumanızı tavsiye ederim. Düşündürücü bir eserdir.
İnsana hatıralarını sorgulatan, unutuluşa karşı koymaya çalışan, bitmemiş bir serüvenin peşinde koşan insanlarla dolu olan bir kitap. Wittheinstein’ın ve Nietche’nin faşist kız kardeşinin de dahil olduğu roman sizi bir anda unuttuğunuz hatıralarınıza kavuşturabilecek güçte.