Bir Meditasyon Biçimi: Trenler ve Hatıraları
'Tren Rayları', geçmişe uzanan ve okurunu geçmişin sularında yüzdüren edebi bir metin ve hatta bir hatıralar silsilesi. John Berger ve Anne Michaels'in kelimeleri birlikte harmanladığı lirik bir anlatım. Bu anlatıma ünlü fotoğraf sanatçısı Tereza Stehlikova'nın trenin içinden dış dünyayı çektiği manzaralar eşlik ediyor. Metnin atmosferi biraz sanatsal biraz da metaforik...
"Hafızalarında trenleri yaşatan son jenerasyon biz olabiliriz" diyor Anne Micheals. Ve ekliyor John Berger: "Fotoğraf makinesi ve tren. Her ikisi de anıları bir tür taşıma yöntemi"...
Trenler ve insanlar... Aralarında öyle güçlü hikayeler barındırıyor ki... Dev gibi trenler; kavuşmanın ve vedanın her çeşidine, büyük kitlelerin yerlerinden edilmesine, göç dalgalarına, zorunlu göçlere, sürgünlere, mülksüzleştirmelere, sınır dışı edilen insanlara ve daha nicelerine şahitlik ediyor...
Bir tren istasyonunun kurulabilmesi adına birçok ilde yüzlerce ev yıkılıyor. Gecekondu mahallesi olarak bilinen tüm işçi evleri yerle bir ediliyor. Hatta Manş Tüneli raylarına yol açsın diye civardaki mezarlıklar dahi yok ediliyor...
İkinci dünya savaşında Union İstasyonu, savaşa gönderilecek askerlerin merkez istasyonuydu. Ve binlerce asker belki de son kez ailelerine bu istasyonda sarıldı. Ebedi yolculuğa bu istasyonda uğurlandı...
Aşklara, derin sancılara, hüzünlü bekleyişlere ev sahibiydi koca koca trenler... İstasyona doğru gelirken çaldığı acı düdük belki de bir mutluluğu kucaklayacaktı... Belki de acı bir haberi verecekti bekleyenin kucağına...
'Tren Rayları', dokunaklı bir metin. Pek hacimli değil belki ama anlatmak istediği içerik çok güçlü aslında. Yavaş yavaş, sindire sindire okumalı... Şiirsel, düşünsel ve medite edici...
Herkese İyi Okumalar