Bu kitaba ne demeli bilemiyorum ya. Asıl "Europeana: Yirminci Yüzyılın Kısa Tarihi" kitabıyla tanınan Çek yazar Patrik Ouředník'le ilk tanışmam oldu ve sanırım çok doğru bir tanışma olmadı, zira fazla deneysel buldum kitabı ve yazarın neyi denediğini de tam anlayamadım açıkçası; sadece bir şeyin denenmekte olduğunu anlayabildim. Ahah saçmalıyorum şu an ama yani, kitap da biraz saçma açıkçası.
Ouředník'i sevebilme potansiyelimi sezdim bu kitapla - en azından onu söyleyebilirim. Çünkü epey iyi yazılmış bir metin ve çokça da komik; Kundera'dan, Hrabal'dan aşina olduğum Çek mizahının izleri var. Ama fazla dağınık, bir yere bağlanmayan, tuhaf bir anlatı bir yandan da. Bir parkta banka oturmuş yaşlıların konuşmalarıyla başlayan roman dallanıp budaklanıyor ve 5'ten fazla ayrı hikâye okuyoruz. Bir cinayet var, tecavüz öyküsü var, şüpheli intiharlar, gayrımeşru ilişkiler, post-Sovyet dönemde sıkça karşılaştığımız yasadışı anti-kapitalist eylemler var. Haliyle de bolca karakter var.
Bir noktadan sonra kafam fena halde karıştı ve üstelik kitabın sonunda bu okuduğum tuhaf suç hikâyelerinin 1'i hariç hiçbirinin gizeminin çözülmemesi (çözüldüyse de ben anlamadım açıkçası) canımı sıktı, tadımı kaçırdı. Yani yazar ne yapıyor, niye yapıyor, amacı nedir kesinlike içinden çıkamadım.
Ama tuhaftır ki yine de keyif aldım okumaktan; çünkü dediğim gibi, çok iyi yazılmış bir metin. Tabii olayı anlamayı ve okuduğum 150 sayfanın sonunda bir yere varabilmiş olmayı tercih ederdim.
Okuyup anlayan olursa beni de bilgilendirsin lütfen. Teşekkürler.