Kitap biraz bunalımlı başlıyor - zaten Türk yazarların büyük bir kısmı bunalımlı yazıyor bence. Çok fazla psikolojik çözümleme, az olay var kitaplarımızda. Bu da bu kitapların az okunmasına sebep oluyor diye düşünüyorum. Ama Adalet Ağaoğlu bu işi en iyi becerenlerden biri. Bu kitabın da ilk 20-30 sayfasını geçebilirseniz (ki iyi bir okur geçer, yeter ki o da sıkıntılı bir dönem geçiriyor olmasın) sizi gerçekten çok etkileyici bir kitap bekliyor. Sonunda Kısmet'in yaptığı da çok etkileyici - cesareti hayranlık uyandırıcı. Her karakter ayrı bir öğretmen, ve yeterli sayıda karakter kullanılmış-ne gereğinden fazla ne gereğinden az. Bu da kitabı sıkıcı veya kafa karıştırıcı olmaktan kurtarmış. Çünkü aslında öylesine okunup geçilecek bir kitap değil bu; üzerinde düşünmek lazım...Biraz da psikolojiden anlıyorsa insan, hakikaten tat veriyor.
Ana şehrin öğrenciliğimin geçtiği Eskişehir olması da benim için ayrıca ilgi çekici oldu-insan adı geçen yerleri gözünün önüne getirebilince kitabı daha çok benimsiyor.
Adalet Ağaoğlu'nu zaten severim ve takdir ederim. Bu kitap bu düşüncemi pekiştirdi. İlk sayfalarda olaylar hayal mi gerçek mi anlamak biraz zor oluyor ama, aynı İngiizce hazırlık okuduğum yılda ilk 3 ay sınıfta sepet gibi hiç bir şey anlamadan oturup, sonra birden hocanın dediklerini anladığımı farketmem gibi, bu kitapta da 20-30 sayfa sonra neyin ne olduğunu birdenbire anladığımı farkettim. Adalet Ağaoğlu'nun adı bile yeter aslında. Bu isimden özensiz bir eser çıktığını görmedim ben.