Bir Çift Söz
Bir Çift Söz

Kitapyurdu Fiyatı: 332,80TL

1Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Bir Çift Söz
Julian Barnes'ın "Fransa kültürüne dair denemeler" olarak tanıtılan "Bir Çift Söz"üne dair bu tanımlama pek geçerli değil sanki. Yahut şöyle diyeyim, kitabın üçte birlik ilk kısmı evet böyle, ama geri kalan kısmında Barnes yine büyük takıntısına dönüyor ve Flaubert üzerine konuşmaya başlıyor. Kitabı sanki iki ayrı bölümde değerlendirmek daha doğru olacak gibi. Fransız kültürüne dair ilk bölüm nefisti. Barnes her zamanki gibi çok tatlı ve komik şekilde Fransa ile hem şahsi ilişkisini anlatıyor, hem de Fransız kültürüne dair şahane gözlemler yapıyor ve İngiliz kültürü ile karşılaştırmalı bazı analizler sunuyor. Bu kısımda özellikle François Truffaut ve Jean-Luc Godard'ın ilişkisine (düşmanlığına mı demeli hatta belki?) dair olan bölüm muazzamdı. Godard sadece Agnes Vardacığımızı değil Truffaut'yu da üzmüş meğerse. Şimdi ölenin arkasından konuşmak istemediğim için uzatmak istemiyorum bu kısmı... Bu ilk bölümden şu pasajı bırakayım şuraya: "Sürekli olarak yöneldiğim kültürel dönem kabaca 1850-1925 arasıdır, yani Gerçekçilik'in doruk noktasına çıkmasından Modernizm'in getirdiği bölünmeye değin geçen dönem: Sadece Fransız kültürü için değil, aynı zamanda Fransız kültürel konukseverliği için de harika bir dönem. Nüfuz sahibi bir Parislinin, on beş yıllık bir süreç içinde, boyası kurumamış Demoiselles d'Avignon'u (Avignonlu Kızlar) incelemiş, Bahar Ayini'nin prömiyerine gitmiş ve Ulysses'in ilk baskısını satın almış olması, hem de bunları buharlı gemiye binmek şöyle dursun, metroya bile yetişmek zorunda kalmadan yapabilmesi hâlâ mucizevi bir şey gibi görünüyor." Yazarın, Flaubert'in hayatını didiklemeye giriştiği ikinci bölümü ise çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Orada da ilginç kısımlar var ama kendisi gibi gerçekten takıntılı bir Flaubert aşığı değilse eğer bu kadar detayla kimsenin ilgileneceğini sanmıyorum. Flaubert'in Papağanı'ndaki kadarı bence yeterli olmalı, senin bu Flaubert saplantın vallahi çok acayip sevgili Julian Barnes. Böyle. "Barnes'ı aşırı iyi anlamak" gibi bir derdi olan benim için faydalı bir okuma oldu diyebilirim.