Ya ben bu kitabı çok sevdim ama bu bence biraz benle ilgili bir durum oldu: Zira Mario Claudio'nun anlattığı öyküden çok, yaptığı işe bayıldım. İzah etmeye çalışayım.
Kitabımızın adı "İyi Akşamlar Bay Soares" - kim bu Bay Soares? Portekizli yazar Fernando Pessoa'nın heteronimlerinden biri, hatta aslında Huzursuzluğun Kitabı'nın yazarı. Pessoa'yı heteronimlerinden bağımsız düşünemeyiz; en bilinenleri Alberto Caeiro, Ricardo Reis ve Álvaro de Campos olmakla beraber, çok sayıda heteronimi var kendisinin. Bunların basbayağı hayat hikâyeleri, meslekleri vs. var, örneğin Ricardo Reis doktor ve Caerio hem Reis'in hem Campos'un hocası gibi bir pozisyonda.
Bunlar Pessoa'nın zihninde elbette. Yaşadığı sürece kendi ismiyle neredeyse hiçbir şey yayımlamayan yazarın ölümünden çok sonra bulunan sandıkla çözüldü bu heteronim meselesi. Avrupa edebiyatının kült metinlerinden olan Huzursuzluğun Kitabı'nın basım tarihi 1982 mesela, sandık sonrası! Başka isimler altındaki tüm o metinleri yazanın Pessoa olmasının anlaşılmasıyla beraber tarihi yeniden yazmak zorunda kaldık, Pessoa da edebiyat tarihinde hiç talep etmediği ama fazlasıyla hak ettiği o değerli yere yerleştirildi.
Tabii bu tuhaf adam, kelimeleriyle olduğu kadar heteronimleriyle de ardıllarını etkiledi. (Örneğin Saramago, Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl'ı, o heteronimlerden biri üzerine kurgulamıştı.) Bu kitap da işte bu konuyla meşgul oluyor. Bay Soares'in çevirmen ve muhasebeci olarak çalıştığı (Pessoa'nın, Soares'in ağzından yazdığı Huzursuzluğun Kitabı'ndan biliyoruz buraları) büroda çalışan bir çocuğun, bu tuhaf bay Soares'i anlama çabasının öyküsü. Çocuğun kendi hikâyesini de okuyoruz ama beni en çok Soares'i bir görünüp bir kaybolan arkadaşlarıyla (evet, onlar diğer heteronimler!) yakaladığı anlar çekti. Ne anlattığından bağımsız, Pessoa'ya çok güzel, iddiasız ve lezzetli bir saygı duruşu niteliğinde bence bu kitap.
Huzursuzluğun Kitabı'nı döne, döne, döne onlarca kez okumuş ve Pessoa'ya hiç doyamamış biri olarak, türlü heteronimlerini bir romanda karakterler olarak okumak, özlediğim arkadaşlarıma kavuşmak gibi oldu. Durmaksızın gülümsedim ve işte tam da bu yüzden sevdim bu minik tatlı kitabı.
Editorün SeçimiBu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.Bilgi İçin
30'lu yılların Lizbon'unda yaşayan genç bir çocuğun hayatını onun ağzından anlatıyor kitap. Çalıştığı yeri, iş arkadaşlarını, dünyayı dolaşmakla ilgili hayallerini ve asıl olarak işyerindeki çevirmen ve muhasebeci olan Bay Soares'le ilgili olan düşüncelerini okuyoruz. Kitabın dili o kadar sade ki, keşke geçtiği bütün mekanların nasıl olduğunu bilseydim dedim, çoğu şey gözümde canlanırken büyük bir boşluğun içerisindeydi ama bu beni hiç rahatsız etmedi. Tek oturuşta bitiriliyor, kitabın son birkaç sayfasında duvardan duvara vuruluyorsunuz biraz. Boğazımdaki düğüm hâlâ geçmedi ama aynı zamanda kendimi bu kitabı okuduğum için çok iyi hissediyorum. Ve bana hiç bilmediğim bir kapıyı da araladı sanırım. Fernando Pessoa’ya selam olsun.