“Sevdiğimiz birini yeniden görmek, polisiye romanlarda anlatıldığı gibi, karşı konulamaz bir zorunluluğun etkisiyle yeniden ‘suç mahalline’ dönmek gibi bir şey değil mi?”
İşin Aslı, Judit ve Sonrası ile tanıyıp çok sevdiğim Macar yazar Sandor Marai’den okuduğum ikinci kitap oldu “Eszter’in Mirası”. Yer yer parlak kısımları ve akılda kalıcı tespitleri olmakla beraber, Judit’e kıyasla epeyce zayıf bir roman olduğunu söylemem lazım.
Kendisini aldatıp dolandırarak yıllar önce kız kardeşiyle evlenen Lajos’un geri dönüşüyle beraber Eszter’in yaşadıkları anlatılıyor bu küçük romanda. Arka kapakta “Eszter’in neredeyse bir trans halindeymişçesine felakete doğru koşan halkları, karizmatik liderlerce boş vaatlerle kandırılan kitleleri, zayıf iradelilerin daha güçlü görünenlere teslimiyetini simgelediği” gibi bir iddia var ama açıkçası bana biraz fazlaca bir mânâ atfetme gibi geldi bu. Eszter’in bunu simgelediğine dair pek bir şey anlamıyoruz zira kitaptan, bence epeyce kişisel bir hikâye bu.
Müthiş asap bozucu biri olan Lajos karakteri, Dostoyevski romanlarındaki bazı tipleri andırıyor, kendisi neredeyse Stepançikovo Köyü ve Sakinleri’ndeki Foma Fomiç kadar sinir bozucu. (Neredeyse, tabii, zira onun kadar tahammül edilemez olmak zor şüphesiz.) Kitaptaki insanların, özellikle Eszter’in motivasyonunu anlamak zor, karakterlerin pek çok davranışı ikna edici olmaktan uzak. Dolayısıyla insan içine giremiyor pek metnin. Sürükleyici, hızlı okunan, dediğim gibi yer yer iyi tespitleri olan ama genel olarak zayıf bir metin maalesef.
Lajos karakterinin, pek çok insanın düştüğü büyük bir yanılgıyı nefis ifade ettiği sözlerini içeren şu alıntıyla bitireyim: “Bende bulunmayan ve karakter denen şey sendin, sen olmalıydın. Karakteri olmayan veya mükemmel bir karaktere sahip olmayan bir insan ahlak bakımından az buçuk sakat demektir. Tıpkı her bakımdan sağlıklı olup da yalnızca elinin veya bacağının teki olmayan bir insan gibi. Bu tür insanlara yapay bir uzuv takıldığında yeniden iş görür, çevrelerine hizmet verebilir duruma geliverirler. Benzetme için özür diliyorum ama işte sen de benim için böylesi bir yapay organ olabilirdin... Ahlaki bir protez.”
sandor marai, insanı çok iyi tanıması, insan ilişkileri üzerine müthiş tahliller yapmasıyla en beğendiğim ve yetkin bulduğum, ne yazsa okurum dediğim yazarlardan birisidir ama bu kitabını pek sevemedim maalesef.
çoğu kitabında yaptığı gibi bu kitapta da, sadece bir günü konu alıyor yazar. gençliklerinde bir ilişki yaşamış ve yaş aldıktan sonra tekrar karşı karşıya kalan iki insan var kitapta. erkek olan, kadın karakterin de farkında olduğu üzere düzenbaz ve yalancı, kadını her anlamda sömüren biriyken kadın olansa bu aşkı aşamamış taraf. biz de bu iki insanın yüzleşmevari karşılaşmasını okuyoruz. ferasetli bir kadın olan eszter'in konu aşk olunca nasıl tavizler verdiğini, duygu dönüşümleri işlenmiş.
eszter'in mirası sanıyorum kendisinin ilk kitaplarından birisi, müthiş bir edebi gelişim göstermiş yazar. bence kendisinin kronolojik olarak bütün kitapları okunmalı. aynı zamanda sinematografik anlatımlar bana filmi çekilse güzel olabilecek bir eser olduğunu düşündürdü.
Bu eseri okumak bana çok tanıdık acı duyguları hatırlattı. Kitap ömrü boyunca tek bir adamı sevmiş olan biricik Estzer'imizin, sevdiği adam Lajos tarafından aldatılarak ablasıyla evlenmesi üzerine şekilleniyor. Ablası öldükten sonra ve evlenmelerinin üzerinden 20 yıl sonra sevdiği adamın dönüşü ile bastırdığı tüm duyguların ortaya çıkışı ve yıkılan düzeninden de parçalar buluyoruz. Bu dönüşün arkasında yine insanların ikiyüzlü,yalancı hatta dolandırıcı olarak bahsettiği Lajos'un kendisi ile getirdiği çıkar ilişkileri ve ayrılığın gerçekleri de karşımıza çıkartarak Estzer'i baştan sona kabullenişe sürüklüyor.
Her sayfasında bana apayrı bir şekilde ''yapma Eszter!!'' dedirtse dahi sevdiğimiz zaman ne kimsenin kusurlarını gördüğümüzü nede bize yapılan kötülükleri fark edemediğimiz gerçeğini de yüzümüze deli gibi vuruyor yazar.
Okurken keyif aldığım bir eserdi sadece bu eserin daha çok duygu tahlilleri ve uzun anlatımları ile daha iyi olur muydu emin değilim.
Akıcı bir roman. Yıllar önce yaşanmış ve yaşanamamışların yüzleşmesi için karşı karşıya gelen iki insan var hikayede: Eszter ve onun aşkı Lajos. Adam ablasıyla evlenmiş gitmiş. Yıllar sonra haber gönderiyor geleceğini. Adam arsız, yüzsüz, aşırı sorumsuz, pek hayırsız biri, Eszter anlatıyor bir bir. Dünyanın bütün gıcıklığını üstünde toplamış bir tip. Yanına bonus gıcıkları takmış geliyor.Biz de bekliyoruz, niye geliyor diye; ne isteyecek, ne olacak gerginliği okutturuyor kitabı. Eszter'in hatırladığından bile beter Lajos. Kırmızı Pazartesi vari, herkesin gayet emin olduğu, oluyor. İşte o noktada ben Eszter'den beklediğimi bulamadım. Sonunda tatmin olmak bir yana, hepten "yuh artık!" Ya yazar herkesin beklediği reaksiyonları verdirtmedi karaktere, veya ben karakteri iyi analiz edemedim. Marai tantanalı sonları tercih etmiyor genelde. Ne "oh olsun", ne de "tüh, yazık oldu" diyorsunuz. "Niye böyle oldu yaa?!!" diye ayrılıyorsunuz kitaptan.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben artık bir Sandor Marai bağımlısıyım. bu kitaba da bayıldım ama favorim hâlen 'Mumlar Sonuna Dek Yanar'. bu kitap da cok iyiydi, ömrü boyunca tek bir adamı sevmiş olan Estzer'in, sevdiği adam Lajos tarafından aldatılarak ablasıyla evlenmesi üzerine şekilleniyor. yazar, hesaplaşma temasını cok iyi işliyor. mutlaka okuyun.
Gonçarov'un uyuşuk ve tembel Oblomov'u, Camus'nün yaşama absürt bir pencereden bakan "Yabancı"sı, Dostoyevski'nin vicdan azabını iliklerine kadar yaşattığı Raskolnikov'u... Macar yazar Sandor Marai bu orijinal karakterlerin yanına zayıf iradeli Eszter'i de güçlü bir anlatımla konumlandırıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kahramanın bir gününü anlatan bir kitap, ne olursa olsun sevdiği adamı affedip onun için her şeyi yapan kahramanımızın dilinden anlatılan akıcı bir kitap
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sandır Marai kesinlikle kalemi çok güçlü bir yazar, İlk okuduğum kitabı Mumlar Sonuna Kadar Yanar ‘da dostluk, sadakat-ihanet sevgi-nefret ikilemlerini felsefi bir boyut kazandırarak dile getirmişti. Bu kitapta yine sevgi ve ihanet konusu iki eski sevgili arasında işlenmiş. Diğeri kadar vurgulu ve etkili olmasa da Marai’nin yazdığı her kitabın ayrı bir tadı var..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her şeye rağmen bağışlananma mümkün mü?
İnsan ilişkileri, kandırılma (belki de bilerek) ya aşk !
Eszter’in mirası kısa ve etkileyici bir eser.
Kitap eksik bir yüzleşmeyi , tek taraflı bir itirafı okuruna sunarken , hayatı aşk ve unutuluş üzerinden sorgulamaya imkan veriyor .
Sandor Marai farklı ve etkili bir yazar… Bir kitabı kaldı okumadığım ; o da az beklesin.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İşin Aslı Judit ve Sonrası ile tanıştığım yazarın okuduğum üçüncü kitabı oldu.Ancak hikaye bana çok zorlama ve çabuk bitirilmiş gibi geldi.Kitabı okurken Lajos karakterine öfke duymaktan kendinizi alamıyorsunuz