Amerika Kuşları
Amerika Kuşları

Kitapyurdu Fiyatı: 242,00TL

2Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Amerikan Kuşları
Julian Barnes'tan Geoff Dyer'a pek çok yazar övmüş Moore'u, övdükleri kadar var. "Öykü hafızası" diye bir şey var Moore'da, "Burada Sadece Böyle İnsanlar Bulunur: Ped-Onk Servisinde Düzenli Olarak Babıldayanlar" öyküsünün başlarında Bebek eve getirilir, pencereden dışarı bakar, "Güle güle dışarısı," der. Uzun bir öyküdür bu. Moore geride neredeyse hiçbir şey bırakmaz, en umulmadık anlarda basit bir ayrıntı olarak kodlanıp geçilen sözleri, nesneleri, düşünceleri tekrar işler. Çok iyi buluşlarla da yapar bunu, tersine adımlama bu kez. Diğer öykülerde de sıklıkla görebileceğimiz türden bir örnek: "Bir başlangıç, bir son: İkisi de yok sanki. Her şey öylece yere inen, içinin her yeri yağmur sularıyla dolu bir buluta benzer. Bir başlangıç: Anne, Bebeğin bezinde bir kan pıhtısı bulur. Hikâyesi nedir? Bunu buraya kim koymuştur? İçinde soluk haki bir damarı olan, büyük ve parlak bir şeydir." (s. 230) Kurmaca tahlili, hikâyeden öyküye geçiş, başı sonu belli bir metnin arayışı. Yolu, istikameti belirleme isteği sırf anlatıcının bir numarası olarak görülebilirdi, Anne'nin hem ünlü bir yazar hem de öğretmen, belki akademisyen olduğunu öğrenmeseydik. Kurgularken dönüp geriye bakmayan, düz yolda basıp giden öykücülerden değil Moore, öyküleri dikkatle okunmalı ki detaylar arasındaki mesafeyi bir anda nasıl aştığı görülsün, işçiliği takdir edilsin. "Müthiş Bir Anne"de belirgindir bu, anneliğin veya çocukluğun zirvesiyle karşılaşmayı bekleriz hikâye boyunca. Bu iki öyküyü bir grupta toplayabiliriz, aslında oldukları yere ait olmayan insanların esas aidiyetlerini ortaya çıkarma uğraşlarını anlatır bu öyküler. Bütün o hastane sürecinin derdi tasası bittikten sonra diğer ailelerle vedalaşan Anne'yle Baba arasında geçen konuşma mesela. Moore'un bir harikası da yarattığı atmosferdir. Evet. Yol hikâyeleri bir diğer gruptaysa yekün epeydir, Mack ve Quilty'nin karış karış gezdikleri "Daha İyi Yapmak İstediğin" ne hoş öyküdür. "Bazı İnsanlar Hakkında Söyleyebileceğimden Fazlası" bir anneyle kızın örtülü yüzleşmesini anlatır. Şahane öykülerdir bunlar, kitaptaki diğer öyküler de öyle. Alengirli, yer yer şamatacı üslubu Türkçeye on numara aktaran Eda İşler'e teşekkürler, çok iyi bir öykü kitabı okudum sayesinde.
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
07.05.2026
incelikli iç görülerini sahiden çok sevdim...
"Hayatta başa çıkamayacağı kadar çok şey yüklenmişti. Tanrı onu başkasıyla mı karıştırmıştı?" 2022'nin Aralık ayında Julian Barnes'ın Penceremden adlı deneme derlemesini okumuş, bir dolu övgü düzdüğü Lorrie Moore kitabı Amerika Kuşları'nı epeyce merak etmiş, Türkçeye çevrilmediğini görüp üzülmüştüm. Bundan sadece birkaç ay sonra, Şubat 2023'te Holden Kitap bu kitabı yayımlayıverdi - edebiyat tanrılarının çağrılarıma kulak verdiği kutlu bir olaydı, mutlu bir şaşkınlık hissetmiştim. Kitabı hemen aldım ama ancak okuyabildim. Sonuç: Julian Barnes haklıymış. Amerikan edebiyatıyla inişli çıkışlı ilişkimin çıkışlı anlarından birini yaşadım bu kitapla, mutluyum. 1957 doğumlu yazarın somut olarak kuşlar, soyut olaraksa annelik, ilişkiler, yalnızlık ve ölüm ekseninde birbirine bağlanan öykülerini, kullandığı alaycı ama hüzünlü dili, incelikli iç görülerini sahiden çok sevdim. Hikâyelerin her birinde muhakkak metinden geçiveren kuşlar var, kiminde bir anlığına, kiminde daha uzun rol alıyor kuşlar ama hep oradalar, kitabın adı buradan mütevellit. Bu görünen bağlantı. Bir de tematik olan var elbette. Kitaptaki on üç öykünün sayfalarından geçen insanların her biri fena halde yalnızlar. Tuhaf, ruhlarına sinmiş, kalabalıklarla tedavi edilemeyen bir yalnızlık onlarınki. Partnerlerinin yanında yalnızlar, çocuklarının yanında, ebeveynlerinin yanında. Bir tanışamama hali hâsıl tüm öykülerde, birbirleriyle bir türlü tam tanışamamış insanları okuyoruz. Ancak ölümle daha kol kola giden son üç öykü hariç kasvetli metinler değiller bunlar, Moore'un dilinde tuhaf bir alaycılık var, hayatın en karanlık anlarında bile orada bir yerde duran mizahı bulup çıkarıyor, bu da öyküleri aynı anda hem ağır, hem hafif kılıyor. Bu incelemeyi, beni bu kitapla tanıştıran Julian Barnes'in sözleriyle bitireyim madem: "Onun yaşında biri için 'bilge' sıfatını kullanmakta tereddüt ediyorum. Ama bir yazarın tam olgunluğa eriştiğini görmek her zaman heyecan vericidir. Kanatlarını çırparak havalanmak eğlendirici olabilir ama bir sanatçının göklerde süzüldüğünü görmek insana kıvanç veriyor."