"Bilmiyorum mösyo, mutluluğa katlanmak mı zor yoksa insanlar mı onu yanlış anlıyor bilmiyorum. Belki de ne tür bir mutluluğa ihtiyaç duyduklarını ya da onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar. Onu ellerinde tutmaya çalışmaktan bile yorgun düşüyor olabilirler, bilmiyorum. Bildiğim şu ki onun hakkında konuşuyoruz, böyle bir sözcük var ortada ve boş yere icat edilmiş olamaz."
Marguerite Duras'yı, onun kısa, kesik, insana nüfuz eden cümlelerini özlemişim. Kendisinin küçücük kitabı "Parkta", hacminden beklenmeyecek bir yoğunluk barındırıyor. Bir novella demek bile zor bu kitaba, bir evde hizmetçi olarak çalışan 20 yaşında bir genç kız ile ondan biraz büyük bir seyyar satıcının parkın birinde bir bankta denk gelmeleri üzerine başlayan diyaloglarından mütevellit bir kitap. Genç kız mutsuz ama başka bir hayata dair umutlu, adam ise umutsuz ama mutsuz da değil, kabullenmiş. Kafa kafaya verip hayatta bulundukları yere, sahip olmak istediklerine, beklentilerine, çaresizliklerine, dünyayı görme biçimlerine dair konuşuyorlar.
Birbirlerine sordukları sorularla diyalog yer yer epey felsefi bir hal alıyor. Duras o yalın diliyle üzerine düşünülecek bir dolu soru bırakıyor kucağımıza. Mutluluğa, umuda, arzulara, tahayüllere, şehirlere, istemeye, almaya, değiştirmeye, cesarete dair sorular. Belki de kendimize doğru sorular sormakla başlıyor her şey dedirten sorular bunlar.
Bana bu minik kitaptan kalan da bu oldu sanki: soru sormayı hatırlamak. Cevaplarını bilmesek bile.
"Hayatın henüz başlamadığını sanarız ama o aslında çoktan başlamıştır."
Seni epey seviyorum Duras.
Bitirmeden ekleyeyim; sevgili Şirin Etik'in çevirisi pırıl pırıl, pek leziz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beklentimin çok üzerinde bir okuma oldu. Diyaloglar hem su gibi akıyor hem de altındaki derinlikle sizi bir sonraki cümleye geçmeden uzun aralıklarla verdirerek düşündürüyor. Dönem dönem mutlaka tekrar okuyacağım. Her okuyuşunuzda başka anlamlar çıkarabilirsiniz.