Bu kitabı 2005'te okumuştum. Yılbaşı seyehatinde yolda geçen zamanı değerlendirmek için evden alel acele çıkarken elime bu kitap denk geldi. Bir daha okunmak için kısmeti varmış demek. Eee.. bu kadar kısmetli bir kitap yorumu da hak etti icabında ?. Diğer yolcular önlerindeki ekran ile meşgulken ben de 18'inci yy. başlarından bugüne kadar hepimizin bildiği tarihi, siyasi ve bilimsel gelişmelerin tüketim kültür ve alışkanlıklarını nasıl etkilediğini siyah beyaz bir filmi izler gibi seyrettim sanki. Böyle söylediğime bakmayın. Yazar akademisyen. Eser bilimsel. Ancak kitabın bir roman kolaylığında okunabilecek düzeyde sade, akıcı ve ilgiyi keybettirmeyen bir havası var. Bence bu bir eksiklik değil bilakis üstünlük. Meziyet, bilimi halkın anlayacağı bir seviyede sunabilmekte ?.
Eserde tarih, ekonomi ve sosyoloji birbiri içinde sarmalanmış. Bir cümleyle özetlemek gerekirse kitap 1700'lü yıllardan günümüze kadar tüketim kültürünün ekonomik ve teknolojik gelişime paralel dünya ile mukayeseli olarak Türk tüketim kültürünün nasıl değiştiğini anlatıyor. Kitabın içinde batılılaşma, modernleşme, küreselleşme, tüketim toplumu, tüketici toplum, tüketim kültürü, kapitalizim, ihtiyaç, olmayan ihtiyaçların ihtiyaç olarak algılatılması ve üretime değil de tüketim ve gösterişe yönelik çarpık ve umutsuz modernleşme çabalarından ilk otomobilin ülkeye girerken gümrükte nasıl adlandırıldğına, Türk kadınının yalnız başına çarşıya niçin ve ne zamana kadar çıkamadığına ve Batılı bir balo ve tiyatroya gitme cesaretini ilk hangi padişahın gösterdiğine kadar ve daha aklıma gelmeyen ilginizi çekecek birçok konu var. İkinci kez de olsa gerçekten çok istifade ederek zevkle okuduğum bir kitap. Bu değerli çalışmasından dolayı yazarı tebrik ediyorum.