Doğrusunu söylemek gerekirse kitapla ilgili yorumlara baktığımda taasubun ne kadar ileri derecede olduğunu gördüm.Hayret ettim.Hz.Ali gereksiz yere ön plana çıkarılmış,sahabeler yerilmiş gibi bir takım kültürel mezhepsel aklı örten ,duygusallıkla haşır neşir ilme bilgiye dayanmayan puta ,geleneğe tapınmalar sezdim.Size ehlibeytin üstünlüğünü EHLİ SÜNNET KAYNAKLARIN DAN sunuyorum.Ayrıca kuran ı kerim de peygamber efendimize inen ayetlerde münafıklardan bahsedilirken PEYGAMBER EFENDİMİZİ GÖREN HERKESİN SAHABE OLDUGUNU SÖYLEYEN AKILALMAZ ANLAYIŞI KINIYORUM.Yanlış anlaşılmasın ben burada Hz.Ali dışındaki 3 halifeyi hedef almıyorum.Ama kültürel olarak olarak kabul edilen ve saltanatttan kalma bu halifeliğe göre üstünlük sırası anlayışına akıl erdirmekte zorlanıyorum.Hele ki Hz.Hasan'ı zehirleten Muaviye gibi bir insanın sahiplenilmesini hiç ama hiç anlayamıyorum.Size tarafsız bir şekilde Mervan'ın NİÇİN vali yapıldığını vb. kısacası islam tarihi okumanızı tavsiye ederim.Tabii Muaviye nin mezarını da araştırmanızı tavsiye ederim...Ebu Hüreyrenin peygamber efendimizin yanın da geçirdiği süreyle naklettiği hadis sayısını orantılamanızı tavsiye ederim.Ve aşağıdaki ehli sünnet kaynaklı hadislerden gerçek sünnete ulaşma da ehlibeytin önemini görmeniz açısından emanet ve hadisleri alma açısından değerlendirmenizi de
EHL-İ BEYTİ SEVMEK İMANIN ALÂMETİDİR
Allah Teâlâ, müminlere Resûlü’nün sevilmesini farz kıldığı gibi onun parçası olan ve kendisine inanan yakınlarının da sevilmesini, bu şekilde Peygamber’in (s.a.v) sevindirilmesini istiyor. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:
Bismillahirrahmanırrahim
“Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum.” (Şûrâ/23)
Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, Ashâb-ı kirâmı ve ümmetim Ehl-i Beyt’in hukunu iyi koruma konusunda şiddetle uyarmıştır:
Zeyd b. Erkam (r.a) anlatıyor: Allah Rasûlü (s.a.v), Mekke ile Medine arasında Hummen denilen suyun başında bir hutbe verdi. Allah’a hamd, sena ve zikirden sonra şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beşerim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranızdan gitmem yakındır. Sizlere hukuku ağır iki kıymetli emanet bırakıyorum. Birincisi Allah’ın Kitabı’dır. Onda nur ve hidayet vardır. Allah’ın Kitabına sımsıkı sarılın. Onunla meşgul olun, onu öğrenin, öğretin; hükümlerini anlayın. İkinci emanet Ehl-i beytimdir. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. ” Zeyd b. Erkam’ı dinleyenler arasında bulunan Husayn b. Sebre,
“Ey Zeyd, Rasûlullah’ın (s.a.v) zevceleri de Ehl-i Beytten midir?” diye sordu, Zeyd (r.a),
“Tabi ki Efendimizin hanımları da Ehl-i Beyttendir. Fakat Rasûlullah’ın (s.a.v) haklarının korunmasını istediği Ehl-i Beyt, kendilerine sadakanın haram olduğu kimselerdir” dedi. Husayn,
“Onlar kimdir?” diye sorunca Zeyd b. Erkam (r.a),
“Ali’nin ailesi, Akîl’in ailesi, Cafer ve Abbas’ın âilesidir” dedi. Husayn,
“Bunlara sadaka haram mıdır?” diye sorunca, Zeyd (r.a),
“Evet” dedi. (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkıb, 9.)
Müfessirlerin imamı Fahruddin er-Râzî (rah.) demiştir ki:
“Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum”
âyet-i kerimesi (Şûrâ/23) Resûlullah’ın (s.a.v) Eh-i Beytini ve Ashabını sevmenin vacip olduğunu göstermektedir. Allah Resûlü (s.a.v) sahih hadislerinde:
“Fatıma benden bir parçadır; onu üzen beni de üzer” (Ibnu Kesir, Tefsir, VII, 201) buyurmuş, Hz. Ali’yi, Hasan ve Hüseyin’i sevdiğini belirtmiştir. Efendimizin sevdiği kimseleri sevmek, bütün ümmete vaciptir. Sonra, her namazın sonunda Hz. Peygamberin Ehl-i Beyti’ne salât ve selâm okunması, bütün ümmete emredilmiştir. Bu büyük bir makamdır; onlardan başka hiç kimseye nasip olmamıştır. Bütün bunlar gösteriyor ki, Hz. Peygamberin Ehl-i Beyti’ni sevmek vaciptir.
Efendimiz’in zevcesi Ümmü Seleme (r. anha) anlatıyor:
Resûlullah (s.a.v) Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’le yemek yedi. Yemekten sonra, onları üzerindeki elbise ile sardı ve,
“Allahım! Bunlara düşman olana sen de düşman ol; bunları seveni sen de sev!”
diye duâ etti. (Ebû Ya’lâ, Müsned, No:6951; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, IX, 166-167.)
Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’in amcası Abbas (r.a) bir gün üzüntülü bir şekilde, Efendimiz’in huzuruna geldi ve,
“Yâ Resûlellah! Kureyş bizden ne istiyor; birbirleriyle karşılaşınca güler yüz gösteriyorlar, bizimle karşılaşınca yüzleri değişiyor!” diye şikâyet etti. Allah Resûlü (s.a.v) bu hâle çok gazaplandı; yüzü kıpkırmızı oldu. Sonra,
“Allah’a yemin ederim ki, bir kalp sizleri Allah ve Resûlü için sevmedikçe o kalbe iman girmiş olmaz”
buyurdu ve şöyle devam etti:
“Ey insanlar! Kim amcama eziyet ederse, bana eziyet etmiş olur. Hiç şüphesiz bir kimsenin amcası babası gibidir.” (Tirmizî, Menâkıb, 28; Ahmed Müsned, I, 207.)
Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, Hz. Ali’ye hitaben: “Yâ Ali, seni ancak mümin olanlar sever; sana ancak münafıklar buğzeder.”
buyurmuştur.( Müslim, iman, 131; Tirmizî, Menâkıb, 20; Nesâî, iman, 19.)
İçinde Sunni kaynaklara ait hadislerin de oldugu bu bilgilerden sonra ve ilgili ayeti kerimeden sonra ortada tartışılacak bir şey kalmıyor.Size GADİRİHUM olayını hangi mezhepten olursanız olun iyi araştırmanızı tavsiye ederim.
1)EHLİ BEYT VE EHLİSÜNNET EKOLLERİ CİLT:1,2,3 ,KEVSER YAYINLARI ,ALLEME MURTAZA ASKERİ
2)ALİ,ALİ ŞERİATİ,FECR YAYINLARI
3)İMAMLAR VE SULTANLAR,MUSTAFA İSLAMOĞLU
4)NEHCUL BELAĞA,HZ.ALİ ,BEYAN YAYINLARI
5)İSLAM VE SINIFSAL YAPI,ALİ ŞERİATİ
adlı kitapları mutlak suretle öneririm. Bir kalbiniz varsa okuduğunuza belki de hayatta en fazla sevineceğiniz eserlerdir bunlar(doğru bakış açısını ve algılamayı yakalamak adına).İyi Okumalar.