"Kuru Kız" toplum tarafından ötekileştirilmiş bir kadını mercek altına alırken, toplumsal konuları da hikayesiyle harmanlıyor. Romanın ana karakteri isimsiz. Uzun yıllardır yaşadığı mahallesindeki insanlar, görüntüsü sebebiyle ona "Kuru Kız" diyor.
Erken yaşta hayatın yüklerini omuzlamak zorunda kalan karakter kaybedecek bir şeyi kalmadıktan sonra "Dünyanın Sonuna" gitmeye karar veriyor. Usuaia adıyla bilinen bu bölge buzullara en yakın yer ve dünyanın en uç kısmı.
Kitabın açılışı, karakterin Usuaia'ya gitmesiyle başlıyor. Ve hemen sonra, senelerce öncesine akıyor sayfalar ve Kuru Kız'ın çocukluk, ergenlik, gençlik ve olgunluk dönemlerinde yaşadıklarına tanıklık ediliyor. Henüz 10 yaşındayken annesini hastalıktan kaybeden Kuru Kız, bir kaza sonrası tekerli sandalyede yaşayan babası ve hırçın erkek kardeşi ile baş etmek zorunda kalıyor. Mahalle sakinlerinin baskıcı yapısı da cabası. Kabuğuna çekilen Kuru Kız asla sorgulayıcı bir tavra bürünmüyor.. Akıllı telefonla tanışması ve her şeyi merak eden bir yapıda olması onun gerçek kimliğini bulmasına sebep oluyor. Araştırıyor, izliyor ve edindiği bilgileri hayatına adapte ediyor. Mahalle sakinlerinin "aklı kıt" bir kız olarak bellediği Kuru Kız hiç de öyle olmadığını da kıvrak zekasıyla gösteriyor. 40 yaşında, hayatının baharında her şeyi ardında bırakıp Dünya'nın sonuna varınca, burada kendini buluyor.
Yazar Ayfer Tunç'un sade bir dille kaleme aldığı çağdaş edebiyat romanı "Kuru Kız", sayfaların hızla aktığı bir sürükleyicilikte, bir çırpıda bitirilesi bir formda yazılmış.
Toplumsal değerler, tecavüz, ensestlik, yoksulluk, mahalle insanları, dayak yiyen ama mutlu görünen kadınlar kitabın merkezindeki konular.
Roman klasik bir mahallede kendi halinde bir ailenin bir bir yaşama veda etmesiyle küçük yaşta büyük sorumluluk alan kızın hayatına değiniyor. Uzun boylu ve zayıf olması, ayrıca hiç evlenmemesi karakterimize mahalle ağzıyla "Kuru Kız" lakabını yakıştırıyor.
Roman, filmlerde olduğu gibi önce finali, sonra geçmişi göstererek bizleri karşılıyor. Sıradan bir mahallede komşuluk, dedikodu, içine kapanıklık hatta tecavüze uğrama gibi birbirinden farklı olaylar incelikle işlenmiş durumda...
40 yaşına kadar kendini komşularına saf gösterip, gözünü internetten araştırdığı bilgiler ile açan Kuru kız, artık kabuğundan çıkarak hayata meydan okumaya karar veriyor. Bu kararı ile yaşadıklarını tersine döndürmek için dünyanın sonuna gitmeye karar veriyor. Burada mevsimin yaz orda kış olduğu, kimsenin kendisiyle dalga geçmediği yeni bir başlangıç yeri Ushuaia...
"Hayatında hiç uçağa binmemişti.
Hayatında hiç trene binmemişti.
Hayatında hiç otobüsle uzak bir yere gitmemişti."(s. 212)
Gözünün açılmasıyla kendine yeni bir yol çizen Kuru kızı yazarımız, çocukluğundan yetişkinliğine kadar adeta gözümüzün önünde büyümesiyle taçlandırıyor...
Roman, okurlarına yakın zamana, hatta pandemi sürecine dahi değindiği için sanki birkaç yıl içinde bu olayların yaşanmışlığı hissini veriyor.
Çocukluğunun gecekondu ve çevresinde geçen herkesin mutlaka kendinden bir şeyler bulacağına emin olduğum bu romanı, şimdiden keyifle okumanızı dilerim...
Kitap ismi ve kapağının verdiği ipuçlarıyla bizleri çoğumuzun bildiği mahalle kültürü, lakap takma ve dedikodu gibi toplumu içten içe yiyip bitiren hastalık gibi, ölüme götüren imgelerle, başlangıç veriyor zihinlerimize.
Kahramanımız kuru kız. Etrafında isimsiz ama simgeledikleri ile kardeş anne baba komşu gelin, köfteci ve diğerleri. İyi mi kötü mü bilinmez varlıkları ile daima etrafı rahatsız edici bir sıkı fıkılık derdinde olan mahalle insanları.
Ufuk açıcı, umut verici.
Yaşın 40 olsa da yaşayacak, 40 yıl var diyerek dünyanın sonuna bile gidecek kadar cesur olmalı insan. Yalnızlık korkutucu olmaktan öte tercih edilesi bir özgürlük.
Sorgulayıcı bir bakış açısı ile zaman zaman üzücü bile diyeceğimiz gerçeklikte.
Müthiş bir kadın ve toplum portresi.
Ayfer Tunç aynı kalitede yazarken bu kez alıntılık cümleler yerine akıp giden betimlemeleri ile görsel bir anlatım tercih etmiş ki bu da kalemine çok yakışmış.
Kuru kız yalnız ve cesur kadınların bir başkaldırısı.
“Hayatı küçüktü, dardı ama kendi elindeydi.
İçli dışlı olunca insanlar hayatını elinden alıyorlardı. O zamandan beri uzak durmaya çalışıyordu insanlardan.” Yine yeni yeniden Ayfer Tunç. Kuru kız, hem evde kalmış kız kurusu hem de sıska cılız… nereden baksan “Kuru Kız” insanların gözünde!.. hayatını tüm aile bireylerine sırasıyla adamış bir kız… ismi yok, olmasına gerek de yok. Toplum tarafından ona zaten bir isim yakıştırılmış. Hayatta iyi hiçbir şeye layık görülmemiş. Marketten yaptığı alışveriş bile biraz lükse kaçınca başkasının alışverişini yapıyormuş gibi bir role bürünmek zorunda bırakılmış… kalbi o kadar kararmış insan var ki gerçekten bu dünya bazen yaşanılması çok zor bir yer hâline geliyor. Ayfer Tunç’un kalemine tekrar dönecek olursam yine enfesti. Yalın ama derin. Aynı anda. “Dönmek için dönüşünü bekleyecek biri gerekliydi insana, bir canlı, bir kedi bile olabilirdi, bir kanarya ya da hoş geldin diyecek bir muhabbetkuşu. Onun yoktu.” Kitapla kalın.
Son dönemlerde okuğum en kıymetli kitaptı. Kitap bittiğinde kapağını gururla kapattım. Kitapseverlerin hiç vakit kaybetmeden okuması gereken bir yapıt.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
maalesef bu kitap okuduğum tüm Ayfer tunç kitaplar arasında en zayıf olanı ki hemen çıkar çıkmaz alır okurum neden sabaha kur kuramadım dağınık basit ve Ayfer Tunç kaleminden çok uzak geldi bana bilmiyorum belki ileride bir şans daha verilebilir
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Biraz sert ama çok gerçek bir hikâye. Toplumsal baskı ve yalnızlık duygusu oldukça çarpıcı şekilde verilmiş. Okuması kolay değil ama etkisi uzun sürüyor; bitirdikten sonra bir süre düşündüren kitaplardan.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kalemini çok beğendim. Kuru Kız, yormayan sade bir dil ve akıcı hikayesiyle sevdiğim bir kitap oldu. Diğer kitaplarına da bakacağım mutlaka..
Bir kadının çocukluğundan başlayarak yaşadıkları ve kabuğunu nasıl kırdığının anlatıldığı bir hikaye. Mahallelinin aptal sandığı kızın aslında herkesi nasıl aptal yerine koyduğunu ve hayalini gerçekleştirme sürecini okuyoruz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Güzel, akıcı bir roman. Ama hayat hikayesi işlenen karakter çok karşılaştığımız bir karakter değil. Çok ilginç veya üslubu farklı bir eser değil, bana çok şey kattığını soyleyemem.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ilk kitabı bu oldu. Okurken özellikle yarısına kadar çok kasvetli ve karamsar geldi. Yazarın eski mahalle kültürünü ve çıkarcı akrabalık iliskilerini güzel yansıttığını düşünüyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok beğendim. Okuduğum Ayfer Tunç kitaplarının içinde en çok beğendiğim olabilir. Herşeyin farkında olup saf gibi davranmak ne kadar da zor geliyor insana. Okuyun mutlaka siz de tavsiye edeceksiniz. ️