"Rüyamda başucuma serçeler doluşunca uyandım."
Bu kitaptan seçilecek cümle bu değil belki ama bir yandan da tam da bu - çünkü kitabın bıraktığı naif, şiirli, rüyamsı duyguyu öyle güzel tarif ediyor ki. Dolunay Kadınları kitabı ile 2019'da Uluslararası Booker Ödülü'nü alan Ummanlı yazar Jokha Alharthi'nin son kitabı Turunç Ağacı'nı açıkçası Dolunay Kadınları'ndan daha çok sevdim. Onun kadar görkemli değil şüphesiz, daha kendi halinde bir kitap ama tam da o yalınlığı nedeniyle çok güzel, çok gerçek.
İngiltere'de okuyan, Ummanlı Zuhur adlı bir genç kadının ağzından hayatını, arkadaşlarını ama en çok da yitip gitmiş büyükannesini, "Amir'in Kızı"nı dinliyoruz. Zuhur günümüzde geçen öyküsünü anlatırken bambaşka bir kuşağın ve bambaşka bir kültürün temsilcisi büyükannesini şefkat ve yer yer pişmanlıkla anımsıyor ve anımsadıkça aslında aradan geçen iki kuşağa rağmen yaşadıkları sorunların ne kadar benzediğini ortaya koyuyor. Coğrafya kader midir bilemem ama sonuçta bu kadınların ortak çabaları ve acıları var, bunu görüyoruz.
Amir'in Kızı, tipik bir Ortadoğulu kadın. Hayatta kendisi için hiçbir şey istememiş, isteyememiş, mutluluğunu tamamen çocuğunun, torunlarının mutluluğu üzerinden tanımlamayı öğrenmiş, sevmemiş, sevilmemiş, sevişmemiş. Zuhur büyükannesinin hayatına bakıp hüzünleniyor, oradaki sorunu görüyor ama kendisi de bir yanıyla hala ziyadesiyle Ortadoğulu, kendisi için bir şey istemeyi o ne kadar biliyor acaba, mutluluğun bir "hak" olduğunun ne kadar farkında, orası meçhul. Bu tür bir toplumda kadın olarak dünyaya gelmenin tarifi zor yükünü sırtından ne kadar atabilmiş, atabilmiş mi yahut? Bunları düşündürüyor yazar.
Zamanda ileri-geri giden anlatı belki zorlayıcı olabilir ama hatırlamak tam da böyle çalışan bir mekânizma, başka türlü yazılsa olmazmış bence bu metin. Ne tam Ortadoğulu, ne tam Batılı olabilmiş bir toplumda yaşayan bir kadın olarak bana çok şey sundu bu kitap. Merak ediyorum fakat - acaba Alharthi'nin kitaplarındaki tekrarlayan bu izleklere dair Batılılar ne düşünüyor, onlar nasıl bir yerden okuyorlar? Bambaşka bir şey deneyimlediğimiz muhakkak. Belki de bu yüzden güzel ve kıymetlidir, diyerek bitireyim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aynı yazarın “Dolunay Kadınları” kitabını okuduktan sonra bir hevesle aldığım ama okumaya başladıktan sonra sadece bitirmeye çalıştığım bir kitaptı. Yavan hikayeler, derinliksiz anlatılar. Hiç önermem.
bundan 1 ay önce sıkılıp bırakmıştım kitabi yeniden şans verip okumak istedim o kadar sevdim ki o kadar zarif ve sade anlatimla ne kadar cok sey anlatıyor bitmesin istedim cok tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öneri üzerine okuduğum bu kitap beni arafta bıraktı. Sevdim ama beğendim mi bilemiyorum.
Akıcı bir dili var. Kahramanımız Zuhur babaannesinin geçmişi ile kendi bugünü arasında gidip geliyor. Bazen geçişlerde kaybolduğum, kimdeydik/nerdeydik diye tekrar okumak zorunda kaldığım bölümler oldu. Diğer kitabını da okuyacağım, umarım bundan daha iyidir.