Allahı'm, ne acayip bir kitap! Elimden bırakamadan okudum ama ne yazacağımı bilmez haldeyim. Deneyeyim.
Öncelikle bu metin, Llosa’nın minik novellası “Üvey Anneye Övgü”nün devamı, okumaya niyet edenler önce onu okusun. Üvey Anneye Övgü için şöyle yazmıştım: “Bu kitabın asıl sorusu şu bence: ‘her türlü kötülükten arınmış bir sapıklık mümkün müdür?’” Yazar burada da bu soruya çerçeveyi genişleterek yanıt aramaya devam ediyor.
İlk kitapta bir yan karakter gibi gördüğümüz Don Rigoberto bu defa kalemi eline alıyor. Her bölüm 4 kısımdan oluşuyor; ilk kısımda Tanrı anlatıcımız bize Fonchito ile üvey annesi arasındaki olayları anlatıyor, ikinci kısımda Don Rigoberto’nun sağa sola yazdığı türlü mektupları okuyoruz, üçüncü kısımda yine Rigoberto’nun erotik hikâyelerini / fantezilerini dinliyoruz ve her bölüm kimin yazdığı belirsiz bir imzasız mektupla bitiyor (bu gizem kitabın sonunda çözülüyor).
Şayet cinsellik konusunda muhafazakar biriyseniz bu kitaptan uzak durunuz. Yok bu konuda açık fikirliyseniz ve/veya kafanızın karşımasına teşneyseniz, lütfen okuyunuz. Bu kadar erotik bir metin ancak bu kadar iyi yazılabilir kanımca. Llosa’nın sekse dair her şeyi son derece direkt ifade edip yine de pornografik olmamayı başarabilmesi müthiş bir maharet kanımca. O kadar sınırda geziyor ki, insan okurken “of şu an çok rahatsız edici bir şey geliyor” diye hissediyor ve fakat yazar asla o sınırı geçmiyor. Tıpkı ilk kitaptaki gibi tabu dediğimiz şeye dair bildiklerimizi altüst edip “al sen şimdi biraz düşün bakalım bunları” diyerek bırakıyor okuru. Ahlakın, arzunun, güzelliğin doğasına dair bence muazzam sorular soran bir metin bu ve müthiş bir finalle bitiyor - başka herhangi bir final muhtemelen tüm romanı anlamsız kılardı, sonunda hikâyeyi getirdiği yere ayrıca bayıldım.
“Melek görünümlü şeytan” (öyle mi sahiden?) Fonchito karakteri ise herhalde hayatım boyunca unutamayacağım karakterlerin başlarına yerleşti. Masumiyet ve kurnazlık arasındaki çizgiyi bunca muğlaklaştırabilmek çok etkileyici bir iş kanımca.
Ezcümle: Rüyayla gerçeği, fanteziyle hakikati durmaksızın birbirine dolayan, çok usta işi bir roman. Saygılar Llosacığım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okuyucu da merak uyandıran, klişeri alt üst eden, anlatımı gayet sade olan, gerçekle rüya arasında fanteziyle sıradışılık arasında mekik ören bu kurmaca hikayeyi anlatmak hayli güç.
insanın varoluşsal amacının özünde hazzın, arzuların, sanatın, bireyselliğin ön planda olması gerektiğini savunan bir metin.
Karısına son derece aşık bir adamın iç dünyasında gezinip fantezinin derinliklerine inebilir ve oğlu Alfoso nun masumluk ve şeytanlıkları arasında bocalayabilisiniz.