6Yorum
libert
Kaşif
Gwendoline Riley’in Hayaletlerim romanı bize klasik bir anne-kız ilişkisi anlatmıyor. Büyük dramlar ya da korkunç yıkımlara yol açan travmalar da yok. Ama çocuklukta kurulamayan sağlıklı iletişimin yetişkinlikte nasıl bir savunma mekanizmasına dönüşebileceğini incelikle gösteriyor. Bridget’in annesine koyduğu mesafe ilk bakışta abartılı görünse de, bunun bir cezalandırma değil, kendini yıkıcı bir ilişkinin etkilerinden koruma çabası olduğunu hissediyor insan. Romanın en acı tarafı ise iki insanın birbirini incitmek istemesine rağmen değil, birbirlerine ulaşabilecek ortak dili hiçbir zaman bulamamaları. Kitabın en büyük başarılarından biri de İngiliz ruhunu ve dilini neredeyse her diyalogda güçlü bir şekilde hissettirmesi.
Cengiz Ozkosar
Hezarfen
guzel bir eser okurken dusunduruyor
ilkertega
Üstat
Psikolojik yönleri ağır basan bir roman, ben beğendim.
aysınım
Üstat
Travmatik sayılabilecek bir anne kız iliskisi-iletisimsizligi üzerinden ilerleyen hikayeyi anneyle de kızla da zerre empati kuramamama ve ikisinden de hoşlanmamama rağmen çok sevdim.Yalin ve gerçekçi. Yazarı takip edeceğim kitabı tavsiye
Beetle Juice
Kitapkurdu
Çocuklukta dondurulmuş olan anne-kız ilişkisinin, yetişkinlikte de çözdürülemeyecek olmasının hikayesi. Kişisel bağ kurabilirseniz, iyi bir roman kesinlikle. İlişkideki donukluk, hiçbir yere varamayan küçük taarruz, savunma ve geri çekilişler çabasızca anlatılmış.
tubinur
Kitapkurdu
Anne-kız ilişkisini merkeze alan bir hikâye. Akıcı ve kolay okunuyor. Arka kapakta Rachel Cusk sevenlerin seveceği yazıyordu, ancak ben o kadar sevemedim.