kalabalık bir evde geçirdiği çocukluğundan fragmanları içeriyor...
"Kim ne söyledi, ya da okuduğum hangi kitap etkiledi hatırlamıyorum, birkaç gün boyunca çok ciddi, çok önemli bir şey düşünüyormuşum gibi davrandım. Kardeşlerim oynamak için beni çağırdıklarında dikkatimi dağıtıyorlarmış gibi cevap veriyordum: 'Gelemem. Düşünmem gereken çok şey var.' (...) Bu davranışımın hiç kimseyi etkilemediğini görünce üçüncü gün sıkıldım."
Fakat bu resmen ben? Çocukken çok yapardım bunu, annem de cin gibi birisi olduğundan ne yapmaya çalıştığımı hemen anlayıp kesinlikle ciddiye almazdı, ben de bırakırdım. Çocukluk ne komik bir şey.
Bu sefer oldu Norah Lange, hem de çok güzel oldu. Arjantinli yazar Lange ile ilk tanışmamız pek iyi geçmemişti, yazarın okuduğum ilk kitabı olan 45 Gün ve 30 Denizci'yi pek sevmemiştim ama Çocukluk Defterleri'ne bayıldım. Kitap, yazarın kalabalık bir evde geçirdiği çocukluğundan fragmanları içeriyor. Kız kardeşleriyle, annesiyle hatıraları, çocukken aklına takılan acayiplikler, çocukça gözlemleri, korkuları, kararları.
Her biri 1-2'şer sayfalık minik öyküler gibi de düşünülebilecek metinler öyle güzel, öyle sade yazılmış ki. Yazarın ne kadar mutlu bir çocukluk geçirdiği her kelimesinden anlaşılıyor, geriye dönüp kendisine adeta bir şefkatle bakıp hatırlamasını okumak çok ama çok güzeldi. Yukarıda bir örneğini verdiğim türde, kendi çocukluğuma dair unuttuğum ama Lange'ın anımsatmasıyla hatırladığım çokça da paralellik buldum kitapta. Çocukluğa has o korkular, takıntılar, hayaller, naif fikirler. Hepsini o zaman deneyimlediği biçimiyle, bir çocuk saflığıyla yazmayı başarmış Lange, ki bu da pek kolay bir iş değil açıkçası.
Bir de annesini anımsama biçimine bayıldım. Pek bir iz bırakmamış olan mesafeli babasının aksine anne örtülü bilgeliği, dirayeti, özeni ve kudretiyle hep orada. İnsanın annesini böyle anımsayabilmesi ne hoş.
Şu cümleyle bitireyim: "Giden bir tren, gelen bir tren. Çocukluğumuz bir kasaba istasyonunda öylece kaldı."
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arjantinli yazar Norah Lange tarafından 1937 yılında yayımlanan ve kısa bölümlerden oluşan bir anı kitabı.
Yazar 1905 doğumlu, yani çocukluğu 1910-1915 yıllarına denk geliyor. O yıllarda, dört kız kardeşi, bir erkek kardeşi, dadısı ve anne babasıyla Arjantin’in kırsalında yaşıyor.
Okumaya başlamadan önce yazarın biyografi kısmını atlayıp direkt metne dalmıştım. Bu yüzden yakın geçmişte çocukluğu geçen birinin yazılarını okumayı bekliyordum. Ama ilerledikçe anlatılanlar farklı geldi. Mesela hiç ailesiyle televizyon programı anıları yok, eve atlı ve büyük şapka takan kişiler geliyor, dadı ile büyüyorlar…O zaman yazarın kaç doğumlu olduğunu öğrenmek için kitabın en başına döndüğümde her şey birden anlam kazandı.
Televizyonun bile olmadığı o dönemde çocukların kendilerini nasıl oyaladığını, dünyayı nasıl kendi hayal güçleriyle kurduklarını, insan ilişkilerini, Arjantin’in o tarihteki toplumsal yaşamını çocuk bakış açıcıyla görmek isterseniz bu kitap sizi bekliyor. @_sayfayolcusu_