Bende mi bir sorun var acaba bu ara, bilmiyorum ki? Yine büyük umutlarla başladığım bir kitabın beklentimi karşılamamasından muzdarip oldum. Meksikalı yazar Guadalupe Nettel’in, geçen sene Uluslararası Booker Ödülü’nün kısa listesine kalan “Benzersiz Kızım” romanını... nasıl diyeyim, yer yer parlak bölümleri olmakla beraber genel olarak epey ham bulduğumu söylemek zorundayım. Hem Booker’a, hem de arka kapaktaki Annie Ernuax ve Enrique Vila-Matas övgülerine rağmen üstelik, maalesef.
Şahane bir malzemeyi bence harcamış Nettel. Aslında günümüzde pek çok kadının kafasını meşgul eden temel bir konuyu ele alıyor: annelik meselesi. Anneliğe dair pek çok şeyi didikliyor, biyolojik annelik, geleneksel haliyle annelik, anne olmadan bir çocuğa annelik etme hali, özel bakım isteyen bir çocuğun annesi olmak, konular bunlar olunca elbette kadın olmak; özellikle Meksika gibi ataerkil ve kadına karşı şiddetin bunca yaygın olduğu bir toplumda kadın olmak ve hatta yalnız bir kadın olmayı seçmek. Mevzu olağanüstü leziz ama işte içerik doyurucu değil.
Bir kere Tanrı anlatıcı ve birinci tekil şahıs arasındaki geçişler çok yorucu. İkisinin bu biçimde beraber kullanılmasının okuru çok yabancılaştırdığını düşünüyorum. Yer yer sözü alan anlatıcımız Laura’ya dair ne hissediyorum diye sordum kendime, bir şey hissedemiyorum çünkü neredeyse 200 sayfanın sonunda kendisini yeterince tanıyabildiğimden emin değilim. Anne olmamayı seçen Laura ve anne olmaya karar veren ancak yaşama şansı epeyce düşük bir çocuk dünyaya getiren Alina’nın arkadaşlığı da aynı biçimde çok yüzeysel aktarılmış diye düşünüyorum. Alina’nın çocuğunun sağlıklı olmayacağını öğrendiği süreci ve girdiği sorgulamaları müthiş yazmış Nettel ama onun dışındaki bölümlerde kitap derinleşmemek için çaba sarfediyor gibi resmen. Keşke bu kadar çok hikâyeyi harmanlamak yerine daha az şeyi daha katmanlı biçimde anlatmayı seçseymiş yazar.
Neyse. Şu alıntıyla bitireyim bu huysuz incelemeyi.
“Eşini yitiren biri için özel bir sözcük vardır, bir de ana babasını yitiren çocuklar için. Oysa çocuğu ölen ana baba için böyle bir sözcük yok. Öylesine korktuğumuz, kabul edilemez bulduğumuz bir şey ki bu, adını koymamaya karar vermişiz.”
İki yakın arkadaş, yıllar boyunca çocuk sahibi olmamayı savunur. Fakat sonra biri fikrini değiştirir... Ama hayat ona nasıl bir çocuk verecektir?
Kitap daha ilk sayfalardan itibaren çarpıcı bir anlatım sunuyor okuyucuya. Duygular çok güzel yansıtılmış. Hiçbir şeyin siyah-beyaz olmadığını, hayatta kesin konuşmamak gerektiğini bir kez daha anlamış oldum. Kitapta karakterler birbirine haksızlık dahi etseler, karşılarındaki kişi vazgeçmeyerek yaralarını sarmaya devam ediyor. Bu da çok hoşuma gitti. Sağlığın ne büyük nimet olduğunu, ama bazen sağlık bile olmasa kişinin elindekilerle mutlu olabileceğini anladım. Oldukça akıcı bir kitaptı. Evet, çeviri sorunları vardı. Evet, sonu biraz öylesine yazılmış gibiydi ama bunlar bu kitaptan puan kırdırmadı bana. Kadın-erkek herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Okurken, hikâyede yaşanan duygu ve durumlara sanki birebir eşlik ediyormuşsunuz hissi uyandıran; ruhsal eşliğin ötesinde, zihninizi de olaylar silsilesinin içine çeken bir roman. “Bu durumda ben olsaydım ne yapardım?” sorusunun cevabını içinizde duyuyorsunuz. Güncel hayat akışı içinde karşılaşma ihtimali oldukça yüksek olan evlat sevgisi ve feminist düşüncelerin her ihtimalini okura sunuyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
2.5'tan 3.
bence fikir inanılmaz güzel. iki çok yakın arkadaş. çocuk doğurmaya karşılar. biri tiplerini bağlatıyor, diğeri birden fikir değiştirip çocuk sahibi olmaya çalışıyor. annelik, anne-kız ilişkisi, anne-çocuk ilişkisi, çarpık ilişkiler, engelli bir çocuğa sahip olmak, abusive bir evlilikten doğan bir çocukla annenin imtihanı, feminizm, güney amerikada kadın ve insan hakları, fakirlik ve daha nicesi. birçok konuya ve olaya değiniyor yazar kitapta ama hepsinden küçük bir an bahsedip geçiyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
iki çok yakın arkadaş. çocuk doğurmaya karşılar. biri tiplerini bağlatıyor, diğeri birden fikir değiştirip çocuk sahibi olmaya çalışıyor. birçok konuya ve olaya değiniyor yazar kitapta ama hepsinden küçük bir an bahsedip geçiyor. laura tüplerini bağlattıktan sonra ne oldu? neden bir daha kendisi gibi çocuk istemeyen bir erkek bulamadı? neden annesine tüplerini bağlattığından bahsetmedi? ve alina. ne zaman çocuk sahibi olmaya karar verdi? engelli bir çocuğa annelik yaptığı süreci çok iyi işliyor yazar ama ben bunun öncesini de görmek isterdim. her şeyiyle sonuçsuz kalıyor karakterler. sadece ana başlıklar veriliyor ama karakterlerin gelişiminin nasıl olduğu anlatılmıyor bence. bu anlamda kurgu başarılı değil. ama kitabın başlarında laura'nın çocuk istemediği ve arkadaşının hamile olduğu süreçte yaşadıklarını okumak güzeldi. çünkü tam olarak bir kimlik çatışması yaşadığını ve kendini sorguladığını gördük fakat kitabın kalanındaki anlatının tatmin edici olduğunu söyleyemem.
Bir kadın, doğmamış çocuğunun ölümüne kendisini nasıl hazırlar? Ya işler beklendiği gibi gitmezse altından nasıl kalkar? Meksikalı olmak, Meksika'da kadın olmak üzerine, toplumsal değerleri de anlatan çok etkileyici bir kitap...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anne olmakla ilgili farkli bakış açılarına sahip iki kadınin annenin deneyimlerini anlatirken oyle çok konuya deginip öyle çok sey hakkinda düşündürüyor ki.Hikaye de kurgu da çok iyi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap gerçekten çok güzel ancak çeviri kötü - garip/yanlış kelimeler, anlatım bozuklukları var. Ayrıca kitapta yer yer yazım yanlışı da bulunuyor. Kitaptan alınan keyfi epey düşürüyor bu durum.