3Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
13.05.2026
Karanlıkların Efendisi
Merhaba, ağzım burnum kanlar içinde yazıyorum bu satırları, zira Ernesto Sabato'dan dev bir dayak yedim. Buna benzer son büyük dayağımı Carlos Fuentes'ten yemiştim, Deri Değiştirmek'i okurken. Böyle şeyleri nasıl yazıyorsunuz ya? Okuru bunca zorlamak acımasızlık değil mi? Eylül Hanım ne diyorsunuz Allah aşkına, valla ne diyorum ben de bilmiyorum. Sénior Sabato ile Tünel'de "meh" duygusu ile başlayan, Kahramanlar ve Mezarları ile "ooo" dedirten yolculuğum, "vay canına" diye karşıladığım Karanlıkların Efendisi ile şimdilik sonlandı. Romana bunca benzemeyen ve bir yandan da köküne kadar roman olan çok az kitap vardır, sanırım kendisini en iyi böyle anlatabilirim. Sabato, görece konvansiyonel başladığı üçlemesinde deneysel şeyler deneyeceğinin sinyalini ikinci kitapta vermişti, burada ise arşa çıkarıyor konuyu. Kendisinin aslen fizikçi olmasına şaşmamak gerek, romanın bildiğimiz biçimleri ve dinamikleriyle bir fizikçinin maharetiyle oynamış çünkü. İkinci kitapta roman içine roman yerleştirirken, bu defa yazarı romanın içine, kahramanları kitabın dışına koyuyor. (Avignon'dan Lawrence Durrell bunu beğendi...) Sanırım kitaptaki şu bölümü buraya almak iyi olacaktır meseleyi anlatmak adına: "Söz konusu olan, romanın bunalımı mı yoksa bunalımın romanı mı? İkisi de. Özü, misyonu, değeri araştırılıyor. Ama bütün bunlar dışarıdan yapıldı. İçeriden inceleme denemeleri oldu fakat daha derine gidilmeliydi. Romancının, oyuna katıldığı bir roman. Kurgunun içindeki bir yazardan söz etmiyorum. Romanın içinde bulunanın, romanın yazarı olması gibi uç bir olasılıktan söz ediyorum. Fakat bir gözlemci, bir gazeteci, bir tanık olarak değil, bir roman kişisi olarak; ancak kendi ruhundan çıkmış olsalar da ötekilerle aynı nitelikte olan bir yazardan söz ediyorum. Kendi bileşenleriyle birlikte yaşayacak, çıldırmış bir özne olarak." Tam buradaki gibi, çıldırmış bir Ernesto Sabato'nun öyküsünü, hem yazar hem kahraman olarak okuyoruz. Sanatın da, beynin de sınırlarını zorlayan ve bence çok sıkı bir sistem eleştirisi sunan çok nev-i şahsına münhasır ve anlatılamaz bir kitap kendisi. Bunun ötesinde bir şey demek sahiden zor, bir koca deneyim olarak yaşamak gerek. Arz ederim.
BBorya
Kitapkurdu
07.12.2017
Okurken Kafka ile Beckett'i anımsamamak elde değil.
omer27
25.07.2009
Kesinlikle tanıtım yazısını dikkate almayın. Yazarın kendi yazım yaşamındaki içsel yolculuğu, Arjantin yakın tarihiyle harmanlamaya çalıştığı önceki 2 kitaplada bağlantılı(Tünel, Kahramanlar ve Mezarları) son derece sıkıcı hale gelmiş bir deneme niteliğinde. Önceki 2 kitap son derece güzel ama bu kitap için aynı şeyleri söylemek son derece zor