Bu sefer tam olmadı sevgili Samanta Schweblin. Aceleye mi gelmiş, ne olmuş bilmiyorum ama önceki kitaplarında bulduğum derinliği, katmanları, soruları ve yanıtları burada bulamadım maalesef.
Schweblin, daha önce okuduğum üç kitabından epey farklı bir hikâye kurguluyor Kentukiler'de; bir tür distopya anlatıyor aslında. Mevzu şöyle; Kentuki adı verilen, içlerinde birer kamera bulunan peluş oyuncaklar çıkmış piyasaya. Ya evinize bir Kentuki alabiliyor yahut o Kentukiyi yöneten ve içindeki kamerayla bir başka hayatı gözlemleyen kişi olmayı seçebiliyorsunuz. Aslında fikir şahane bence, çağımızın gösterme ve gözetleme ihtiyacıyla ilgili bir şeyler söylemek için nefis bir şey icat etmiş Schweblin. Sürekli izlendiğimizi, "görüldüğümüzü" bilme ihtiyacımızı, yahut başkalarının mahremine duyduğumuz büyük merakı ve dikizleme hevesimizi deşmek için büyük bir alan açtığı kesin.
Ve fakat bence Schweblin bu alanı doğru kullanamıyor. Çok sayıda kentuki sahibi ve kentuki olmayı seçen insan var romanda. Evet, çok geniş bir konu ve ele alınabileceği çok fazla açı (yalnızlık, yabancılaşma, yukarıda söz ettiğim gözetleme güdüsü, teknolojinin ve ilerlemenin sınırları vd.) ve bu tür bir şeyin doğurabileceği çok fazla sorun (sapkınlığın daha ulaşılabilir olması, türlü güvenlik riskleri vd.) var şüphesiz ama tüm bunları daha az karakter üzerinden anlatmayı, karakterlerini derinleştirmeyi seçseydi çok daha iz bırakan bir kitap çıkardı ortaya. Bu şekliyle bazı öyküler, sırf konunun belirli bir yönünü ortaya koymak için yazılmış gibi gözüküyor ve kitabın etkisini zayıflatıyor diye düşünüyorum.
Schweblin okurlarının alışkın olduğu tekinsizlik bu kitapta da mevcut ama o da seyreltilmiş şekilde karşımıza çıkıyor yine. Kötü bir kitap katiyen değil ama Samanta Hanım daha önceki eserleriyle beklentimizi arşa çıkardığı için biraz hayal kırıklığına uğradım. Şayet kendisini hiç okumadıysanız Kurtarma Mesafesi, Yedi Boş Ev ve Ağızda Kuşlar'ı muhakkak okuyunuz efendim, sonra da buna bakabilirsiniz. Arz ederim.
Romanın ortalarına doğru okuduğumun bilim kurgu olduğunu fark ettim. O kadar hayatımızın içinde ki burada anlatılan teknolojik olaylar bilim kurgu olduğunu geç anladım. Roman her yönüyle çok iyi yazılmış. Günümüzde teknolojiyle şekillenen farkılılaşan iletişim şekillerinin başımıza getirdikleri üzerine yazar çok düşünmüş. Örneğin: Huzurevinde uyanan Kentukiler'in sahipleri onları bozmaya çalışırken yaşlıların gözyaşları eşiğinde kendilerinin tek dostu olan Kentukiler'i kurtarmaya çalışması çok sarsıcıydı.
Schweblin'i dünyaya biraz daha tanıtabilmek için hep bir roman bekliyorlar ondan Kurtarma Mesafesi'ni de genelde novella olarak görüyorlar. Nedense beğenmedi eleştirmenler. Buna da romanın öykü öykü birbirinden kopuk hâlini gösteriyorlar ama çok iyi bir öykücü olan yazardan roman isteyen sizsiniz.
Roman, kim ne derse desin, çok iyi yazılmış. Böylece yazarın çevrilmiş bütün kitaplarını okumuş oldum
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın kurgusunu çok beğendim. Peluş oyuncak sahiplerini ve onları izleyenleri farklı hikayelerle anlatması bakış açımızı değiştiriyor. Akıcı bir anlatımı vardı. Günümüz yaşam tarzına da benzer yönler vardı. Okurken bazı bölümlerde insanın içini ürpertiyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
aslinda temelde anlatilmak istenen distopya etkileyici. fakat kitaptaki olagan akista bu etkileyiciligi göremedim. fazlaca cevapsiz sorum kaldi. yine de biri tarafindan surekli izlenmek , birini sürekli izlemek ve bunları isteyip istememekle ilgili farkindalik olusturdu diyebilirim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kameralı bir oyuncak. İzlenildiğini bilmek ve bile bile izlemek. Vermek istediği güzel bir mesaj var fakat olayların bazıları farklı şekilde işlenebilirdi.