Kitap Yiyici
Kitap Yiyici

Kitapyurdu Fiyatı: 151,25TL

Ürüne Git
3Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
12.05.2026
Kitap Yiyici
Bu kitabı okurken nedense çok eğleneceğimi düşünüyordum, vallahi hiç eğlenmedim. 1488'in Lizbon'undayız, Adar Cardoso ve Faustino da Silva adlı iki arkadaşın öyküsünü okuyoruz. Bu çok yaramaz ikili günlerden bir gün Gonçalves adında bir papazın eline düşüyorlar. Papaz iki çocuğu kilisesinin mahzenine kapatıp okuma öğretmek istiyor, bunu da süper bir insan olduğu için değil okursa başına bir iş geleceğinden korktuğu ama içeriğini merak ettiği bir kitabı çocuklar ona okusun diye yapmak derdinde. Fakat olaylar farklı gelişiyor, kitabın anlatıcısı da olan Adar isimli çocuk, mevzubahis sihirli kitabı yiyor açlıktan ve kitap onu kitap yemeden duramayan, şehrin kütüphanelerini altüst edecek Kitap Yiyici’ye dönüşüyor. Adar gitgide ineğe benzemeye başlıyor, geviş getiriyor, devleşiyor, ağzı büyüyor vs vs. Şehir halkı da bunu öldürmeye niyet ediyor tabii falan filan. Aslında eğlenceli olabilecek bir öykü, üstelik Orta Çağ'ın tekinsiz Lizbon'unu da çok güzel anlatmış ama bir türlü içine giremedim. Uzun uzun geviş getirme, çiğneme, yutma sahnelerini anlatmak veya rahiple çocuklar arasındaki fiziksel şiddete bu kadar yer ayırmak yerine şu büyülü kitap meselesini daha iyi kurgulasaymış, oturtsaymış keşke diye düşündüm. Grotesk olacağım diye midemizi bulandırmasaymış bir de, yine bir keşke. Rabelais'ın karşıma çok çıkan ama okumadığım ünlü fantastik güldürüsü Gargantua ile Pantagruel'e selam duran, benzer bir eser olduğu söyleniyor, Rabelais gibi Malandrin de hem güldürüyü hem ürkütücü olayları kullanarak bir hiciv koyuyor ortaya, kiliseyi ve dogmatizmini eleştiriyor ama bunu 1537'de yapmakla 2019'da yapmak arasında fark var sanki biraz. Hatta epey! Bir küçük hoşluk: yakın zamanda sevgili Talat Kırış hocadan öğrendiğim ve çok merak ettiğim Jules Michelet bu kitapta bi dipnotta karşıma çıktı, "ay, tanıyorum!" diye sevindim. Sanırım okurken keyif aldığım nadir anlardan biri de oydu zaten. Hayyam çevirilerini okuduğumdan beri büyük hayranı olduğum Kenan Sarıalioğlu'nun kusursuz çevirisine rağmen hiç olmadı, olamadı bu metin benim için.
Muzosist
Üstat
09.03.2026
1488 Lizbon’unda geçen bu tuhaf ve cesur roman, kitaplara yazılmış en sıra dışı aşk mektuplarından biri. Yoksul bir çocuk olan Adar, açlıktan bir kodeksi yemesiyle birlikte geri dönüşü olmayan bir yola giriyor: artık kelimenin tam anlamıyla kitap yiyen birine dönüşüyor. Kütüphaneler, kiliseler ve el yazmaları onun için birer sofra. Malandrin’in dili barok, taşkın ve yer yer grotesk. Metin, bilginin kutsallığını yüceltirken aynı zamanda onu fiziksel bir haz ve oburluk üzerinden sorguluyor. Kitapların sadece zihinsel değil, maddi varlığına da dikkat çeken oyunbaz bir anlatı var karşımızda. Ancak bu aşırılık herkese hitap etmeyebilir; net bir olay örgüsü arayan okur zorlanabilir. Yine de özgün fikirleri ve edebiyat sevgisini çılgın bir metaforla anlatma cesaretiyle unutulmayacak bir deneyim. Okuyunuz efendim...
breath
Kitapkurdu
21.02.2024
Kitapların da ruhu olduğunu öğreten muazzam bir anlatım.Masal tadında okunası bir kitap