Bu sene hepimiz delice bir heyecanla Agota Kristof okuduk; aklımızda aynı soru: “Nasıl bu kadar güçlü yazılabilir, nasıl?” Yazarın otobiyografik kısa metinlerinden oluşan minik kitabı Okumaz Yazmaz, bu soruyu kısmen yanıtlıyor, kısmen de soruyu daha dehşetengiz kılıyor.
Daha önce yazarın hayatını araştırdığımda henüz 21 yaşındayken, kocası Macar Devrimi olarak da bilinen Sovyet Karşıtı ayaklanmaya katıldığı için ülkeyi terk etmek zorunda kaldıklarını, hayatını İsviçre’de sürdürmek zorunda kaldığını ve ilk romanını 51 yaşındayken yayımladığını öğrenmiştim ancak
İsviçre’ye ayak bastığında hiç Fransızca bilmediğini, bu dili öğrenmek için çok çaba sarfettiğini bilmiyordum. 21 yaşına dek hiç tanımadığı bir dili, hem de sürgün olduğu bir ülkede öğrenip o dilde bu kadar büyük eserler verebilmek - aman Allahım. Soru iyice acayipleşmedi mi böylece: Nasıl ya, nasıl?
İnsanın dilini yitirmesi, kitabın adındaki gibi birdenbire okumaz-yazmaz hale gelmesinin travmasına eklenen göçmenlik travması, üstelik bu deneyimi birkaç aylık bir bebekle yaşamak. Kristof’un metinlerindeki sertliği, şiddeti, karanlığı anlamanın anahtarı burada gizli sanırım. Özellikle kısa romanı “Dün”deki göçmenlik, fabrika işçiliği, çaresizlik deneyimi epeyce kendi hayatından devşirmeymiş, insan okuyunca anlıyor. Ya da acaba Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan’daki Klaus ve Lucas, Agota ve kendisinden 1 yaş büyük erkek kardeşinden esinle mi yazılmış, aklıma böyle sorular düştü.
Sonuçta 40 sayfada epeyce çok şey öğreniyor insan Kristof’a dair, benim kendisine hayranlığım katlandı bu kitapla beraber. Hele bir de Thomas Bernhard övdüğü kısımlar var ki üf, oraları da ayrıca sevdim.
Üçlemeyi ve Dün’ü okuduktan sonra buraya gelebilirsiniz bence, geliniz hatta. Ne kadın ama ya, ne kadın!
Yazarla tanışma kitabım, bu kitap. Çeviriyi övmeden geçemeyeceğim, anlatımın nahifliğini, sadeliğini olduğunca yansıtan muhteşem bir çeviri.
Yazarın çocukluğundan anılarla başlayan, devrimin bir çocukta bıraktığı izleri, o çocuktan nasıl bir yetişkin kadına dönüştüğünü, göçmenliği, aidiyeti ve ait olamayışı yalın bir dille ve derinden anlatan anılardan oluşan bir otobiyografik eser. Ait olduğu, aşina olduğu her şeyi ardında bırakan bir kadın…Ardında bıraktıkları ve önünde uzananlar arasında kendine yeni bir yaşam inşa eden bu kadın öyküsü, azmi beni çok etkiledi. Kitapta kendi deneyimlerini anlatırken “zorunlu misafir” olduğu ülkelerde nasıl karşılandığını da anlatıyor. Yurdundan olanlar ve yurdundan sürülmeye çalışanları an be an izleyebildiğimiz bir çağda yaşarken bu yaşam öyküsünü okumak farklı bir tat verdi.
Kitabın yazarı olan Agota Kristof’un yoksulluk içinde geçen çocukluğuna, Macaristan Sovyet işgali altındayken yaşadığı ilk gençliğine, mültecilik sürecine, başka bir ülkede hayata yeniden başlama, dil öğrenmesine dair kısa kısa metinlerden oluşan, insanın içine içine işleyen bir kitap okumaz yazmaz.
Kristof'un dil öğrenme süreci kitaba adını vermesine sebep olmuş. Fransızca okuma yazması olmadığından okumam yazmam yok diyormuş çevresindeki insanlara. Fransızcayı öğrenişi, sevdiği yazarları fransızcadan nasıl okuduğu ve en önemlisi o dili nasıl kullanarak yazmaya başlamış hepsini hayretle okudum.
Kitapta en çok etkileyen kısım ise mültecilikle alakalı yerlerdi. İnsan kaçakçılarının soğuk komutları altında aşılan sınırlar, yeni bir ülkede kurulmaya çalışılan o ‘yeni’ hayat, ve o çöl..
Kısacık bir kitap, ama o kadar anlam yüklü ki.
"Başlangıçta tek bir dil vardı. Bu dil nesnelerdi, şeylerdi, duygulardı, renklerdi, rüyalardı, mektuplardı, dergilerdi. Başka bir dilin var olabileceğini, bir insan evladının anlayamayacağım bir kelime telaffuz edebileceğini hayal bile edemezdim." diyor yazar kitabında. Dört yaşında okuyabilmiş, önüne çıkan her şeyi okumuş, okumayı o kadar çok sevmiş, ama savaş, mültecilik, sığınmacı kampı, gittiği yerde dil bilmeden yaşama tutunma çabaları sebebiyle kendine okumaz yazmaz demiş. Dört yaşında okumaya başlamış, 26 yaşında yeniden okuma yazma öğrenmeye başlamış. Uzun mücadelelerle geçen bir ömrü anlatan kısacık bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısa ama derin bir okuma deneyimi.
Yazarın yaşamından kesitler; dil, aidiyet ve yabancılaşma duygusu etrafında sade bir şekilde aktarılıyor. Her cümle özenle seçilmiş, okurken bıraktığı his uzun süre akılda kalıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
hoş bir ..tadımlık..arı misali her çiçeğe konup, her çiçekle tozlaşmış ve bu çeşnilerden bu tadı çıkarmış kitabın yazarı..kısa bir kitap ama anlattıkları oylumlu, ciltler dolusu...
Bu kısa fakat yoğun kitap, Kristof’un hayatına dair çok kişisel bir metin sunuyor. Yazar, yaşamının istediği kadarını biz okurlarıyla paylaşmış ve bunu yaparken göçmenliğin getirdiği ortak duyguları ortaya koymuş.
Okumaz Yazmaz’da, yirmi bir yaşında bebeği ve eşiyle İsviçre’nin Fransızca konuşulan Neuchatel kantonuna yerleşen Kristof’un göçmenlik hikayesini okuyoruz.
Beni en çok etkileyen detaylardan biri, yazarın, doğup büyüdüğü Macarca yerine “yavaş yavaş anadilimi öldürüyor bu dil” dediği Fransızca ile yazmaya başlaması. Anadilini kaybetme korkusu ve içinde bulunduğu yeni kültürle barışmaya çalışırken yaşadığı çelişkiler, bir göçmen olarak beni çok etkiledi. @_sayfayolcusu_
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın ilk Büyük Defter Kanıt Üçüncü Yalan romanını okumuştum. Yazara vurulmuştum. Savaş, göç, siyasi baskılar zor gerçekten. Bazen arkanda bu kötü olaylardan bıraktığın sadece sevdiklerin olmuyor, ana dilin de bıraktığın, vazgeçtiğin olabiliyor. Sevdim, keyifliydi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ágota Kristóf’un dili sade ama çok etkileyici; küçük ayrıntılarla büyük duyguları aktarıyor. Okumaz Yazmaz, yalnızlık, çocukluk ve insanın kendini keşfetme sürecini derinlemesine işleyen, düşündürücü bir roman. Okurken karakterlerin dünyasına kolayca çekiliyorsunuz ve sessiz ama güçlü bir etki bırakıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısacık bir otobiyografi ama çok etkileyici. Yazarın okuduğum 2. kitabı. Diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Yeni keşfettim yazarı kalemi güçlü bir yazar. Kesinlikle alın ve okuyun lütfen
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İncecik ama çok etkileyici bir eser.yazar siyasi sebeplerle göçmek zorunda olduğu yeni ülkesinin dilini öğrenerek o dilde kitaplar yazıyor.sırf bu sebeple bile taktire şayan.göç ve göçmenlik konularına kendince derin ve samimi sorgulamalar yaparken , evli ve çocuklu bir kadının kendini yeniden var etme çabasını ve başarısını da okuyoruz.bir çırpıda okuyup bitirebileceğimiz ve etkisi büyük kitaplardan.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Keyifle okudum. Kısa otobiyografik bir eser. Okumaya gurbete öteki olmaya ve tabi ki diğerleriyle kurulan dil bağına yüklenen anlamların anlatıldığını çok güzel bir kitap
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
bir avazda yazılmış bir metin ve usta işi. Bir oturuşta okuyup hissi uzun zaman içinizde kalacak minicik bir kitap. Çocukluk, yatılı okul, sürgün ve elbette ki okumak ve dahası yazmak...