Şermin Yaşar'ın "Söyleme Bilmesinler" adlı kitabı, aile ilişkilerini sorgulayan, karakterlerin iç dünyalarını derinlemesine ele alan bir roman. Her bir karakterin kendi iç sesiyle anlattığı hikayeler, ailedeki gizli sırları ve duygusal karmaşıklıkları ortaya koyuyor. Kitap, insanların dışarıdan nasıl göründüğü ile iç dünyalarının ne kadar farklı olabileceğini gösteriyor. Yazarın sade ve akıcı dili, okurken sizi içine çekerek bir solukta bitirmenizi sağlıyor. Sonuç olarak, duygusal derinliği ve etkileyici anlatımıyla okunması gereken bir kitap.
Bu değerlendirmede, Kitapkurtlarının yapmış olduğu yorumlar yapay zeka tarafından analiz edilmiş ve özetlenmiştir.
Şermin Yaşar'ın ilk kez bir kitabını okudum. Kitaptaki hikaye daha ilk andan sizi yakalıyor. Hepimizin hayatında çok rahat karşılaşabileceği karakterler üzerine kurulmuş bu hikaye. Hayatın içinden, sıcacık, samimi bir anlatımı var kitabın. Okurken adeta karakterlerle aynı mahallede aynı ortamda yaşıyor gibi hissediyorsunuz. Anlatılmak istenen hikaye ve verilmek istenen mesaj oldukça güzel. Yazar kitapta ağdalı bir dil kullanmak yerine daha sade bir anlatımı tercih etmiş. Bu tercih de kitabı daha samimi ve daha anlaşılır kılıyor. Sade bir dil kullanmış olması ise karakterlerin içinde bulundukları duygu durumları ve karmaşaları anlamamıza engel olmuyor. Hatta aksine bu sade anlatım ve kullanılan cümleler sayesinde tam olarak o duygunun içine girebiliyoruz kolaylıkla. Bir solukta okunup bitirilecek bir kitap. Ancak kitabı bitirip kapağı kapattığınızda derin düşüncelere dalabilirsiniz. Ben kitabı bitirdiğimde kitaba sarılma isteği geldi içimden. Kitaptaki karakterleri sarıp sarmalamak istedim. Öyle bir etki bıraktı bende. Eminim sizde de benzer duygular uyandıracak. Keyifli okumalar dilerim.
Hayatta yerini dolduramayacağımız yegâne şeydir aile. Hayatımızda sorgusuz sualsiz kabul göreceğimiz tek yer ailemizin yanıdır. Bir eve rastgele bir dizi karakter yerleştirip, karşılıklı bağımlılık ve duygusal güç dağılımı arasında bir denge oluşturduğumuzda; onların bir senaryoya ihtiyaç duymadan işlevsiz aile hayatını canlandırdıklarını görürüz. Mesela büyük kardeş, ortancanın düşman dramını üstleneceği gerektiren bir rol canlandırıverir, aynı büyük kardeş, ailesine itaat edecek şekilde yetiştirilme ve aynı anda büyük kardeş olma ikileminden bir çıkış yolu arar. Küçük kardeş ise, ailenin geri kalanının bıraktığı boşlukları doldurmak için farklı pozisyonlar arasında gidip gelecektir. Ve bu sadece bir yatay çizgidir. Soy ağacındaki dikey çizgileri de eklersek her an karşılaşabileceğimiz ve alışkın olduğumuz aile diyaloglarında savrulduklarını görürüz. Bu hikâye de biraz aynı, biraz farklı noktalarla aktarılmış.
Tahmin edemeyeceği büyüklükte hayal kırıklığı yaşayan Mürüvvet Hanım, hayata dair tüm umutlarını oğlu Emin'e bağlayarak, içindeki çaresiz öfkeyi, dayanılmaz sahiplenme duygusuna dönüştürüp, Emin'in yaşamını baştan sona eline alır. O hayal kırıklığı ki daha nelere sebep olacak, kaç kişinin hayatına yön verecektir. Belki onca buhranın yaşanacağını bilse bir yerde durup düşünebilirdi, Mürüvvet Hanım. Konu hakkında yorum yapacak olsam tüm hikâyeyi açık etmekten korkarım. O yüzden aktarılan şeyin kıymetini yorumlamak istiyorum.
Şermin Yaşar kâğıda döktüğü ailenin benzersiz olmaktan ziyade oldukça tanıdık olmasını sağlayarak onu her okuyucu için yaşanmış ya da ilgi çekici kılacak bir hikâyeyi anlatıyor. Etkileşim o kadar basit ve doğal ki, hikâyenin olay örgüsüne katılıyor ve sonra bu doğallığı dejavu gibi geçmiş neslimde, dünde ya da şimdiki muhabbetlerimizde içselleştiriyorum. Sayısız kez olaylara doğrudan müdahale etmek istedim. Hatta yardım etmek, teselli etmek, ölümü ve kalp kırıklığını önlemek, kızgın gerçeği fısıldamak, acıya neden olan bencilce ruhları ısıtmak, üzüntüleri gülümsetmek, uyarmak ve umutsuzluğu defetmeyi istedim.
Şermin Yaşar’ın kullandığı dil fazlasıyla doğal, konularıysa gerçek bir ilhamla ele alıyor ve karakterlerin ve onların kaybolan dünyalarının hepimizin aşina olduğumuz tasvirini yaparken aynı zamanda yazılarına tatlı bir ironi, mütevazı bir ihtişam ve nazik bir mizah katıyor. Tıpkı kitabın başında hikâyesini ithaf ettiği karakteri Ethem'e sonunda büyük bir gizli umut, tatlı bir ses ve yaşama tutkusu kazandırdığı gibi. Beğenerek okuyacağınızı düşünüp, tavsiye etmeden geçemiyorum. Keyifli okumalar dilerim.
"Söyleme Bilmesinler
Bu aşkın bittiğini
Neden beni bırakıp
Terk edip gittiğini
Yolumuz ayrılsa da
Dost kalalım seninle
Yalan olan sevgimiz
Düşmesin el diline"
Samime Sanay'ın yıllar önce seslendirdiği "Söyleme Bilmesinler", Şermin Yaşar 'ın kitabı için bir nevi çıkış noktası olmuş... İçimizden birilerini anlatan hikayelere sahip... Hikayelere diyorum ama aslında bir bütünün parçalarını anlatıyor yazarımız. Bir ailenin fertlerini konuşturuyor kitap boyunca. Sırası gelenin içsel duygularını aktarıyor satırlarında...
Emin, Ethem ve Ekrem, Kazım ile Mürüvvet'in çocukları... Hülya, Nurten ve Sevgi ise gelinleri.
Her biri kendi içerisinde duygusal çöküşlere sahip. Her birinin geçmişinde saklı yaşanmışlıklar var.
Aynı evde yaşayan iki insan gerçekten karı koca olur mu? Aynı anne babadan doğan kardeşler gerçekten kardeşlik duygusuna sahip olurlar mı? Yıllar geçse de tutkulu aşklar biter mi? Sırrı olanın derdi çok mudur? Yazar tüm bu soruların cevabını öyle doyurucu veriyor ki tek bir eksik yan kalmıyor.
"Söyleme Bilmesinler", sıkıca örülmüş görünen aile bağlarının arkasındakileri anlatan, içimizden bir hikaye. Çözülen ilmeklerle birlikte hikaye tüm gerçekliği ortaya döküveriyor.
Şermin Yaşar'ın son yayınlanan kitabı; Söyleme Bilmesinler bir roman.
Hep öykü kitaplarını okuduğum Şermin Yaşar, bu kez dışarıdan bakıldığında birbirine çok düşkün görünen bir aileyi yazmış.
Kazım Baba, Mürüvvet Anne,
Oğulları Emin, Ethem ve Ekrem,
Gelinler; Hülya, Nurten, Sevgi...
Ve Çiğdem.
Herbirine söz veriyor yazar kurgu içinde.
Herbiri ayrı anlatıyor olanları.
Hepsinin bir sırrı var, bildiği ya da sakladığı.
Onlar konuştukça ortaya dökülüyor sırlar.
Sırlar neymiş; söylemeyeyim de bilmeyin.
Bilin de benden duymuş olmayın.
Siz okursunuz
Şermin Yaşar'ın okudum ilk eseri. Kitabı okumaya başladığım andan itibaren kapıldığımı söylemeliyim. Başlarda bir karakterin iç sesini dinlediğimde nedense diğer bireylere ait söylediklerini gerçek kabul ettim; sonrasında diğer kişileri de dinledim ve ne kadar yanıldığımı anladım, "kimse dışarıdan göründüğü, sizin düşündüğünüz gibi değildir" , bu sözü çokça duymamıza rağmen halen insanları dışarıdan gördüğümüz gibi yargılıyoruz, onları anlamaya ya da davranışlarının altında yatan nedenleri öğrenmek istemiyoruz çünkü yargılamak daha kolay... Kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim, eminim ki sonrasında kendiniz için bir çıkarımda bulunacaksınız...
Şermin Yaşar sevdiğim yazarlardan. Dili yalın, okuması kolay su gibi akıyor. Çünkü edebi olmak için öyle abartılı, süslü başı sonu belli olmayan cümleleri yok. Normalde öykü yazarıdır ki bana öyküyü sevdiren yazardır. Bu kitabında farklı bir şey denemiş. Roman türünde diyebiliriz aslında. 3 erkek kardeşin ve onların eşlerinin hayat hikâyesini konu alıyor. Olayları her karakterin ağzından yazarak anlatmış. Böylece bir olayın farklı taraflarca nasıl farklı anlaşılabildiğini çok net gözlemliyorsunuz. Aralarda öyle cümleler var ki, bir durup düşünüyorsunuz üzerine.
Bir gecede bitirdim. Dil çok akıcı ilk bölümden itibaren sizi kendine çekiyor. Ağır ve uzun betimlemeler yok, kitap okuyamıyorum diyenler bile çok rahat okuyabilir. Kitap geniş bir ailenin bireylerinin kendi hikayelerini anlattığı kısa bölümlerden oluşuyor. Bölümlerin hepsi birbiriyle bağlantılı. İnsan hikayelerinin derinlerindeki duygulara inebilen ve bunu harika bir şekilde anlatabilen güçlü bir kalem Şermin Yaşar. Etrafınızdaki hatta en yakınınızdaki insanları daha farklı açılardan gözlemlemenize sebep olabilecek bir kitap. Çocuk kitapları harikaydı, yetişkin kitabı da çok güzel olmuş devamını bekliyorum.
lk sayfalarda, Şermin Yaşar’ın rahat, içten üslubuna kapılıp gitmiştim; öylesine doğal, öylesine yaşanmış bir anlatı ki adeta bir aile sohbetinin tam ortasında gibiydim Karakterlerin kendi iç dünyalarıyla sessiz bir monologu paylaşmasını izlemek; her birinin köşesine hapsolmuş duyguları özgür bırakmak gibiydi.Roman, üç erkek kardeş—Emin, Ethem, Ekrem—ve eşlerinin bakış açılarından sürerken, her bölüm bir başka iç ses eşliğinde ilerliyor. “Herkes kendi açısından haklı,” satırları sarıyor insanı, ama bir yandan da “Kim gerçekten neyi yaşıyor?” sorusunu derinleştiriyor “Aklınızdan ‘aynı çatı altında yaşamak karı koca olmak demek midir?’ sorusu geçiyor,” diyen yorumun duygusunu çok iyi anlıyorum; her bir sayfa o kadar tanıdık ve gerçek ki Bazen “Bunlara kalsa gerçekten bir aileyiz. Her hafta yemekleri birlikte olanlar aile olur,” Sanki psikologsun ve herkes ayrı sırlarını döküyor.” Bu düşünceyi okurken çok etkilendim Roman su gibi akıyor—okurken boğazınızda o hafif buruk tat kalıyor.
Kitabın adı Söyleme Bilmesinler ama yazar her karaktere tek tek söz hakkı vererek "Söyle bilsinler..." demiş adeta. Farklı karakterler, farklı hayatlar, farklı hikayeler... Karakterler içimizden biri gibi, bize benzeyen, belki bazı yönlerden resmen biz olan, belki her gün parkta, sokakta, otobüste karşılaştığımız insanlar. Bu kitabın içinde biz varız, bizim dertlerimiz var...
Yazar herkesi ayrı ayrı konuşturarak "Herkesin bir derdi var..." diyor resmen. İnsanların hiçbirinin dertsiz olmadığını söylerken kimsenin birbirini dinlememesinden yakınıyor. Dikkat çeken nokta şu, herkes acı çekip çektiği acıdan başkasını sorumlu tutuyor ama kimsenin elle tutulur bir suçu yok. Herkes masum. Kitabın bu özelliği çok hoşuma gitti.
Akıcı bir kitaptı. Tavsiye ederim.
Çatılar hangi hikayeleri saklıyor altında derler ya; 4 çatı ve herkesin hikayesi ayrı. Hangisinin derdi daha büyük, hangisi daha haklı bilemedim. Fakat her derdin başlangıcı çocukluğa çıktı, hepsi haklıydı.
Şermin Yaşar başka bir kitabında şöyle yazmıştı : "Ayakkabı vurduğunda ayağının arkasında bir yara açılır, çorap giydiğinde o yara çoraba yapışır, çorabı çıkarttığında kabuk kopar ve tekrar kanar. İyileşmesi zaman alır. Ayakkabıyı çorapsız giyemezsin, çorapla giysen yine yapışır. Aile yaraları biraz böyledir. Yürümekten vazgeçemezsin ve attığın her adımda canını acıtmaya devam eder."
Herkesin var bir yarası, hiçbir şey göründüğü gibi değil. Sadece bazıları gizliyor, biz de güllük gülistanlık sanıyoruz her şeyi. Hele ki şimdi sosyal medya devrinde. Peki taş kalpli, aksi insanlar için hiç “Vardır bir hikayesi.” dediğiniz oldu mu mesela? Roman bir baba, üç oğlu ve eşlerinin ağzından aynı hikayenin farklı bakış açılarını sunuyor. Oldukça keyifli ve gerçekçi.
Şermin Yaşar’ın "Söyleme Bilmesinler" kitabını bir solukta okudum ve gerçekten çok beğendim. Kitap, her biri kendi içinde derin anlamlar barındıran kısa hikayelerden oluşuyor. Yaşar’ın kalemi öylesine naif ve etkileyici ki, okurken hem güldüm hem de gözlerim doldu. Karakterlerin iç dünyalarını ve yaşadıkları olayları öyle ustalıkla resmetmiş ki, adeta onların yanında hissettim kendimi.
Kitap boyunca toplumsal normlar, aile ilişkileri ve bireysel çıkmazlar gibi evrensel temalar ustaca işlenmiş. Şermin Yaşar’ın dili sade ama bir o kadar da güçlü; bu sayede hikayeler okurun kalbine dokunmayı başarıyor. Her bir öykü, hayatın farklı bir yönüne ışık tutuyor ve okuru düşünmeye sevk ediyor.
"Söyleme Bilmesinler" sadece bir öykü kitabı değil; aynı zamanda hayatın içinden kesitleri sunan bir başucu eseri. Şermin Yaşar’ın bu kitabını okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum, kesinlikle okunması gereken bir eser.
İlk defa Şermin Yaşar okudum, çok beğendim. Bir kere çok gerçekçi. Gündelik hayatta yaşanan herhangi bir olayı kimden dinlerseniz dinleyin herkesin kendine göre haklı gerekçeleri olabilir ve bazen hepsine hak veresiniz gelir ya. Kitapta da bir ailenin fertleri arasında geçmişte yaşananları ve mevcut ilişkiyi sırayla onlardan dinliyoruz ve aynı zamanda hikaye de akmaya devam ediyor. Birisinin düşüncelerine diğerinin iç sesinde cevap buluyorsunuz. Ve insanların birbirlerine karşı gerçek fikirlerini 10 saklayıp 1 konuştuğuna şahit oluyorsunuz. Bunlar gerçekçiliği artıran unsurlar. Yazarın dili çok akıcı ve hikayenin gerektirdiği ölçüde de gündelik bir dil. Psikolojik tahlil ve süslü tasvirlerin kaçınılmaz unsuru olan ağır kelime ve insanı yoran ifadelerden kaçınılmış. Hikayedeki insanları tanıttığı kadarıyla onların potansiyelini biliyorsunuz ve yazar da buna bağlı kalarak konuşturmuş insanları. Hemen bitirdim ve 2 kitabını daha aldım.
Yapılan yanlışların nesilden nesile hayatları nasıl etkileyebileceği üzerine güzel bir eser. İnsanların kendi tercihleriyle değil de "görücü" usulü evlendirilmeleri sonucu oluşan ve hayatları boyunca onların peşini bırakmayan bir "boşluk" hissi. Ayrıca, toplumsal gelenek ve kalıpların insanları nasıl birer "kültür robotu" na dönüştürdüğünü ve objektif düşünmeyi nasıl onların elinden aldığını da çok güzel özetlemiş bir kitap. Su gibi akıcı, ilmek ilmek düğümlerin açılıp önünüze serildiği, enfes bir kurgu ile yazılmış, son zamanlarda okuduğum en güzel romanlardan biri..
Editorün SeçimiBu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.Bilgi İçin
Muhteşem bir kitap… Şermin Yaşar farkındalığı yüksek, algısı açık, insanları derinlemesine gözlemleyebilen bir yazar. Kitabı okumaya başladığımda eşime dinler misin dedim, birlikte gece yarısına kadar kimi gözlerimiz dolu, kimi tebessümle kitabı bitirdik.
Yorum yazarken aklıma geldi; benim çocukluk dönemim ailemden ayrı geçmişti. Rahmetli babamla pek anlaşamazdık. Bir gün yazdığı günlüğü buldum. Benim çocukluk ve gençlik yıllarımda kendi yaşadıklarını, hissiyatını yazıya dökmüş. Kalemi aldım, altına o dönem benim iç dünyamda yaşadıklarımı yazdım, sonuna da “Herkesin bir hikayesi vardır” yazıp defteri ortalıkta bıraktım. Okudu mu bilmiyorum hiç yüzleşmedik. Keşkeler işe yaramıyor, herkes ailesinin kıymetini bilsin iyisiyle, kötüsüyle…
Yüreğine sağlık güzel kadın…
Kitaptaki en vurucu ve gerçekçi cümleyle başlamak isterim: “Bazen yirmi dört saate gereğinden fazla şey sığıyor.” Eserde bunun gibi birçok cümlenin altını çizdim; son zamanlarda okurken de bittikten sonra da etkisinden en çok çıkamadığım kitap bu oldu. Şermin Hanım’ın bundan önce hep çocuk kitaplarını okumuştum; bundan sonra diğer romanlarını da okuyacağım. Yazarın yaşanan olayları kahramanlara tek tek kendi açılarından anlattırması okuyucunun empati yapma ve diğerlerinin açısından/acısından bakma farkındalığını geliştiriyor. Kitabı çok güzel yapan şeylerin başında bu geliyor bence. Kurguda insanın kusurlarla çevrili bir varlık olduğuna, yapılan bazı hataların birçok hayatı etkilediğine, kişilerin yaşamlarında çoğu şeyin göründüğü gibi olmadığına değinilmiş. Yorumu romanda hüznünü en çok hissettiğim Ethem’in sözüyle sonlandırmak istiyorum: “Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor. Ben hep o bulanık suyun içindeydim.” Su gibi akan bir kitap, çok gerçek bir hikâye…
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aile içinde tutulan çarpıcı sırlarla dolu, Türk aile yapısını gerçekçi bir şekilde aktaran bir kitaptı. Çooook çok beğendim. Yazarın Altı Harfli Bir Tatlı kitabı da çok güzel. Kitap bitmesin diye sayfa saydım okurken.