Sakince anlatmayı deniyorum. Eylülcüm. Hadi. Kae Tempest İngiliz oyun yazarı, şair, rapçi, aktivist ve ses sanatçısı. Şiirleri iyi deniyor, olabilir, bilmiyorum. Dilimize çevrilen ilk kitabı Bağlar Üzerine, yaratıcılığa ve onun üzerinden kurabileceğimiz ortaklıklara odaklanan denemelerini içeriyor. Bu kadar. Bir tane savı var; yaratıcılık ve yaratıcı üretim bizi birbirimize bağlar, bu tüketim çağında ihtiyacımız olan derinlikli ilişkileri kurmamızı sağlar. Yani, evet, elbette? Arka kapakta “bu manifesto, mistik ve mitik bir bakış açısını antikapitalist bir bağlamla buluşturuyor” diyor. Birincisi bu bir manifesto değil, manifestolar bu kadar zayıf metinler olmaz, olamaz, olmamalı; ikincisi içinde tüketim kültürü lafı geçen her metne antikapitalist demeyelim lütfen, artık kapitalistler bile tüketim eleştirisi yapıyor, bundan daha ötesi lazım, rica ediyorum.
Gerçekten şu yukarıda yazdıklarım dışında söyleyebilecek bir şey bulamıyorum bu metinle ilgili. 140 sayfa kitapta ya 1 ya 2 cümle oldu dikkatimi çeken, o kadar. Aklımda kalan demiyorum, dikkatimi çeken. Hele ki sonlara doğru öğüt vermeye ve bilgelik saçmaya başlıyor yazar ki oralarda iyice tepem attı - “kendine bu kadar yüklenme. telefonunu bırak. kuşları dinle. sessiz bir yerde ateş yak” filan... Etiketlere fazla takılıyoruz, diyeceğim bu. Bu tür şeyleri başkaları söyleyince alay ediyoruz ama “mühim” bir sanatçı söyleyince “ooo, vay be” diyoruz - demeyelim. Kim yazmış olursa olsun, metin kötü ve sığsa kötü ve sığdır.
Bu arada çevirinin de çok problemli olduğunu söylemem lazım. “Yakın aile” ne demek mesela? Ya da “kendini kurtarılmak için çaresiz hissetmek”? Bu kadar İngilizce kokmasın çevirilerimiz, lütfen.
Böyle. Üzgünüm.