Mussolini’yi Nasıl Bilirdiniz?
Tarihçi yazar Francesco Filippi, faşizm üzerine az çok bilgisi ya da okuması olan herkesin aşina olduğu o meşhur ifadeyle eserine başlıyor: “Şayet yeterince büyük bir yalan söyler ve bu yalanı tekrarlamaya devam ederseniz insanlar eninde sonunda size inanacaktır.” Ardından kitabı yazarken aldığı konumu açıkça ortaya koyuyor: “İtalya’da hakkında en fazla yalan söylenen tarihî figürlerden biri de Avrupa tarihinin yirmi yılı boyunca hüküm sürmüş, günümüz koşullarında tarihî bir figürden fazlası olamayacak kadar geride kalmış, fakat hakkında kahir ekseriyetle olumlu bir görüntü çizilen, ona dair efsaneler üretilmeye ve yalanlar söylenmeye devam edilen Benito Mussolini’dir. (…) Muhtemel bir totaliter geleceğin inşası biraz da totaliter geçmişin rehabilitasyonundan geçer. Bu bakımdan geçmişin kendine has hakikatini ortaya çıkarmak, totaliter geçmişin geleceğimize dönüşmesini engellemenin ilk adımı olacaktır.”
İtalya’yı 1922’den 1943’e kadar yöneten Mussolini karakteri, kitapta, toprak ıslahı önderi, müteahhit, hukuk adamı, ekonomist gibi farklı yönleriyle 8 bölümde işleniyor. Eserde, temel olarak, İtalya’da Mussolini’yle başladığı iddia edilen yeniliklere, düzenlemelere veya reformlara dair söylenenlerin, doğruları ne derece yansıttığına ilişkin detaylar sıralanıyor.
Bunlardan biri, İtalya’daki sosyal refaha ilişkin düzenlemeler. Resmî olarak emekli maaş sisteminin İtalya’da uygulamaya geçişi, faşist iktidardan 27 yıl önce başlatılmış (1895). Sosyal yardımları içeren birçok uygulama da bunu müteakiben yürürlüğe girmiş. Emeklilere maaş, yaşlılık ve hastalık yardımı gibi uygulamaları kapsayan sosyal refah sisteminin, İtalyan icadı olmadığı ve Bismark dönemi Almanya’sından ilham alınarak bina edildiği satır aralarında özellikle not edilmiş (s.18 vd). Yazara göre, faşistlerin bu alana yönelik yaptıkları reform, sisteme faşizan hedefler doğrultusunda el koymaktan ibaret bir durumdur.
Mussolini’nin toprak ıslahı hamlesine dair de benzer bir tablo çıkıyor karşımıza. 1923 sonunda toprak ıslahı üzerine çıkarılan konsolidasyon yasası, Mussolini’nin kendi başına icat ettiği bir konu olmayıp haddizatında kendisinden önce başlatılan (büyük bataklık alanların kurutulması ve kamuya kazandırılması gibi) çok sayıda girişimi bir çatı altında toplamış ve bunları tekrar faaliyete geçirmiştir. Kanun, var olan uzun soluklu harcamalardan ve kamu maliyesi için külfetli görülen vaatlerden oluşmaktadır. 121 maddelik kanunun büyük kısmı, toprak sahiplerinin yükümlülüklerine ayrılmıştır. 1929 buhranı ve savaş halleri, öngörülen ve onlarca yıla yayılmış hedeflerin gerçekleştirilmesini sıkıntıya sokmuş olsa da faşistler, neticede sekiz milyon hektarlık bir alanın yarısının tarıma kazandırıldığını savunmuştur. Yazara göre, en iyi ihtimalle iki milyon hektarlık bir alan tarıma kazandırılmış olup bunun da bir buçuk milyonluk kısmı, 1922 öncesi hükümetlerin çabalarının sonucudur.
Tüm İtalyan halkını ev sahibi yapma projesi, modern karayolu ağlarının faşist dönemin bir eseri olması, hukukun üstünlüğüne bağlılık, yakın akrabaların önemli görevlere getirilmesi, dünya zevklerine karşı mesafeli olduğu söylenen Mussolini’nin malvarlığı, mafyayla mücadele, savaş sonrası bozuk liberal ekonomik düzenin mirasını devralan Mussolini’nin ekonomiye uyguladığı kemer sıkma tedbirleri, İtalyan liretini sterline karşı sabit bir kurda tutma politikası, batık yatırım bankalarının kamu parasıyla kurtarılması, halkın elindeki altının ve gümüşün toplanması, cinsiyet eşitliğinin ilerletilmesi, belli vasıfları taşıyan kadınlara oy verme hakkı tanınması, kamuda sınırlandırılan kadın varlığı ve daha nicesi. Süslü anlatımlar ne kadar doğru, efsanelerle gerçekler neler?
Yazar Filippi, son 20 yıl içinde aşırı sağ popülist partilerin, süregelen ve bir türlü çözülemeyen siyasi, finansal ve ekonomik istikrarsızlıklar nedeniyle yükselişte olduğu bir sürecin içinden geçen İtalya’da, bu kitabıyla adeta arı kovanına çomak sokuyor.
İtalya’da 2019’un en çok satılanlarından “Ama Mussolini İyi Şeyler de Yaptı”, ülkemizde, Bilal Yakup’un kıymetli emeğiyle 2024 başında Runik Kitap yayınları içinde okurlara ulaştı. Faşizme dönüş, yasa dışı göçmenler ve Avrupa'nın İslamlaşması tartışmalarıyla oldukça hareketli bir gündemi olan İtalya’yı ve faşizmi bir de Filippi’nin perspektifinden okumanın ilginç bir deneyim olacağı ve okuyanlara yorum zenginliği katacağı muhakkak.
Yazıyı, kitaptan birkaç satırla sonlandıralım: “1943 yazında yirmi yıllık bir rejimin dikkat çekici ve ani dağılışı, bir nesil boyunca yeterince insan, ‘Bakın! Kral (ya da Duce) çıplak!’ deme cesaretini gösteremediği için varlığını sürdürebilmiş olan entipüften bir anlatıya karşı duyulan büyük hayal kırıklığıyla da açıklanabilir.” (s.135)
İyi Okumalar!