1Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
13.05.2026
Sen Gittikten Sonra...
Maggie O'Farrell'ın yayınlanan ilk romanı Sen Gittikten Sonra, kendisinden -şimdilik- okuyacağım son eser oldu, zira böylece dilimize çevrilmiş tüm kitaplarını tamamlamış oldum. Bu kitap umarım tez zamanda yeniden basılır da bu rezil kapaktan milletçe kurtuluruz, sokakta okurken utandım resmen, "valla ben iyi bir edebiyat okuruyum, sandığınız gibi değil" diyesim geldi insanlara. Neyse. Bir ilk roman için sahiden iyi bir kitap bu, ilk romanı bu olan birinin sonradan Hamnet'i, Cehennem Sıcakları için Talimatlar'ı filan yazabilmiş olmasına şaşırmamalı. Ama yazarın külliyatı içinde görece zayıf kalıyor bence. Yine bir sürü kadın var, çünkü artık biliyoruz, kadınları anlatmayı seviyor kendisi ve çok da iyi beceriyor bu işi. Baş kahramanımız Alice. Çocukluğundan beri ailenin ayrıksı olanı, diğer iki kız kardeşinden çok farklı, asi, uyumsuz. Annesi Ann ile durmaksızın çatışıyor. Ann zor, çok zor bir kadın. O da yaralı, dertli, mutsuz biri aslında. (Nitekim yazar kitabı annesine ithaf ederken şöyle yazmış: "Anneme, Alice'inki gibi olmadığı için...") Bu bol kadınlı romanda bir de daha üst kuşak olan babaanne var ki asi torununu ailede en iyi anlayan o olmuş belki de. Alice John'a aşık oluyor. Ancak John'un babası oldukça dindar bir Yahudi ve bu ilişkiyi asla kabullenmiyor. Bu baskılar altında beraber olmaya çalışıyor Alice ve John, biz de onların öyküsüne eşlik ediyoruz, bir yandan da Alice'in ailesinin geçmişindeki sırrı çözmeye ve annesinin öfkesinin sebebini anlamaya çalışıyoruz. Yine zamanda ileri-geri giderek yazmış O'Farrell, ileride ne olacağını bilip geçmişte ne olduğunu bilmediğimiz o tersten akan kitaplardan biri bu da, ama insan kolayca bırakıyor kendini akışa. Müthiş sürükleyici ve kendini okutan bir roman, yazarın dili her zamanki gibi güzel ama diğer kitaplarına göre derinliksiz buldum Sen Gittikten Sonra'yı. Dediğim gibi, bir ilk roman olduğu için anlaşılır ama O'Farrell'ın burada edebi gücünü henüz kazanmadığı çok açık. Özellikle diyaloglar ve aşkı anlatış biçimi yer yer çok klişeydi. Merakla okumama rağmen biraz sabun köpüğü hissi verdiğini belirtmem lazım. Neyse, olsun, hep dediğim gibi, yazarların büyüme yolculuklarını gözlemlemek de çok güzel.