Ay bayıldım, ne müthiş bir kitap bu ya? Kirsty Bell'in Dip Akıntıları'na dair basın bülteni geldiğinde çok benlik bir şey olduğunu sezmiş ve heyecanlanmıştım açıkçası, ama böylesini de beklemiyordum. "Dip Akıntıları tarihsel bir döküm, mekân ruhuna bir saygı duruşu ve çarpıcı bir psikocoğrafya çalışması olduğu kadar kişisel ve toplumsal travmaları odağına alan, diptekileri yüzeye çağıran bir anlatı" yazıyordu bültende. "Psikocoğrafya çalışması ne ola ki" diye düşünmüştüm ama bir yandan da her ne ise çok seveceğim bir şey olduğuna dair bir sezgi de belirmişti içimde.
Haklıymışım. Psikocoğrafyanın ne olduğunu hâlâ tarif edemem ama anlamak için alın bu kitabı okuyun derim - okuyun sahiden. Berlin’de, eşi ve çocuklarıyla yeni taşındıkları evde aniden bir su sızıntısıyla karşılaşıyor Bell, bu kırılma anından sonra evliliği parçalanırken sadece evindeki değil, şehirdeki sızıntıları da kovalamaya başlıyor ve ortaya şehrin tarihine çok özgün biçimde bakan bu kitap çıkıyor. Şu kısım aydınlatıcı olabilir: "Daha ilerilere bakmaya ve geçmişin penceredeki manzaranın gösterdiği kısımlarını irdelemeye başladığımda buradaki mesajın ayn zamanda evle, mekânla, toprakla ve şehrin ruhuyla ilgili bir mesaj olduğunu kavrıyorum. (...) Binaların taşına sinmiş felaketler. Şehrin sokaklarının altından dip akıntıları halinde akan bastırılmış duygular. Yüksek su tablasının zeminine sızmaya devam eden tüketilmemiş keder."
Yaşadığı binanın tarihini araştırmakla işe koyulup koca bir şehrin fısıltılarını kağıda döküyor yazar. Aynı pencerede durup 150 sene evvel şehre bakan kadınları keşfediyor, şehrin nasıl dönüştüğünü ve dönüştürüldüğünü kovalıyor. Berlin tabii ki makus tarihi itibariyle böyle bir iş için çok uygun bir şehir ama insan okurken keşke her şehir için böyle bir psiko-kazı çalışması yapılsa da okusak diye düşünüyor, çok lezzetli zira. Sadece yazarın feng-shui ve aile dizilimi meselelerine daldığı yerlerde metinden biraz koptum, gerek var mıydı oralara bilemiyorum. Neyse, sonuçta şahane bir anlatı bu, yöntemi çok özgün, dili su gibi akışkan. Yasemin Çongar'ın çevirisi de ayrıca müthiş. Fena halde tavsiye ediyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap da Kristy Bell evindeki su tesisatı sorunları ve dağılan evliliğini, içinde yaşadığı apartmanın hikayesini ve Berlin’i hepsini bir arada ve bir bütün olarak okuyucuya hissettiriyor.
Bir psikocoğrafya çalışması olduğu kadar kişisel ve toplumsal travmaları odağına alan, diptekileri yüzeye çağıran bir anlatı demişlerdi bir yerde bu tanımın üzerine söyleyecek biz sözüm yok. Ben çok sevdim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın anlatım tarzını sevdim. Şehir romanı gibi. Bir kadının hayatı ile birlikte şehir tarihini de okuyoruz. Berlin' in kanalları, yolları, evleri, tarihi, savaşları, zenginleri vs detaylı bir şekilde anlatılmış.Kendisi hakkında daha fazla bilgi vermesini isterdim. Meraklısı için güzel kitap. her okura hitap etmeyebilir.