insanın karmaşasını, çelişkilerini öyle muazzam ortaya koyuyor ki...
"İnsan korkak olunca mutluluktan bile korkuyor. Pamuktan bile yaralanabiliyor insan. Mutluluk da insanı yaralayabiliyor."
Japon edebiyatının büyük isimlerinden Osamu Dazai (yahut gerçek adıyla Shūji Tsushima) ile tanışma kitabım oldu İnsanlığımı Yitirirken. (Soyismi tanıdık geliyorsa, kendisinin Köpekler ve Duvarlar kitabına bayıldığım Yūko Tsushima'nın babası olduğunu hatırlatayım.)
İnsanlığımı Yitirirken, yazarın 39 yaşındaki intiharından önce yazdığı son romanı. Daha önce de başarısız intihar girişimleri olan Dazai'nin hayatla kuramadığı ilişkiyi, kendisini kuşatan varoluşsal buhranları ve onu intihara götüren süreci anlamak mümkün bu yarı otobiyografik eserden - karakterler kurmaca da olsa, kitaptaki olayların bir bölümü yazarın kendi hayatından alındığı için yarı otobiyografik demek yanlış olmayacaktır.
Kitap beni çok etkiledi ancak depresif bir ruh halindeyken okusam muhtemelen çok ama çok zorlanırdım, o nedenle bu kitabı okumaya niyet ederseniz kendinizi iyice bir yoklayın derim. Çünkü kitaptaki anlatıcının çocukluğundan itibaren hissettiği yakıcı uyumsuzluk, hayatın ona uygun gördüğü rollerin hiçbirinin içine yerleşememesi hali, kendini sevdirmek, kabul görmek için icat ettiği soytarılıklara sinmiş hüzün, kendine iyi gelemediği için kimseye iyi gelemeyişinin insanda yarattığı sıkışma hissi, o bitmeyen kasvet; olmama, olamama, olduramama döngüsünün bunaltıcılığı şüphesiz ki kolay bir okuma sunmuyor.
Ama o kadar iyi yazılmış bir metin ki bu, insanın karmaşasını, çelişkilerini öyle muazzam ortaya koyuyor ki, etkilenmemek imkansız. Bir yandan arka planda Japon modernleşmesinin ve savaşın insanlara ettikleriyle "toplum" dediğimiz ve yekpare kabul ettiğimiz devasa kütlenin bireylerden müteşekkil olduğunu unuttuğumuzda hissedeceğimiz korkunç, çıkışsız, geri dönüşsüz yabancılaşmayı da ince ince aktarıyor okuruna.
Mişima, "Dazai’de sevmediğim şey, tam da kendimde en çok gizlemek istediklerimi ortaya çıkarması" demiş - o kadar haklı ki. Karanlığını ortaya dökerek insanı kendi karanlığına bakmaya çağıran sert, tekinsiz, ürkütücü ama çok güçlü bir metin bu.
İyi ki okudum. Dazai okumaya mutlaka ama mutlaka devam edeceğim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta yönünü çizemeyen bir karakterle karşı karşıyayız. Japonyadaki intihar meselesinin toplumsal, hukuki yada ekonomik olmadığını anladım. Mesele uhrevi müeyyide içeren bir dinin olmaması.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın namı mı daha önde yazarın mı diye düşündüren, ancak okuduktan sonra aslında hikayenin, yazarın hikayesi olduğu keşfiyle eşlenik bir hüzün ve üzüntüyle sonlanan kitap; İnsanlığımı Yitirirken. Ana karakter kendini öylesine iyi tanıtıyor ve çözümlüyor ki, insan hem kendisini bu kadar iyi tanıyıp hem de bu kadar iyi anlatıp ve fakat karşıt taraflarını ezip değiştiremeyip yine de açık etmesine hayret ediyor. Kafası farklı çalışan ana karakterin sarsak yaşamı, başarısız intihar girişimleri, daha da acısı birlikte deneyip yanındaki kadının “başarılı” olup kendisinin “başarısız” olmasi, alkol bağimlılığı, madde bağımlılığı, tekrarlanan intihar girişimi, insanlığını yitirdiğini düşünmesi ve en nihayetinde her seyi boşvermesi. Bu görünen hikaye. Satır aralarındaki kendi psikolojik çözümlemeleri, karakter tahlilleri, ruhsal dayanakları ve çöküşleri öyle sıradan ve subjektif anlatılmış ki, nasıl kendini hem bu kadar iyi gözlemleyip hem de şeffaflaştırıyor ve bundan çekinmiyor diyorsunuz.