Sular Yükselirken
Sular Yükselirken

Kitapyurdu Fiyatı: 264,63TL

Ürüne Git
3Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
11.05.2026
Sular Yükselirken
Anja Kampmann hem yazar hem şairmiş - bu bilgiyi kitabı okuduktan sonra öğrendim ve o kadar şaşırmadım ki. Bu müzikli, şiirli dilin nasıl mümkün olduğunu anlamış oldum, taşlar yerine oturdu. Sular Yükselirken bir yas ve hatırlama romanı - ama suyun altında bundan çok daha fazlası var. Açık denizde petrol sondajı yapan işçilerin öyküsünü okuyoruz. Bu işçilerden biri, Matyas, fırtınalı bir gecede ortadan kayboluyor ve biz sonrasında baş kahramanımız Waclaw’ın yasını takip ediyoruz. Matyas ve Waclaw arasındaki ilişki ziyadesiyle muğlak, yakın dostlar mı, yoksa romantik bir ilişki de mi var aralarında bilmiyoruz - ki zaten ne önemi var, zira onlarınkisi hayata, sisteme, sistemin acımasızlığına karşı bir yol arkadaşlığı en çok. Matyas çalıştığı sondaj platformundan geri dönmüyor, şirket onu aramıyor bile. Muhtemelen suya düştüğü ve öldüğü kabul ediliyor. Herhangi bir insan. Herhangi bir ölüm. Waclaw işte bundan sonra kendisi için “biricik” olanın sistem için nasıl “sıradan” olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor. Sarsıcı, acımasız, her şeyin anlamını yitirmesine sebebiyet veren türden bir gerçek bu. Matyas’ın eşyalarını Macaristan’da yaşayan ailesine teslim etmek üzere yola çıkıyor ve o yol uzuyor, uzuyor. Bir yandan Waclaw’ın yolculuğunu okurken, bir yandan da mütemadiyen geçmişe gidiyoruz. Çünkü yas şimdiki zamanla ve gelecekle ilişkimizi en sert şekilde koparan şeylerden biri şüphesiz, insanı sonsuz bir geçmişe hapsediyor. Kampmann bu geçmiş anlatılarını bugünden ayırmıyor, bir paragrafta bugündeyken bir sonrakinde geçmişte buluyoruz kendimizi. Başta metnin bu özgün ritmine alışmak zor olabilir ama kısa sürede içine giriyor insan hikâyenin. Zamanla kurduğu ilişkiyi çok acayip buldum metnin, bir yandan bazı detaylardan (cep telefonu gibi) günümüzde olduğumuzu anlıyoruz ama bir yandan da tuhaf bir geçmişte olma hali var. Waclaw’ın yolculuğu uzadıkça terk ettiği eski aşkı Milena’yla olan ilişkisini de öğreniyoruz. Bu kadar geniş bir coğrafyada geçen ve fakat bir yandan da bu kadar sıkışık hissettiren ve Kafkaesk bir tat veren bir roman hiç okumamıştım. Regaip Minareci çevirisi de her zamanki gibi pırıl pırıl. Çok tavsiye ediyorum.
hernevikitap
11.02.2025
Kitabın yazarı aynı zamanda şair olunca kitaptaki anlatıma lirik bir tat dahil olmuş.Ayrıca genel olarak imgelerle dolu bir anlatım var .  Waclaw, Atlantik’te bir petrol sondaj gemisi şantiyesinde çalışır.Arkadaşı Matyas onun gibi işçidir ve bir gece odasına gelmemesi üzerine bir arama çalışması yapılır. Waclaw,arkadaşının ailesine ulaşmak ve Matyas’ın eşyalarını ailesine teslim etmek için bir yolculuğa çıkar.Bu yolculuk,ülkeden ülkeye uzaklara olan bir yolculuktur ve bir o kadar da içsel bir yolculuktur. “Waclaw, çıktığı yolculuk sonrasında petrol çıkarma işine geri dönecek mi ?“, yol, onu eski aşkı Milana’ya yaklaştırdıkça bu soru ve Waclaw’ın içindeki tüm sorular yanıt bulurken,varoluşa ait tüm iç çatışmaları bir yandan durgunlaşır,bir yandan da iyice belirginleşir. Romanın fonunda petrol işçilerinin çalışma koşulları bulunur.
bhirtneybacim
Kitapkurdu
09.08.2024
Sevetek okudum mutlaka herkesin kütüphanesinde bulunmalı