Uçurum İnsanları Hakkındaki Yorumlar

İlker
23.01.2024
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar bizzat kendisinin görüp deneyimleyebileceği bir çalışma ile Büyük Britanya'da yaşanan sefalet ile zenginlik arasında yaşanan uçurumu kendi gözleri ile gördüklerini kendi ruhu ile hissettiklerini aç kaldığı uykusuz yattığı geceleri bizzat kendi ağzından anlatmaktadır. Kapitalizmin dünyayı iki keskin uca böldüğünü sermaye sahiplerini zenginliklerine zenginlik katarken emek sahiplerinin her daim ezildiği düzeni içinizi burkan yaşanmışlık ile birleştirmiştir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
öyķüm
08.12.2021
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Londranin düşkün yüzünü anlatan güzel bir eser
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Figadar
30.07.2021
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
19. yüzyıl İngiltere'si dendiğinde aklıma hep "Dışarıda azamet, içeride sefalet." sözü gelir. Bu roman, işte o sefaleti anlatan romandır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hande E.
29.03.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitaplarını beğenerek okuduğum yazarlardan biri olan Jack London, 1902 İngiltere'sinde ''Uygarlık'' kelimesinin anlamını sizlere bir kez daha düşündürüyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
in dubio pro reo
09.02.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jack London mutlaka okunur. Jack London, bu kitabı geçen yüzyılın hemen başında, "üzerinde güneşin batmadığı" Büyük Britanya İmparatorluğu’nun ihtişam ve gücünün doruğunda olduğu bir dönemde (1902) kaleme almıştır.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
x
22.10.2019
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jack London' ın güzel bir eseri. İçindekiler hayatın acı tarafları olduğu için aklınızdan çıkmayacak. Kitabın basım şeklini de ayrıca beğendim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
HAYDAR9
07.01.2017
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Zenginliğin, refahın yoksulluk üretmeden gerçekleşemediği bir dünyada, o günden bu güne neyin değiştiğini anlamak için okunmalı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
ftmnrözgür
02.12.2015
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Otobiyografik özelliklerinden mi yoksa tarihi çok yoğun anlattigindan mi bilemedim kitabı da pek sevemedim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
gazoz agacı
20.07.2015
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
toplumcu gerçekçi eser sevenler için bir başyapıt.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
bilgiyeaçım 12.12.2014
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kapitalizm seni çıldırtana kadar uyutmaz işin özüdür..Sefil insanların uyku için bile bedel ödemesi gereken bir dünya'yı anlatmış Jack London...

uyku için bedel ödemekten daha acı ne olabilir ki hayat ta ?
Yanıtla
20
0
Destekliyorum 
Bildir
Jawo 02.06.2014
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dönemin sosyo-ekonomik durumuna ışık tutan bir eser. Çukurun içindekilerle Batı Yakası'nda yaşayan insanların hayat standartları arasındaki uçurumu anı-roman şeklindeki eserinde çok güzel anlatmış. Jack London'un okunması gereken eserlerinden, tavsiye edilir.
Yanıtla
29
0
Destekliyorum 
Bildir
interkartal 23.04.2014
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Jack London'un otobiyografik eserlerinden biri. Anı-öykü karışımı bir eser olan bu kitapta yazar Londra'nın Doğu Yakası olarak adlandırılan bölümünde yaşayan insanların sefaletini, yaşam koşullarını bizzat içlerine girerek anlatıyor. Bir dönemin İngiltere'sine ışık tutması açısından faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Yanıtla
7
0
Destekliyorum 
Bildir
Güngör Beker 20.03.2007
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
London yanılmıyorsam San Fransisco Üniversitesi'ne akademisyen olarak girdikten sonra kendi projesi ve devlet desteği ile İlgiltere'ye gider.Amacı makinalaşmayla dünyanın üzerinde güneş batmayan tek ülkesi olan Birleşik krallığın o dönemde sınırlarının genişletilmesi ve yeni bina yapılsına izin verilmediği Londra varoşlarındaki hayatı anlatmaktır.Tarafsız olmak ve insanların da samimi duygularını anlamak için onlardan biri gibi giyinir bir oda kiralar ve her kaldırımında aç,hasır altına süpürülmüş,sefil,ahlaksızca yaşayan insanların dramını hiç de dramsal olmayan bir teknikle London'a yakışan -harbilikte- anlatır.İçinde pekçok gerçek öykü var.Hem emperyalizmin iç dünyasını hem de daha kötü bir "hayat olabilir mi"nin cavebını arayanlar için enfes bir kitap
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
Yazarın birebir yaşadığı olayları kitaplaştırması. 1900'lü yılların en büyük ve güçlü devleti (sözde) İngiltere de, insanların sefaletini anlatıyor. Uçurum; Londra'nın doğu yakasının halk arasındaki ismi. Sokakta açlık ve sefalet içindeki insanlar, düşkünler evindeki rezillikler, yaşam koşullarının berbatlığı v.b....
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Ömer Gün 08.01.2007
İngiltere'nin (daha doğrusu batının)çürümüşlüğünü gözler önüne seren cesur bir eser. Türk ve müslüman olduğuma binlerce kez şükür ettirdi bana. Aile kavramı, dede,nine,amca,yeğen... dayanışması bizim öz kültürümüzde var, yardım dileyene yardım eli uzatmak bizim mayamızda var. Batı hayranları bunu mutlaka okumalılar.
Yanıtla
7
1
Destekliyorum 
Bildir
Rusmir 28.02.2006
Durup düşündüğümde kitabın kapağını tersinden kapatırken, ne

kadar şanslı olduğumu fark ettim. Hayata dair farkına varmam

gerekenlerden haberdar olmuştum. Bir ekmeğin, bir bardak

suyun ne denli öneme haiz olduğunu kavramış bulundum.

Dünyanın bizden ibaret olmayan başka bir yanı daha var.

Koşup, eğlendiğimiz; tatmin olmadığımız olay ve zamanlarımız

haricinde hayatın manasını gerçekten idrak ettirecek olaylar

var şu dünyada.

Bir zamanların muazzam gücü meğer evinde kendi yurttaşlarının

ayağında bir pelesenkmiş. Kitabı okurken, polisiye bir

romanın güçlü kurgusundan kesit edilmiş izlenimine

kapılacaksınız benim gibi bu yüzden. Birleşik Krallığın

aslında içinden çürümüş yanını keşfedeceksiniz.

"Uçurum İnsanları" esasında bir hikaye değil ya da herhangi

bir kurguya dayanmıyor. Olayların tümü Jack London'ın kendi

ağzıyla aktarılan gözlemlerinden ve okuduklarından oluşuyor.

Bu sebeple bu eseri, yazarın yazmış olduğu diğer kitaplardan

ayrı bir noktaya asmak gerekiyor. Jack London esasında

zamanesinde, yıldızlı ve tatminkar olmayan bir hayatı

sürdürenlerin bir top atımlık mesafede yaşanan dramların

farkına varması amacıyla kalemine sarılmış. Olaylar

İngiltere'den ve İngiltere'nin bu döneminden söz ediyor.

İngiliz asillerine yazılmış bir kitap ise, bu devirde bu

mekanda ne işimize yarayacaktır bu kitap diyebiliyorsanız;

kitabın yalnızca açıklama kısmını okumakla yetinmiş

olduğunuzu söyleyebilirim.

İnsanın layık olmaması gereken olayları okuyorsunuz çünkü.

Birleşik Krallığın bir imparatorluk olarak adlandırıldığı bir

vakitte Yarımadanın merkezinde milyonlarca insanın açlıkla

boğuştuğunu öğrendiğinizde nutkunuz tutuluyor. Şahsen benim

tutuldu. İnsanların yaşadıkları yerler, yedikleri yiyecekler,

fikirleri, zikirleri... çürümüş bir bedenin kokusu kadar

iğrendiriyor sizi.

Çağımızda, ojeli tırnakalarının prepekasyona uğramasından

dolayı bunalıma giren bayanları,ders notlarıyla cebelleşirken

-bir hatadır- yetiştirilemeyen bir sınav kağıdının ardından

dökülen gözyaşının sahibini, yaşamlarında parayı -içten içe-

önceliklerinin önceliği haline getirenleri, saçlarını jöleye

boğarken önünde akan musluk suyunu kapatmaya üşenenleri,

başkalarının yaşantılarına bakıp kendi yaşantısından muzdarip

olan kimseleri... ve daha aklınıza gelen bin türlüsünü bu

kitapla cezalandırmak olası sillelerin en olanaklısıdır ki;

yaptıklarından utanmalarını sebeplendirecek bir buluştur.

Teoride düşünüp de uygulayamayacaklarımızdan da bahsetmiş

London. Aynı isimli şehirde yaşananların "uygarlıktan"

kaynaklanan bir sorun olduğunu belirtmiş. Yorumlarını bırakıp

geri çekilirken "vahşi" bulduğu kabilelerdeki yaşamı Doğu

Londra'da yaşananlardan daha katlanılabilir bulmuş. Hak

vermemek çok zor.

İstanbul'un doğusunda parası olmadığı için, ölen çocuğunu

evinde üç hafta tutan bir bayan mevcut olsaydı, bu bize ait

"neleri" kanıtlardı?

Şu bilgisayar başında ilkin utanıp ardıdan unutacağımız bir

konu bu. Dünyanın bir çok yerinde insanlar halen daha aç,

halen daha mutsuz; sadece "yaşamayı sürdürmek" layık

görülüyor onlara. Türkiye'de yaşayanlar olarak sorunun

kökenini takip etmemiz ve ona ulaşmamız gerekmez mi?

Ne kadar basit gözüküyor değil mi? "Bir" insanlığın bunu

gerçekleştirmesi için öncelikle "insanlığı" öğrenmesi;

sonrasında insanlığı anımsamaya devam etmesi gerekir.

İnsalıktan öğreneceğimiz ahlak, bizleri tümden, mevcut durumu

sefaletlik olan insanların yaşamlarıyla ilgilenmeye

itecektir. Ahlaklı olmak durumundayız. Mutluluğumuzu

arttırmak içinse "kıyas noktamızı" "uçurumun insanları"na

konumlandırmalıyız. Böylece, inanın, hissettiğiniz mutluluk

ve hatta şükür duygusu misliyle nasiplenecektir.
Yanıtla
8
0
Destekliyorum 
Bildir