Türk klasikleri içinde en beğendiklerimden birisidir. Farklı hkayeler anlatılmasına rağmen sonunda güze bir şekilde bağlanmıştır. Tasvir ve kişiler iyi bir şekilde anlatılmıştır.
Kitap bir arkadaşımın bana hediyesi olarak elime geçti. Türk Klasikleri içinde hak ettiği yerde olduğunu düşünüyorum. Elinizden bırakamayacağınız bir kitap değil fakat sıkılıp da kenara bırakacağınız bir kitap olduğunu da sanmayın. O zamanlar kitaplar yaklaşık elli sayfalık cüzler halinde yazılıp gazete bayilerinde satıldığı için okuyacağınız kitap dört cüzün birleşmesinden oluşmuş bir kitaptır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ahmet mithat efendinin romanları çok güzeldir.okurken merak uyandırır.osmanlı döneminde ilk roman yazan insanlardan biridir.çengi romanınıda çok zevk alarak okudum.bu kitabı okuyanların acaip-i alem romanınıda okumalarını tavsiye ederim.<br />
Çengi, Türk edebiyatının klasik eserlerinden biri olmasına rağmen kıymeti günümüzde bilinemiyor ne yazık ki. Kitabın sonunda okuru büyük bir sürpriz bekliyor. İnanın, okuduğunuza değecek bir yapıt.
A.Mithat Efendi'nin "kıssadan hisse" veren kitaplarından biri Çengi. Roman dört kitaptan (kısım, bölüm) oluşmuş. Birinci kitap İstanbul'da Don Kişot, ikinci kitap Aşık Baba, üçüncü kitap Vur Patlasın Çal Oynasın, dördüncü kitap Vur Patlasın Çal Oynasın Âleminin Ertesi Günkü Pişmanlığı başlığıyla verilmiş. Kitaba ismini veren çengi Sümbül Hanım, Cemal Bey ve Melek Hanım'ın başlarından geçenlerin anlatıldığı bol oyunlu, Türk filmi tadında yine klasik A.Mithat efendi tekniğiyle ( arada kendi fikirlerine, nasihatlarına yer verdiği, eserin tamamında kendine özgün anlatım tekniğiyle) yazılmış önemli bir A.Mithat Efendi klasiği. Romanın ilk bölümü "İstanbul'da Bir Don Kişot"da Cervantes'in Don Kişot karakteri gibi okuduğu kitapların etkisinde kalıp hayal âleminde yaşayan Daniş Çelebi'nin hikayesi anlatılmış. Daniş Çelebi'nin evliliği, çocuğu... İkinci bölümde "Aşık Baba" başlığı altında Canberd Bey adında evinden hiç dışarı çıkmayan bir adam ve gözü gibi sakındığı, kıskandığı kızı Melek'in hikayesi... Bu iki bölüm konu olarak birbirinden bağımsız iki hikaye olarak gözükse de üçüncü bölümde karakterler bir araya geliyor. Üçüncü bölümde "Vur Patlasın Çal Oynasın" da Osmanlının çengili, sazlı sözlü eğlencelerinin meşhur ismi Sümbül Hanım, kızı Melek Hanım ve Cemal Bey'in ( dördüncü bölümde Melek Hanım'la birlikte asıl kimlikleri açıklanıyor) hikayesi. Dördüncü bölümde ise olayların iç yüzü ve gerçek kimlikler açıklanıyor. Romanın kurgusu böyle, konuya gelince: Çengi Sümbül Hanım kendisini tanımayan mirasyedi oğlunu yola getirmek için önce onu Canberd Bey'in kızı Melek Hanım'la tanıştırır ve Melek Hanım'la birlikte olabilmek gayesinde olan oğlu Cemal Bey'e önce servetini kaybettirir, fakir düşürür, sonrasındaysa Cemal Bey'in terbiye edildiğine kani olduğunda Cemal Bey'in kaybettiğini sandığı servetini ona geri verir. Cemal Bey böylece malının kıymetini öğrenmiş, hem de annesi ve sevdiği Melek'e kavuşmuştur. Türk klasiklerini sevenlere...