İntibah, uyanış, göz açıklığı demektir. Kitabın adı Son Pişmanlıktı. Yazarın içinde bulunduğu durum göz önüne alınarak romanın ismi intibah olarak değiştirilmiş, Sergüzeşt-i Ali Bey önsözü ile yazarın ismi yazılmadan yayınlanmıştır.
Romanın konusu günlük hayattan alınmıştır.Ali Bey’ in başından geçenler anlatılır.Türk edebiyatının ilk romanlarından biridir.Romantizm akımının etkisi altındadır. Roman kahramanlarının duygu ve davranışları olağanüstü bir şekilde anlatılmıştır.Kahramanlar ya çok iyi veya çok kötüdür. Bu da onları tek yönlü yapar.Bu tek yönlü oluş romanın sonuna kadar devam eder. Kişilerin tek yönlü oluşu, okuyucu üzerinde onların hayalsi kişiler olduğu izlenimi bırakmaktadır.Yazar okuyucuyu ve toplumu eğitmek amacı güder.Olaylardan sürekli ahlaki anlamlar çıkarmaya çalışır. Yazar doğulu anlatım tarzını bırakmış, kendisine batılı anlatım tarzını örnek almıştır. Bunun yanında doğu edebiyatı geleneklerinden de tamamen kurtulamamıştır. Divan edebiyatından da bilinçli olarak yararlanmıştır. Yazar, batı romanındaki örneklere uyarak gözlem yapmak istemiş, bu şekilde olayların geçtiği yerleri gerçekçi bir tutumla anlatmak istemiştir. Ancak, bunları olay örgüsü içinde eriterek anlatmayı başaramamış, bu yüzden bütünlük sağlayamamıştır.Yazar, konu dışına çıkarak okuyucuya sesleniyor. Yazar önce kendi beğenilerini anlatıyor. Aşağıda, Çamlıca’ nın tasviri yer almaktadır.
’’ İstanbul’ u görenler bilirler ki Çamlıca köşkü, ruha ferahlık vermekte ilkbahardan aşağı kalan gelip geçici güzelliklerden değildir. İstanbul denilen güzellikler toplamındaki her türlü benzersiz yeri bir bakışta gösterecek bir nokta ise çamlıca’ dır; Boğaziçi’ nde bir büyük orman ya da bir küçük körfez yoktur ki Çamlıca’ nın ayağı altında olmasın. ( sayfa 39 ). Çamlıca’ ya cennet-i ala’ nın yere inmiş, küçültülmüş bir örneği denilse uygundur. Bundan yaklaşık olarak sekiz yıl önce, orada bir gündoğumunu seyretmiş idim. Gökyüzünden yere nur yerine ruh yağıyor diye düşünmüştüm ( sayfa 40 ). Cumanın , pazarın dışında bir açık ya da yağmursuz, kapalı havalı bir günde Boğaziçi gezintilerinin hemen hepsini ve özellikle baharda Çamlıca’ yı severim ( sayfa 41 ). Kırın birbirine benzemez nice yüz bin renk ve şekillerine dalmayı hangi göz vardır ki arzu etmez. İşte, bütün insanların gezmeye olan eğilimi Ali bey’ de dahi vardı ( sayfa 42 ).''
Tasvirler süsleme olarak yer almış, olayın bir parçası, gelişimine yarayan bir öğe olarak kullanılamamıştır.Eşyalar dekor tasviri olarak yer almış, eylem dışı hareketsiz, cansız anlatımlardır.
’’Kara tarafına olan duvarın ortasına ve büyük pencerenin karşısına rastlayan kapıdan girildiğinde, pencereden uzak olan sağ duvarın bahçe tarafındaki köşesinde ince beyaz tül ile örtülmüş yataklık, yataklık ile denizi gören pencerenin arasında birkaç sandalye, büyük pencerenin önünde boy aynasıyla, çifte fanuslu çalar saatiyle bir bakımlı çiçeklik, sola düşen ve bahçeyi gören iki penceresi olan duvarın deniz yönündeki köşesinde bir kanepe ve beriye doğru gene birkaç sandalye ile kapı tarafındaki köşesinde bir aynalı dolap, kapının iki yanında dahi bahçenin sokak kapısı tarafındaki yönünü gören iki pencere görünüyordu ( sahife 123 – 124 ).’’
Yazarın amacı okura bir ders vermek, mutluluğu evin dışında aramanın getireceği felaketler konusunda okuru uyarmaktır.
Ali Bey : Yirmili yaşlarda zengin ve yetim bir delikanlıdır.İyi eğitim görmüş olmasına rağmen dış dünyaya açılmadığı için toydur.Bir de bazı şeylere, çok küçük bir şey de olsa, büyük bir şey de olsa ona tutku ile bağlanır ve gözü o bağlandığı şeyden başkasını görmez, dünyayı unutur, bütün ilgisini ona yöneltirdi. Doğru yoldan saparak bir kötü kadına kapılır ve başına felaketler gelir.
Mehpeyker: Tutkuları yüzünden herkesin mutsuz olmasına yol açan düşmüş kadın.Romanın sonuna kadar çok kötüdür. Mehpeyker, olumsuz kötü gösterilen bir kişilik olmasına rağmen gerçek insana en yakın kişiliktir. Romanın en canlı kişisidir. Namık Kemal Mehpeyker’ i biraz daha açsaydı, onun çok az değindiği geçmişini ve o zamana kadar yaşadığı değişimleri daha çok anlatsaydı, gerçek anlamda bir roman kişisi yaratabilecekti.
Dilaşub : Güzeller güzeli, namuslu, masum cariye kız.Romanın sonuna kadar çok iyi. Başına ne gelirse gelsin, öleceğini bilse asla inancından ve iyi niyetinden taviz vermez. Düşüncesizce, gereksiz bir şekilde hareket eder bu da hayatının sonu olur.
Namık Kemal, istibdat döneminin sorunları ile uğraşmış, tanzimat döneminde de toplumu eğitmeyi kendisine amaç edinmiş, edebiyatın her alanında eserler vermiştir.
Bu arada sürgüne gönderilmiş, zindanlarda yatmış, arkasına bakmadan ilerlemiş, bu yüzden yazdıklarını tekrar değerlendirip düzenleyecek vakti olmadı sanırım.
Namık Kemal, İntibah romanını Magosa’ da sürgünde iken yazmıştır.
İntibah romanı, yazıldığı döneme ve içinde bulunulan şartlara göre, bence güzel bir roman. Herkese tavsiye ederim.