Macaristan'ın Hikayesi & Başlangıçtan On Dokuzuncu Asrın Ortalarına Hakkındaki Yorumlar

Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
zafer saraç
25.08.2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Avrupa'nın Sahnesinde Bir Türk Kavmi Macarlar
Asya’dan Avrupa’ya yol alan milletlere dair tarih anlatılarından belki de en efsanevi olanı Macarların hikayesidir. Asya’nın merkezindeki olumsuz şartlara bağlı olarak rotasını Avrupa’ya çeviren Hunlar Karadeniz’in kuzeyinde bir süre konakladıktan sonra 4 ve 5. yüzyıllarda deyim yerindeyse balyoz gibi Avrupa’nın doğusuna inerler. Bu göç hareketi sıradan bir tarihi olaymışçasına vasıflandırılmayacak kadar önemlidir. Zira Avrupa’nın bugünkü siyasi görünümü bu olayla başlamış olup (Kavimler göçü), sonucunda Batı Roma’nın yıkılmasına değin devam edecek bir süreç başlar.

Avrupa’da köklü değişikliklere neden olan bu olayın baş aktörleri Hunlar yani Türkler ve onlardan köken alan Macarlardır. Avrupa milletler dairesinde Macarlar, kökenleri ve kendilerine asalet katan özellikleriyle ayrı bir hususiyete sahiptirler. Asya kökleri bariz olan bir milletin Hristiyanlığı kabul etse dahi Avrupa’ya layıkıyla kabul edileceği ve benimseneceği muammadır. Bu yüzden Macar ilim adamları, kendi kökenlerine dair sağlam araştırmaları yürüterek, bu manada ilim dünyasında söz sahibi olmayı başarmayı kendilerine hedef edinirler. Birçok Macar Türkolog üzerine düşen araştırma görevini yerine getirerek, milletlerinin tarihini en başından beri kaleme alır. Arminius Vambery de bunlardan birisidir.

Vambery Türkolog unvanının altını en iyi dolduracak şekilde bir birikime ve bilimsel tecrübeye sahiptir. Onun araştırmacı vasfı büyük bir Türk kavmi olan Macarları tarih sahnesine çıktıkları ilk günden, 19. yüzyılın başlarına kadar deşifre edecek yetkinliği kendisine kazandırır. Vambery İngilizce kaleme aldığı, ele alınan eseriyle Macarları, Amerikan ve İngiliz entelektüel camiasına tanıtmayı hedef edinir. Eserin yazıldığı tarih (1886) itibarıyla da böyle bir tanıtımın büyük milletler nazarında bir vizyon meselesi olduğu barizdir. Devrimler çağının sonrasında büyük savaşın ayak seslerinin duyulduğu bir dönemde ulus devlet nüvesi taşıyan bir milletin dünyaya tanıtılması Vambery için fazlasıyla önemli olmalıdır.

İlk aşamada eserin Macarların tanıtımını önceleyen kısa bir tanıtım kitabı havası verse de metinle yeterince haşır neşir olununca aslında tam aksi bir durumun söz konusu olduğu fark edilir. Çünkü Vambery’nin bilgi birikimi hiç de öyle azımsanacak seviyede değildir. Dönemin birçok kaynağına ulaştığı yazdığı metinden kolayca anlaşılan Vambery’nin en üstün yönü eserinde ağır akademik anlayışı masalsı bir dile uyarlamasında yatar. Çünkü kitap her ne kadar akademik bir altyapı ve bilgi kapasitesine sahipse de dil olarak “Macarların tarihinde ne oldu?” sorusunda basit cevaplar verir.

Macar tarihine dair tartışmalı mevzuların gündeme gelmediği eserde, yolu kati cevaplarla kesişen bilgilerin sunumu söz konusudur. Macar- Hun- Türk bağlantısı eserde inkar edilmemekle beraber Macarların Hristiyanlığı benimsediklerinden sonraki bin yıllık evreye ayrı bir itina gösterildiği de barizdir. Misal on beş bölümden oluşan eserin ilk dört bölümü Hristiyanlık öncesi dönemi anlatır. Aslında Vambery’nin bu tavrı normal olmakla beraber yeni Macaristan’ın yüzünü Batı’ya çevirmeyi öncelediğini kanıtlar.

Aslında Batı’ya doğru yönelimi 10. yüzyıla Hristiyanlığın benimsenmesine bağlayan Vambery ilginç bir mantıkla Türk modernleşmesiyle Macarların din değişimi arasında bir bağlantı kurar: “Ne gariptir ki, tıpkı güçlerinin gerilemesini ve çöküşünü, dini ve sosyal hayatlarına getirilen birçok yeniliğe bağlayan ve kendi çöküşlerinin ana kaynağını Batı'ya asimilasyonda bulan günümüzdeki Müslüman Türkler gibi o zamanın Macarları da tam da böyle konuşuyor ve tartışıyorlardı."(s.43) Yine bu şekilde atalar kültüne bağlı Macarların yeni dine adaptasyon süreçleri anlatılırken meşhur Macar boyları federasyonunun başındaki Kral Arpad’ı Pers kültürüyle ilişkilendirmesi okuyana garip gelmektedir. Vambery’nin arada göze çarpan bu tarz çıkışlarının çalıştığı kaynaklardaki tutarsızlıklardan kaynaklanabileceği savunulabilir. Çünkü bilginin ve görgünün sorunlu olması yorumu da tartışılır hale getirir.

Vambery çok yönlü kişiliğini yansıtırcasına sadece eski zaman kronikçileri gibi tarihi bilgiler vermez. Ele aldığı konuyu anlatırken coğrafik, ekonomik, demografik, kültürel verilerden de yeri geldiğinde istifade eder. Ama buna rağmen hakim anlatısında siyasi olayların ağırlığı barizdir. Siyasi mücadeleler tüm yönleriyle sayfalara yansıtılır. İşin açıkçası fazla siyasi betimlemenin okuru yoracağı kolaylıkla tahmin edilmekle beraber, Vambery, anlatısına kattığı albenili hikayeleştirme metoduyla bu olası olumsuz etkinin izlerini siler.

Eser Macaristan tarihini netleştirme kastıyla yazılmasına karşın bazen dolaylı olarak, farklı konularda, belirgin yükselişler dikkat çeker. Misal Macar Kralı Hunyadi Janos’un oğlu Matyas’ın anlatıldığı dönem adeta kitap içinde ayrı bir biyografik kitapçık gibidir. Kahramanları afişe etme amacına hizmet ettiği düşünülen bu kısımda gereksiz bir abartı göze batmaktadır. Eserdeki nesnel yapılanıma zarar veren bu ahvalin, Vambery’nin Macar tarihi içinde eleştirilemez bir alan açma çabası olarak değerlendirilebilir. Ön plana çıkarılan Macar kahraman üzerinde efsaneleştirme yoluna gidilmesi, aslında eserin sadece uluslararası camiaya değil, Macar halkına da sunulduğunu akla getirir.

Doğu Avrupa tarihi ile ilgili bir tarih anlatısı belirgin olmakla beraber, Balkanlarda 14. yüzyılda Osmanlıların sahne alması üzerine, eserin ülkemiz okuruna da hitap ettiği düşünülebilir. Osmanlılara dair değinilerin azlığı o dönemde Avrupa’da fırtına gibi esen bir milletin aksine mağlubiyetler yaşayan Macarlığın geri çekilişinden kaynaklı olmalıdır. Misal Mohaç Savaşı eserde ulusal çöküş olarak nitelendirilir. Oysaki Mohaç Zaferi Türk tarihinin şanlı büyük zaferlerinden birisidir. Buna rağmen diğer mağlubiyetlerin aksine Mohaç Savaşı Vambery tarafından daha objektif bir biçimde dile getirilir. Ek olarak Vambery’nin Osmanlı Türklerine karşı pejoratif bir dili olduğu savunulamaz. Bazen üstünkörü yaftalamalar iğnelemeler haricinde genelde Osmanlı Türkleriyle ilgili sadece bilgi aktarımı yapar. Hatta Türklerle Macarların akrabalığını Doğu Avrupa’daki ilk karşılaşmalarını anlatırken vurgular.

Eserde günümüzdeki manada bir kaynak sunumuna rastlanmaz. Verilen bilgilerin hangi kaynaklardan derlendiğinin belli olmaması ve atıf sisteminin bulunmaması eserin direkt akademik bir kaygıyla kaleme alınmadığının ispatı gibidir. Aslında eserin yazıldığı dönem düşünülürse, fazla beklenti içine girmek de yersizdir. Verilen akıcı bilgilerin hangi kaynaktan alındığı belli olmamasına karşın birkaç dili etkin biçimde kullanan Vambery’nin birçok kaynaktan istifade ettiği metninden anlaşılır. Macar tarihi haricindeki değinilerin zayıflığı ise kaynak hakimiyetinden ziyade yazarın bir tercihi olarak değerlendirilebilir. Eserde bilgilendirme ve ilgiyi kanalize etme amacıyla bolca resim kullanıldığı fark edilir. Fazlasıyla ilgi çekici olan ama yüksek ayrıntıyı göstermekten azade bu resimlerin bazen konudan bağımsız oldukları dikkat çekicidir. Macar kültürüne dair anlatının dozunun az olmasının etkisi belki de görsel bir sunumla giderilmek istenir. Ama her şeye rağmen belgesel etkinliği olan bir esere bu resimler fazlasıyla yakışır.

Genel manada Macar tarihine ilmi olarak iyi bir biçimde kilitlenen Vambery eserin ön sözünde izah ettiği gibi Macar Tarihinden ziyade Macaristan’ın hikayesini yazma kastını güder. Bu yüzden ciltlerce bilgi vermek yerine, konunun önemli odak noktalarına yoğunlaşmayı hedef edinir. Böylelikle tarihe dair tartışmaların ve uzun ilmi sunumların dışına yönelir. Aslında münakaşası, farklı yaklaşımları ve felsefesi derken küçük bir olay üzerine dahi sayfalarca yazmanın mümkün olduğu tarih disiplininde bazen küçük özetler bile yeterlidir. Vambery’nin eseri Macar tarihine başlamak isteyenler için güzel bir giriş…
Yanıtla
5
0
Destekliyorum  5
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
Münevver Adıgüzel
03.02.2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arminius Vámbéry ve Macaristan'ın Hikayesi
Eseri değerlendirmeye başlamadan önce, yazarını tanıtmayı her zaman faydalı buluyorum. Arminius Vámbéry (1832-1913), Macar asıllı bir seyyah ve Türkologtur. Yoksul bir Yahudi ailede dünyaya gelen Arminius Vámbéry, çocukluk zamanında iyi bir eğitim alamasa da, onun yüksek dil yeteneği, hayatının farklı bir yöne evrilmesine olanak sundu. Arminius Vámbéry, bu becerisi sayesinde zaman içerisinde birçok Avrupa ve Asya dillerini anadili seviyesinde öğrendi. Daha sonra, üniversite eğitimini Viyana ve Budapeşte'de tamamladı. Buradaki eğitimi boyunca Doğu dilleri üzerinde çalışmalarını sürdürerek kendisi için hareketli bir akademik kariyer inşa etti.

Vámbéry'nin gençliği, XIX. yüzyıl Avrupası'nın bilimsel ve siyasi atmosferinde şekillendi. Bilhassa bu yoğun atmosfer, onu Macarların tarihsel kökenini ve Türklerle olan bağlantılarını incelemeye yöneltti. Bu yönelim, Vámbéry'nin Osmanlı topraklarından başlayarak, İran, Türkmenistan, Buhara ve Semerkant'a değin uzanan bu geniş coğrafyadaki seyahatlerinin bir başlangıcıydı. Seyahatleri ile tanınan Vámbéry, güzergahı üzerindeki bölgelerde yaşayan Türk halklarının dilini, kültürünü ve tarihini yakından tanıma imkânı buldu. Nitekim değerlendirme vesilesiyle incelemiş olduğum bu eser de Macaristan'ın tarih öncesi zamanlarından başlayarak, dünyanın orta zamanında yine Macaristan'ın Avrupa'daki rolünü ve modernleşme sürecini incelerken; Osmanlı dönemindeki Macar kimliğini de siyasi, sosyal ve kültürel gelişimini de dahil ederek etraflı bir şekilde ele alıyor. Bu nedenle, tarih ve kültür konularına ilgi duyan okurların da dikkatini çekebilecek bir eser olduğu rahatlıkla ifade edilebilir. Nitekim Macaristan'ın tarihsel sürecini ele alırken, değişimi de gözle görünür bir biçimde ifade ediyor. Özellikle Vámbéry'nin Osmanlı dönemine ilişkin yorumları, eserini, tarihçi ve gözlemci okurları için geniş açılı bir değerlendirmeye açık bir ortam sunuyor. Bu yüzden bu eser, yalnızca bir tarih kitabı olmaktan da öte, Macar tarihi için kültürel bir miras incelemesi olarak görülebilir.

Yazar, Macaristan'ın bir "sınır ülkesi" olarak etrafındaki ülkeler için taşıdığı stratejik önemini özellikle vurgulamaktadır. Bunu yaparken de dönemin siyasi ve sosyal bağlamlarının etkilerini gösteren bir inceleme ortaya koyuyor. Vámbéry, eseri boyunca sergilediği tarafsız yorumları ve analitik yaklaşımıyla okuyucuya güven de veriyor. Bu nedenle eser, klasik Avrupa tarih anlatılarından farklı bir yerde tutulabilir. Mesela yazar, Macar Kralı Rudolf'un içinde bulunduğu durumdan bahsediyor:

"Ülke, eski haklarına yönelik tecavüzlere sabırla katlanmak zorundaydı, çünkü yardım isteyebileceği hiçbir yer yoktu. Tek başına kendini düzeltmek için çok zayıftı ve kendilerine sunulan tek ittifak ya Almanlar ya da Türklerdi. Gerçekten de üzücü bir alternatifti..." (s.200).

Okuyucular, böylesi değerlendirmeler üzerinden yola çıkarak, bu eserde Macar halkının yalnızca savaşlar ve politik mücadelelerin dışında, kendi içinde gerçekleştirdiği kültürel gelişimle şekillendiğini vurgulamak istiyor. Ve Macar tarihi açısından gerçek bir kırılma noktası olan 1848 Devrimi ve Macarların özgürlük mücadelesini aktardığı bölüm (s.233-253), eserin duygusal olarak yoğun bir empatiyle işlenmesi açısından dikkat çekicidir. Bu gibi ve daha nice örnekleriyle Vámbéry, eseri boyunca Macar ulusunun geçmişine ve kimlik arayışına parlak bir ışık tutmuş oldu. Üstelik bu eserde Vámbéry'nin tarihsel hadiseleri anlamlandırma yeteneği, olayları aktarırkenki üslubuna bakıldığında dahi bu eseri okuyucular nazarında akademik değerlendirmeden uzak, satirik anlatımıyla da benzersiz bir okuma deneyimi kılacağı kanaatindeyim. İncelemeyi bahane ile, bu değerli eseri dilimize kazandırarak bu başarılı aktarıma katkı sağlayan Evren Çakıl'a teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum. Bir teşekkür ve tebrik de eseri yayınlama ve bizlere ulaştırma yükünü omuzlayan Selenge Yayınları’na diyerek daha nice kaliteli yayınlar diliyorum...
Yanıtla
4
1
Destekliyorum  12
Bildir
SEPELER
03.03.2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Orta Asya'dan Macaristan bölgesine nasıl, ne zaman geldikleri ve yaşanmış olanları 19. yüzyıl ortalarına kadar detaylı bir biçimde anlatıyor. Macar tarihi konusunda Türkçe kaynak kıtlığını düşünürsek Selenge yayınlarına teşekkürler.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir