21 Eylül Leonard Cohen'in doğum günüydü, ben de o gün kendi kendime bir küçük kutlama yapmak için açtım bu kitabı okudum. Homurdanan yaşlı teyze gibi olmak istemem ama hakikaten hiç sevemedim, hiç. Üstelik de çıkar çıkmaz büyük bir heyecanla almış ve bekletmiştim.
Sevmememin birkaç öznel sebebi olabilir; birincisi ben pek çizgi romancı değilim, hiç olamadım. İkincisi benim gibi Cohen'e bayılan, hayatını didik didik ezberlemiş, hakkında yapılmış neredeyse tüm filmleri izlemeye, yazılmış kitapları okumaya çalışan insanlar olmayabilir bu kitabın hedef kitlesi. Bana fazlasıyla yavan ve sığ geldi.
Sığ demişken, Leonard Cohen bundan daha sığ anlatılabilir miydi bilmiyorum. Hiçbir şey bilmeden şu kitabı okuyunca en büyük mahareti kadınlara havalı yatağa atma cümleleri sayıp dökmek olan bir adam zannedersiniz kendisini. (Eminim o işi de iyi beceriyordu da, mevzu o değil.)
Bir kere zaten Cohen gibi birinin TÜM hayatını çizgi roman yapmak fikri baştan sorunlu bana sorarsanız, mümkün değil çünkü hakkını vermek. Belki hayatından bir kesiti seçmek daha doğru olurdu diye düşündüm okurken.
Bir sözüm de çeviriye, Mahir Ünsal Eriş çevirisi olduğu için bunu yazdığıma çok şaşkınım ama çeviriyi de çok sorunlu buldum. Bir örnek: Kitapta Judy Collins'e biri şöyle diyor: "Albümün için bu Beatles ve Donovan kapakları mükemmel ama senin kendi şarkılarına ihtiyacın var." Ne anladınız? Kapaklar? Anlaşılan orijinalinde geçen sözcük "cover" - bunu yorumları değil kapakları diye çevirmek nasıl bir dikkatsizliktir, kimse mi fark etmez, nasıl basılır bu cümle böyle? Sonraki baskılarda düzeltilir umarım.
Neyse evet. Olmadı. Bazen olmaz, ne yapalım, hayat.