yazar sanırım bir sürü şey söylemek zorunda hissetmiş...
“Kış, hikâye anlatma vaktidir. Görünürde sonu olmayan hikâyeler. Şehrazat’a adanmış bir mevsimdir, şiire değil.”
Bu kitap beni acayip üzdü çünkü of, ne kadar iyi olabilirmiş ve fakat olamamış! Epeydir bu kadar iyi başlayan bir romanın bunca dağıldığını görmemiştim, ilk 150 sayfayı hazdan hazza koşarak okudum ve fakat maalesef sonrası öyle gelmedi, keşke gelebilseydi.
Hasret Koordinatları, Hint yazar Shubhangi Swarup’un ilk romanı. Bir ilk roman olarak epey iyi aslında ama nelere muktedir olduğunu sezdirip sonra kendi kurduğu dünyayı darmadağın ettiği için kızdım kendisine. 1940ların Hindistan’ında başlıyor anlatı; yeni evli çiftimiz Grija Pasad ve Chanda Devi’nin öyküsünü okuyoruz ilk bölümde. Allahım bu nasıl güzel yazmak. Nasıl şiirli, sihirli bir üslup, ne lezzet. Chanda Devi kanlı canlı gözümde belirdi resmen, unutulmaz bir karakter, müthiş bir kadın. Anlattığı coğrafya zaten başlı başına büyülü, bu iki karakterlerin doğayla, geçmişle ve gelecekle kurdukları ilişkinin gizemine kendini bırakıveriyor insan, öyle güzel.
Adalar isimli bu ilk bölümün ardından kitap dağılmaya başlıyor. Yarattığı iki muhteşem karakteri öylece terk edip onlarla kısmen bağlantılı başka insanların öykülerini anlatmaya başlıyor yazar. Anlatı ilerledikçe iyice uzaklaşıyoruz o tattan, hele ki günümüze gelip dünya daha hatları keskin bir şeye dönüştükçe kitap iyice dağılıyor: o efsunlu dil çalışmıyor çünkü bu zamanlarda, kendi kendini tekrar eder hale geliyor yazar. Karakterler silikleşiyor, birinin hikâyesine kapılamadan diğerine geçiyoruz filan, nihayetinde de tam ne olduğumuzu anlamadan bitiriyoruz kitabı.
Yazar sanırım bir sürü şey söylemek zorunda hissetmiş; siyasete, savaşlara, sömürgeciliğe, yoksulluğa, teknolojinin insanı doğadan nasıl kopardığına, diktatörlüğe... Ama işte, sen Marquez değilsin sevgili Shubhangi Swarup ve bu da bir Yüzyıllık Yalnızlık değil, hepsini söylemeye çalışınca ortaya bu karmaşa çıkmış.
Her şeye rağmen, o ilk 150 sayfa öyle güzeldi ki okuduğuma pişman değilim diyerek bitireyim. Bu arada çeviri çok iyi olmakla beraber çok fazla dizgi ve tapaj hatası var maalesef. Yeni baskı yaparsa gözden geçirilmesi çok iyi olur.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okurken kendimi tek bir hikâyenin içinde değil, farklı coğrafyalara savrulan duyguların arasında dolaşıyormuş gibi hissettim. Shubhangi Swarup’un dili oldukça şiirsel; bazen bir cümleyi tekrar okumak istedim çünkü anlamdan çok his bırakan bir anlatımı var.
Kitap, birbirinden uzak görünen karakterleri ve mekânları bir şekilde ortak bir duyguda—hasrette—buluşturuyor. Coğrafya sadece arka plan değil, neredeyse başlı başına bir karakter gibi. Doğa tasvirleri çok güçlü; okurken denizi, toprağı, rüzgârı gerçekten hissediyorsun.
Ama açık söylemek gerekirse, bu kitap herkes için kolay bir okuma değil. Zaman zaman kopukluk hissi yaşadım, hikâyeler arasındaki geçişler biraz zorlayıcıydı. Yine de bu da kitabın ruhuna hizmet ediyor gibi; çünkü zaten anlatılan şey de biraz da dağınıklık, uzaklık ve parçalanmışlık.