Erken Cumhuriyetin İdeolojisi: Halkçılık Hakkındaki Yorumlar

Caligulapple
13.03.2025
Yazar, Demokrasinin ana gövdesini oluşturan halkçılık kavramını didaktik aynı zamanda felsefik bir dille aktarıp, anlatmak istediğini "kör göze parmak sokmak" yahut basmakalıp bir şekilde değil de; cesur, birikimli ve ulvi bir bakış açısıyla ele almıştır. Yazarın diğer eserlerini de incelediğimizde her birinin birer tez konusu/örneği olduğunu görmek mümkündür. Özellikle son yıllarda iyice artan eğitim ve üniversitelerin itibarında yapılan tasarruf ile iyice memur kıvamına bürünen, birbirinin klonu haline gelen sözde akademisyen özde "boşlukta sallanmaktan öteye gitmeyen" meslektaşlarının aksine ve bunca tahakküme rağmen yine de bir şeyler üretmekten bilim yapmaktan vazgeçmemesi ise biz okurlar açısından bir ilham örneği, yapı taşıdır . Bizlerin de aynı yolu şiar edinmesi, halk olabilmesi ise her şeyden öte kendimize olan borcumuzdur...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
Halkçılık kavramı toplum tarafından çok yanlış anlaşılmış bir kavramdır. Bu yanlış anlaşılma siyasi otoritenin işine geldiği için insanların zihninde düzeltmeye lüzum görülmemektedir. Halkçılık: Halkın eğitilmesini, kendi kararlarını verebilecek düzeye gelmesini, iktidarın sahibi olabilecek cesarete erişebilmesini ve doğrudan demokrasiye geçişi savunur. Gerçekler birtakım kişilerin işine gelmediği için halkçılık kavramını beyhude bir çaba yahut popülizm esintisi olarak görende oldukça fazladır. Bu kitap ise dillere, akıllara pelesenk olmuş yanlış anlaşılmaların, çelişkilerin düzeltilip rayına oturması için kaleme alınmış, okuyucuların dikkatini çekecek imgelere yer verilmiş özlüğe sahiptir. Sonunda birilerinin bir şeylere ses çıkartıp yanlışları düzeltmesi umarım üç maymunu oynayan politikacılar içinde bir değişim gerçekleştirir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  3
Bildir
fridazoya
10.03.2025
Diğer demokratik kavram ve ilkelere göre çemberin dışarısında kalmış "Halkçılık" kavramını/kuramını yalın bir dille irdeleyen bir yazın. Özellikle 21. yüzyıl psikolojisi ile sırtımızda bir kambur gibi taşıdığımız tüketim kültürü ve her şeyi bizim yerimize düşünüp yapan yapay zekanın verdiği rehavet ile unuttuğumuz birtakım dinamikleri, "halk olabilmeyi" bize hatırlatacak yegâne kaynaklardan biri... Her zaman bir günah keçisi aradığımız kafa yapısından çıkıp belki de bazı hataların köklerimizden geldiğini zihnimizde çağrıştırabilecek bir eser. Umarım bütün okurlar kitabı ellerine aldıklarında şu ana kadar üstü örtülen, pek değinilmeyen halkçılık kavramının aslında ne kadar önemli olduğunu fark edebilir.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum  2
Bildir