Antonio Scurati'nin dev işi, beş kitaplık Mussolini projesinin ilk cildi olan Yüzyılın Oğlu'nu bayılarak, çok büyük heyecanla okudum. Bir küçük not: kitabın çevirisindeki problemleri hikâyelerimde paylaşmış ve yayınevini bilgilendirmiştim, bu süreçte kitap piyasadan çekildi ve düzeltilerek yeniden basılmasına karar verildi, ben de kitabın ilk 150 sayfasından sonrasını İngilizce çevirisinden okudum, yorumumu da o baskı üzerinden yapıyorum.
Her şeyden önce sahiden ortaya koyduğu iddia nedeniyle bile hayranlığı hak eden bir iş karşımızdaki. Kitap manifesto niteliğinde bir pasajla açılıyor: "Bu belgesel niteliğindeki romanda adı geçen karakterlerin hiçbiri yazarın hayal gücünün ürünü değildir. Aksine anlatılan her bir olay, karakter, diyalog ve konuşma tarihsel olarak ya belgelenmiş ya da birden fazla yetkili kaynak tarafından tanıklık edilerek doğrulanmıştır." Basit bir "gerçek olaylara dayanmaktadır" ibaresinden farklı bir şeyle karşı karşıyayız yan,. Tarihsel roman geleneğine bir nevi meydan okuyor Scurati, tarihteki boşlukları bir romancının hayal gücüyle doldurmayı reddederek bir arkeolog titizliğiyle arşivlere dalıyor ve bulduğu ham materyali (Mussolini’nin mektupları, sevgilisi Margherita Sarfatti’nin günlükleri, polis raporları, gazete kupürleri, meclis tutanakları...) bir romancının araçlarıyla yeniden düzenleyip hayat veriyor. Tarihi "kurgulamak" değil, kurguyu "tarihselleştirmek" yani bir anlamda yaptığı şey.
Bu ilk kitapta Mussolini'nin yükselme, düşme ve yeniden yükselme dönemi diyebileceğimiz erken dönemine, 1919-1925 arasına bakmaya çağırıyor okuru Scurati. İleride neler olacağına dair hiçbir ipucu vermiyor ve bizi 1919’un belirsizliğine, o gün yaşayan bir İtalyan gibi, olayların nereye evrileceğini bilmeden tanıklık etmeye zorluyor. Faşizmin zaferinin kaçınılmaz olmadığını, tarihin akışının o an orada bulunan aktörlerin -Mussolini, Kral, sosyalistler, liberaller, halk- kararlarına, hatalarına ve tutkularına bağlı olduğunu hissettiriyor.
Bu metinde beni en çok etkileyen şeylerden biri geniş zaman kullanımının yarattığı "anda"lık hissi oldu. Romanın büyük ölçüde geniş zamanda yazılması, olayların geçmişin tozlu sayfalarından çıkıp gözümüzün önünde, şu anda yaşanıyor gibi hissetmemize sebep oluyor. Bu kitabı bir roman, hem de çok iyi bir roman yapan şeylerin başında bu geliyor bence: bu teknik sayesinde anlatı bir tarih okuması olmaktan çıkıp bir tanıklık eylemine dönüşüyor. Olayları bir anlatıcının güvenli mesafesinden değil, doğrudan doğruya karakterlerin omuzlarının üzerinden izliyoruz.
Yazarın başardığı şey öyle acayip ki, hikâyenin sonunu gayet iyi bilmemize rağmen sanki bazı anlarda Mussolini tökezleyecek, kaybedecek, iktidarını yitirecek ve o korkunç kabus hiç yaşanmayacak gibi hissediyor insan, tarif etmeye çalıştığım "anda"lık duygusu bunu başaran işte. Ve tabii insan okurken ne kadar çok şansın kaçtığını, yaklaşan şiddetin nasıl önlenebilecekken önlenemediğini de öfke ve üzüntüyle görüyor.
Ezcümle, bayılarak okudum. İktidarın performatif doğasına, bu tür ideolojilerin zaman zaman ne kadar baştan çıkarıcı olabileceğine, tarihin kırılma anlarında kitlelerin nasıl paralize olabileceğine dair müthiş ufuk açıcı, dili çok lezzetli, çok ihtişamlı bir iş bu. Dilerim düzeltilmiş çeviri tez zamanda yayınlanır ve diğer ciltler de dilimize çevrilir, zira çok heyecanlı bir anda bitiyor roman, bundan sonra Mussolini'nin artık iktidarının zirvesine çıkışını okuyacağız.
O zamana kadar MUBİ'deki dizisini izleyebilirsiniz. Son yıllarda izlediğim en iyi uyarlamalardan biriydi kendisi, fena halde tavsiye ediyorum.
O müthiş final cümlesiyle bitireyim: "Kimse gücün çarmıhını omuzlamak istemedi. Onu ben alıyorum."
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
okudum..valla ne deyim..tarih bu kadar sıkıcı olmadan daha nasıl anlatılabilir..küçük küçük olayların nasıl dünya savaşının vahşete dönüştüğünü nasıl tasvir edebilir..toplumsal sosyal olayların birbirlerini nasıl etkileyip dönüştürdüğünü anlatır..liderliğin ne demek olduğunu anlatır.. ama dünyanın nasıl imhaya uğradığını da anlatır..siyasetçiler okumalı..öğrenecek ders çıkarılacak çok şey var..içerik çok zengin..valla son yılarda dünyada ulusların içe kapanıp, milliyetçilin yükseldiği zamanlardır, her ulus giderek daha da milliyetçileşiyor..bu yüzden de daha çok okumak gerekir..okudukça da anlamak gerekir..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Faşizm nedir? Yada ne değildir? Mussolini kimliğinde roman tadında bir inceleme olmuş. Faşizmin doğası, oluşumu, siyasal kurumlarla ilişkisi ve etkileri, sosyal ve toplumsal yansimalari ve propaganda şekilleri ile guzel bir çalışma. Özellikle siyaset bilimine ilgi duyanlara öncelikle öneriyorum. Tek zorlandığım konu çevirisi biraz ağır ve ağdalı...Tavsiye ediyorum, okuyalim, okumak sağlıktır.