Bata Çıka
Bata Çıka

Kitapyurdu Fiyatı: 99,00TL

Ürüne Git
5Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
05.05.2026
hacminden beklenmeyecek denli çok soru sorduran bir metin...
“Bellek durgun şeyleri sever. Akıp giden görüntülerden yakasını sıyırıp, dönüp sönüp bir âna, o tek bir ânın duygusuna takılır.” Fuat Sevimay’ın yeni novellası Bata Çıka, hacminden beklenmeyecek denli çok soru sorduran bir metin. Kitap devlet kanalında öğlen haberlerini sunan spikerin açıklamasıyla başlıyor: bu açıklamadan Birleşmiş Milletler’in son toplantısında devlet başkanlarının bir araya gelip tüm devletleri lağvetme kararı aldığını öğreniyoruz! Spikerin bu büyük haberi verirken yaptığı açıklamadaki absürt detaylar müthiş; o büyük manalar atfettiğimiz koca koca yapıların aslında nasıl her an saçmalamaya muktedir yapılar olduğunu, onların büyüklüklerinin aslında bizim fetişleştirmemizden ileri geldiğini sezdiriyor yazar daha kitabın en başında. Bu açıklamanın ardından dünyanın yuvarlandığı belirsizlikle beraber yayın da kesiliyor, kanal halk türküleri yayınına geçiyor, biz de haberi denizde alan gemi ahalisi ile baş başa kalıyoruz. Bu andan sonra da işte hepimiz sahiden aynı gemide miyiz sorusu üzerine akıl yürütmeye başlıyor yazar. Bildiğimiz dünyanın kodları yıkıldıktan sonra hiyerarşiden söz edilebilir mi? İktidarı ve gücü nasıl tanımlarız? Küçücük bir gemide bile kanun gibi kabul ettiğimiz statü belirteçlerini böyle bir durumda ne yapmalı? Kadınlar, göçmenler, azınlıklar - toplumların hep daha çok “çeken”leri - ne olur onlara? Tüm kurallar yıkılınca, Hobbesian bir “doğal durum”a döndüğümüzde ne olur? Hırs, arzu, açgözlülük - bu dürtüleri ne yapmak gerekir? Bu soruları didiklerken bir yandan da gemiye gelen “zengin”ler üzerinden bir sınıfsal eleştiri katmanı ekliyor Sevimay ve “ekonomik demokrasi” kavramını resme ekliyor. Kapitalizmin büyük vaadi (ve yalanı) “fırsat eşitliği”nin karşısına gerçek eşitliği çıkarmadan demokrasinin ancak bir kandırmaca olabileceğini anlatıyor. Yazar bunları anlatırken okuru siyasal teoriye boğmuyor tabii, gayet gündelik konuşmalar ve olayların arkasında gizli tüm mesele. Ancak bence kitap bir noktadan sonra biraz ritmini yitiriyor, ben o Saramagovari açılışa bayılmıştım, bu devletsizlik fikri etrafında daha çok dolaşsaymış bence çok daha ilginç olabilirmiş. Arz ederim.
yakutsk89
Üstat
25.04.2025
Konusu çok hoşuma gitmesi sebebiyle listeme ekleyip okuduğum bir kitap oldu. Fuat Sevimay ile tanışma kitabım. Tüm dünyada devletler kendini fesih etmişse ve siz o esnada engin sularda yol alıyorsanız başınıza neler gelebilir gibi bir konu ile can bulmuş bu kitapta yalın, akıcı ve okuyucuyu içine alan yapısıyla bir çırpıda okunuyor. Yazar burada toplum ve siyaset eleştirisini gemi içerisindeki mürettebat ilişkileri ile bizlere aslında küçük bir Türkiye atmosferi kuruyor ben en azından her karaktere yapısı gereği bazı karşılıklar koyunca bu çıkarımda bulundum. Ama diğer yandan karakterlerin derinliğinin yeterince sağlanamadığını da hissettim. Kitabın hacminden kaynaklı da olabilir tabi bu. Genel itibariyle hoşuma giden bir eserdi. Fuat Sevimay'ın bir eseriyle daha yoluma devam edicem.
ü_mitoloji
Kaşif
01.11.2025
Dili, kurgusu harika. Filmi çekilse ya da tiyatroda temsil edilse ne güzel olur.
Sevil Yazıcı
Bilge
22.08.2025
Bir novellaya bir devlet düzenini gemi metaforu üzerinden de olsa sığdırmak ayrı bir beceri. Başta konusundan dolayı çekimser yaklaşmıştım ama kitap aktı gitti.
Sibel_Ksk
Kaşif
15.04.2025
Genel olarak bakıldığında eserin ele aldığı konu oldukça dikkat çekici; yazarın vermek istediği temel mesaj ve metin boyunca inşa etmeye çalıştığı anlam dünyası rahatlıkla anlaşılabiliyor. Anlatım dili zaman zaman klişelere yaslanmakta, bazı anlatı unsurları ise yeterince derinlemesine işlenmeden geçilmiş. Bu durum da anlatının kimi yerlerde yüzeysel kalmasına neden olmuş. Belki de yazar bilinçli bir tercihle, metni kısa, öz ve doğrudan tutmayı; tekrarlardan, fazlalıklardan uzak durmayı hedeflemiştir. Genel olarak okuması kolay, akışı rahat bir metindi ve bu yönüyle sürükleyiciydi. Metaforlar net, anlam katmanları oldukça açık seçikti — öyle ki, üzerine uzun uzun düşünmeye gerek kalmadan özü kavranabiliyordu. Ancak belki de tam da bu yüzden, bende bir “eksik kalmışlık” hissi bıraktı. Yazarın sadeleşme niyetini anlamlı bulsam da, metin bazı yerlerde daha derine inebilseydi çok daha güçlü bir anlatı olabilirdi.