Suskunlar Meclisi
Suskunlar Meclisi

Kitapyurdu Fiyatı: 210,00TL

Ürüne Git
9Yorum
Benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Konusu ilk bakışta oldukça ilgi çekiciydi; tarih, gizem, semboller ve edebi göndermelerle bezeli bir hikâye okuyacağımı düşündüm. Özellikle arka kapak yazısı beklentiyi yükseltiyor çünkü insan ister istemez sürükleyici, katmanlı ve zekice kurgulanmış bir roman bekliyor. Ama ne yazık ki kitap ilerledikçe bütün o beklenti yerini yorgunluğa bıraktı. Uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum. Fikir olarak kulağa güzel geliyor ama uygulamada ortaya çok dağınık bir metin çıkmış. Ne tarihî taraf tam oturuyor ne de gizem unsuru merak uyandırabiliyor. Kitap boyunca sürekli bir “bir şey olacak” hissiyle okuyorsunuz ama o beklenen heyecan bir türlü gelmiyor. Olaylar ilerliyor gibi görünse de aslında yerinde sayıyor. Sayfalar geçiyor ama hikâye akmıyor. Karakterlerle bağ kurmak da benim için imkânsızdı. Hepsi fazla yüzeysel kalmış.
İstanbul’un kalbinde, Sultanahmet Meydanı’nda başlayan bir cinayet, dedektif Eşref Kalender'i karanlık ve karmaşık bir dünyanın içine sürükler. Yaşlı ayakkabı tamircisi Nahit Söylemez’in cesedi üzerindeki garip bir bıçak yarasıyla kazınmış Latince söz dikkat çeker: Acta est fabula, yani oyun bitti!
baştan sıkıcı gibi gelse de hikayenin içinde buldum kendimi...
Polisiye türünde gözüken, felsefik ögeler olduğu kadar mistik öğeler de barındıran bir roman.
Cihan hocanın daha önce El Kadim isimle eserini okumuş ve çok beğenmiştim bu kitabını da merakla okudum Sultanahmet meydanında işlenen cinayet ve eski bir dedektif olan Eşref Kalender ile başlayan esrarengiz olaylar silsilesi ben beğendim okumanızı tavsiye ederim.
malesef beklentimi karşılamayan bir kitap oldu yarıda bıraktım. devrik cümlelerle dolu akmayan bir roman olmuş
Cihan Çetinkaya’nın kaleminden çıkan Suskunlar Meclisi, polisiye türüne ait görünse de, aslında o sınırları fazlasıyla aşan, çok katmanlı bir roman. Kitap Sultanahmet’te işlenen gizemli bir cinayetle başlıyor ve olaylar ilerledikçe sadece bir dedektiflik hikâyesi değil, daha derin bir yolculuk başlıyor. Ana karakterimiz Eşref Kalender’in peşine takıldığımda, ilk başta sadece bir cinayetin peşindeymişiz gibi hissettim. Ama her sayfada karşıma çıkan semboller, ezoterik detaylar ve mitolojik göndermeler beni bambaşka yerlere götürdü. Olaylar ilerledikçe sanki yalnızca Eşref değil, ben de çözülmesi gereken gizemlerin tam ortasındaydım. Kalem olarak Çetinkaya’nın tarzı beni gerçekten etkiledi. Özellikle anlatımındaki şiirsel dil, kitaba bambaşka bir ruh katmış. Zaman zaman bir roman değil de, derinlikli bir şiir okuyormuşum gibi hissettim. İstanbul’un dokusu, karanlık örgütler, güç ve hakikat üzerine yapılan sorgulamalar çok güzel harmanlanmış.
Sevdiğim yazardan, sevdiğim bir kalem daha. Teşekkürler. Güzeldi.
yavaş ilerleyen Dan Brown ve İskender Pala karışımı bir kitap