Annem Öldü mü
Annem Öldü mü

Kitapyurdu Fiyatı: 300,08TL

Ürüne Git
37Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
merhem sürülmemiş yaralar
“Annemin hatasını kabul etmesini istemiyorum, sadece açık açık konuşmak istiyorum, ayrıca anneyle oğul ve anneyle kız arasındaki ilişki farklı çünkü anne, kız çocuğunun gelecekteki kendini, kız çocuğuysa annenin kaybettiği benliğini gördüğü bir aynadır - annem, beni, neler kaybettiğini bilmek istemediği için mi görmüyor acaba?” Miras ile hepimizi paramparça eden Vigdis Hjorth’ün Annem Öldü Mü’sü dilimize çevrilir çevrilmez başladım okumaya. Genelde yeni çıkanlarla arama biraz mesafe koymayı, kendilerini azıcık demlendirmeyi seviyorum, bir tür “ilk ben okudum” yarışı var gibi dünyada, hiç sevmiyorum bunu ve parçası olmak istemiyorum ama bu kitabı bekletemezdim. Çünkü hem Miras’ı, hem Postane Günlükleri’ni de çok sevmiştim, Hjorth ile yüz yüze tanışıp sohbet edebilmiş ve kendisinden müthiş etkilenmiş biri olarak bu kitabı epeydir bekliyordum. Miras her ne kadar odağına baba meselesini alıyor gibi gözükse de, o kitabın da temel meselesi annenin yarattığı hayal kırıklığıydı bence. Suçlu babadan yana taraf tutarak kızını belki suçludan daha çok yaralayan anne... Bu kitapta ise 30 yıldır annesini görmeyen bir anlatıcımız var, Johanna. Miras’taki gibi devasa bir mesele yok burada, irili ufaklı onarılamamış şeyler, merhem sürülmemiş yaralar, birikmiş ve kangren olmuş meseleler. Aslında bazı küçük şeyler okuduklarımız ama o küçük şeyler bazen büyük travmalara yol açabiliyor şüphesiz. Miras’ın en çok eleştirilen yönü anlatıcının sık sık kendini tekrarlamasıydı, ben büyük travmaların böyle yaşandığını, insanın kafasında aynı sesin sürekli aynı şeyleri söylediğini bildiğim için bunu kitabın zayıflığı değil gücü olarak görmüştüm, ama burada aynısını söyleyemeyeceğim. Bu kitapta da çok tekrar var ve bence metne katkı sunmuyorlar. Merakla okudum kitabı ama Hjorth’ün 328 sayfada söylediklerinin hepsini ve daha fazlasını Annie Ernaux Bir Kadın’da 64 sayfada söylüyor mesela - azıcık kelimeyle. Duyguları ve sorgulamaları çok benzer iki metin ama biri çok güçlü, Annem Öldü Mü ise o kadar güçlü değil bence maalesef. Kitabı sevdim, sevmedim diyemem, çok iyi yazılmış yerleri var ama beklentim bundan çok daha fazlasıydı. Azıcık üzdü.
Oya ÖZCEÇELİK
Kaşif
"Miras" kitabından sonra Vigdis Hjorth'dan çarpıcı bir aile romanı daha. Annesiyle 30 yıl görüşmeyen Johanna, doğduğu şehre dönerek annesine bir türlü ulaşmaya çalışır, bu mümkün olacak mı acaba? Katman katman açılarak her sayfada bu hikayenin yeni bir bilgisini sunan muazzam bir anne-kız romanı. "Herkes en çok kendi acısına yakındır. Ancak benim acımın onunkiyle, onun gizli acısı ile çok derin bir bağı olduğundan şüpheleniyorum, her zaman böyle hissetmişimdir." Aile içi sırları, bağları çok güzel ortaya koyan muhteşem bir cümledir.
nlnlcanan
Kitapkurdu
Tecrübemi şu şekilde aktarabilirim: Bu kitabın sizin için ne ifade edeceği ya da kitaba yükleyeceğiniz anlam, yapacağınız yorumlar, bence tamamen içinden geçtiğiniz ruhsal süreçle yakından ilişkili olacaktır. Ben yazarı çok samimi; yazdıklarını da kendi yaşadığım bazı olaylara çok yakın buldum. İçsel monologları, hepimizin kafasında bir şeyler kurup kurup kendi kendimize konuşmamız gibiydi. Okuduğum başka psikolojik kitaplardan yaptığım çıkarımlarla kitabın sonu o kadar uyumluydu ki tam bir aydınlanma oldu benim için. Özetle ben çok severek, karakterin ruh halini hissederek, benim için doğru zamanda okudum. Doğru zamanda okunursa çokça alıntılanacak kısım olduğunu söyleyebilirim.
büyülü dünya
Daha kısa olabilirdi
Vuslat Kahraman
Üstat
Vigdis Hjorth’un Annem Öldü mü romanı, okuduğum en dürüst anne-kız hesaplaşmalarından biri oldu. Klasik anlamda olay örgüsü bol bir kitap değil; tam tersine, yokluk ve sessizlik üzerine kurulu. Johanna’nın yıllardır görüşmediği annesini bir gece aramasıyla başlayan süreç, sizi adım adım zihnin labirentlerine sürüklüyor. Hjorth, “iyi anne” mitini tamamen bir kenara bırakıyor. Sevgi, reddedilme, suçluluk ve kabul görme ihtiyacını öyle keskin işliyor ki, sayfalar ilerledikçe kendi ailenizle ilgili sorular zihninizde dönmeye başlıyor. “Annem öldü mü?” sorusu fiziksel bir ölüme değil, duygusal bir kopuşa işaret ediyor ve bu soru kitabı bitirdikten sonra da peşinizi bırakmıyor.
naz_oz
Kaşif
Miras’ı okuyup çok beğenmiştim bu da aynı şekilde oldukça güçlü bir metin. Tavsiyedir.
holoz
Kaşif
her sahnesi film gibi akılda kalıyor.
aygn.elif
Kaşif
“Annem Öldü Mü?”, annesiyle bağını tamamen kopardığını düşünen Johanna’nın, aslında ondan hiç uzaklaşamadığını anlatan etkileyici bir roman. İnsan kaçtığını sandığı yere çoğu zaman fark etmeden geri dönüyor. Johanna’nın annesine duyduğu öfke, merak ve özlem öyle gerçek aktarılmış ki okurken onunla birlikte hissediyorsunuz. Özellikle “Gökyüzü gibi bir şey çocukluk, hiçbir yere gitmiyor.” cümlesi uzun süre zihnimde kaldı. Anne-kız ilişkisini anlatırken aslında çocukluğun, kırgınlıkların ve affedememenin izlerini sorgulatıyor. Bitirdiğimde geriye yalnızca bir hikâye değil, uzun süre aklımdan çıkmayacak duygular kaldı.
Nymphaea Aurora
Üstat
Anne kız ilişkisini ve geçmişin izlerini etkileyici bir şekilde ele alıyor. Miras kitabının hemen ardından okuduğum için ister istemez kıyasladım. Bana göre Miras daha güçlü ve daha sarsıcıydı. Yine de okunmaya değer bir roman.
Pinar Dereli
Kaşif
Bir kadinin annesiyle olan iliskisi uzerine duygusal bir kitap. Yazarin hem Miras hem bu kitabi oldukca ovgu almisti. Miras'a gore bu kitaptaki duyguyu ben daha fazla hissedebildim.
Hüsniye Kılınçarslan
Kaşif
Komik kısımlar da var, üzücü kısımlar da var.
agkbyrk
Kitapkurdu
İlk kez bu yazarla tanıştım ama mutlaka diğer kitaplarına da şans vereceğim.Çok etkilendim.Özellikle annesiyle ilgili yarası olanlar için adeta ruha tutulan bir ayna.
canakles
Kaşif
Geçmişte kalamıyor anne kız ilişkisi işte.Yazar hayatına devam ederken hep annesiyle geçmişindeki hesaplaşmak var.konuşmak istemk aslında..Bence anne kız ilişkisi sorunsuz olanlar dahi bişeyler bulacaktır kitapta
Mehtap Kara
Kaşif
Yazar ruh halini okuyucuya çok güzel geçiriyor.
Özlem Doğan Kapusuz
Kaşif
Aile ile birey çatışmasını, anne kız ilişkisinin çıkmazlarını ve aile içi travmalari konu alan hesaplaşma romanı.
Ayşe Esra Şen
Kitapkurdu
Herkes annesine ulaşırsa ne olacak acaba diye sorgulayarak okumuş ama bence bu kitapta asıl mesele yazarın annesine ulaşması değil, “annesine o kadar zaman sonra neden tekrar ulaşmak istiyor” sorusunu anlamak. Yıllar sonra ne yapmış olursa olsun annesinin onu sevmekten vazgeçmeyeceğine inanmak istiyor; “annem o kadar da beni silmiş olamaz” diyor ve acı gerçekle yüzleşince de aslında gerçekten kendiyle baş başa olduğunu anlıyor. Yazarın bu sade ve içten anlatımı hem kalbime hem de ruhuma dokundu. Psikolojik analizleri o kadar güçlüydü ki kendimden de birçok şey buldum ve kitabı bitirdiğimde gözlerim doldu, çünkü artık gerçekten yalnız olduğunu anlamıştı. “Dürüst bir konuşma, karşılıklı anlama çabası, aydınlatıcı bir sohbet yaşamın anlamsızlığını, boşunalığını, temel varoluşsal durumumuzun sıkıntılarını hafifletir; gücümüz dahilinde olan, elimizden gelen pek az şey var, bu onlardan biri.”
kitapsever öğretmen
Üstat
sosyal medya görüp, okuyanlarin beğeni dolu yorumlarından etkilenip aldım. yazarla tanisma kitabım olacak.
sema kaya
Kitapkurdu
BEN AŞIRI ZEVKLE OKUDUM RESMEN RESİM ÇİZER GİBİ ANLATMIŞ YAZAR YA DA BENİM ALICILARIM ÇOK AÇIKTI BİLMİYORUM AMA BEĞENECEĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORUM.
EBRU Toz
Kitapkurdu
duygusal ve etkileyici
gulsum_sarikaya
Üstat
Kitabı beğendim genel olarak içindeki yazılar az olmasına ragmen bazen okumakta anlamakta zorlandım. Daha çok günlük gibi yazılmış karakterin düşüncelerinden bahsediyor annesiyle ne olacak merak ederek okudum ulaşabilecek mi annesine ulaşırsa ne olacak ulaşamazsa ne olacak gibi soruların cevabını merak ettim ve okumaya devam ettim
1 2