“Annemin hatasını kabul etmesini istemiyorum, sadece açık açık konuşmak istiyorum, ayrıca anneyle oğul ve anneyle kız arasındaki ilişki farklı çünkü anne, kız çocuğunun gelecekteki kendini, kız çocuğuysa annenin kaybettiği benliğini gördüğü bir aynadır - annem, beni, neler kaybettiğini bilmek istemediği için mi görmüyor acaba?”
Miras ile hepimizi paramparça eden Vigdis Hjorth’ün Annem Öldü Mü’sü dilimize çevrilir çevrilmez başladım okumaya. Genelde yeni çıkanlarla arama biraz mesafe koymayı, kendilerini azıcık demlendirmeyi seviyorum, bir tür “ilk ben okudum” yarışı var gibi dünyada, hiç sevmiyorum bunu ve parçası olmak istemiyorum ama bu kitabı bekletemezdim. Çünkü hem Miras’ı, hem Postane Günlükleri’ni de çok sevmiştim, Hjorth ile yüz yüze tanışıp sohbet edebilmiş ve kendisinden müthiş etkilenmiş biri olarak bu kitabı epeydir bekliyordum.
Miras her ne kadar odağına baba meselesini alıyor gibi gözükse de, o kitabın da temel meselesi annenin yarattığı hayal kırıklığıydı bence. Suçlu babadan yana taraf tutarak kızını belki suçludan daha çok yaralayan anne... Bu kitapta ise 30 yıldır annesini görmeyen bir anlatıcımız var, Johanna. Miras’taki gibi devasa bir mesele yok burada, irili ufaklı onarılamamış şeyler, merhem sürülmemiş yaralar, birikmiş ve kangren olmuş meseleler. Aslında bazı küçük şeyler okuduklarımız ama o küçük şeyler bazen büyük travmalara yol açabiliyor şüphesiz.
Miras’ın en çok eleştirilen yönü anlatıcının sık sık kendini tekrarlamasıydı, ben büyük travmaların böyle yaşandığını, insanın kafasında aynı sesin sürekli aynı şeyleri söylediğini bildiğim için bunu kitabın zayıflığı değil gücü olarak görmüştüm, ama burada aynısını söyleyemeyeceğim. Bu kitapta da çok tekrar var ve bence metne katkı sunmuyorlar. Merakla okudum kitabı ama Hjorth’ün 328 sayfada söylediklerinin hepsini ve daha fazlasını Annie Ernaux Bir Kadın’da 64 sayfada söylüyor mesela - azıcık kelimeyle. Duyguları ve sorgulamaları çok benzer iki metin ama biri çok güçlü, Annem Öldü Mü ise o kadar güçlü değil bence maalesef.
Kitabı sevdim, sevmedim diyemem, çok iyi yazılmış yerleri var ama beklentim bundan çok daha fazlasıydı. Azıcık üzdü.
"Miras" kitabından sonra Vigdis Hjorth'dan çarpıcı bir aile romanı daha. Annesiyle 30 yıl görüşmeyen Johanna, doğduğu şehre dönerek annesine bir türlü ulaşmaya çalışır, bu mümkün olacak mı acaba? Katman katman açılarak her sayfada bu hikayenin yeni bir bilgisini sunan muazzam bir anne-kız romanı.
"Herkes en çok kendi acısına yakındır. Ancak benim acımın onunkiyle, onun gizli acısı ile çok derin bir bağı olduğundan şüpheleniyorum, her zaman böyle hissetmişimdir." Aile içi sırları, bağları çok güzel ortaya koyan muhteşem bir cümledir.
Tecrübemi şu şekilde aktarabilirim: Bu kitabın sizin için ne ifade edeceği ya da kitaba yükleyeceğiniz anlam, yapacağınız yorumlar, bence tamamen içinden geçtiğiniz ruhsal süreçle yakından ilişkili olacaktır. Ben yazarı çok samimi; yazdıklarını da kendi yaşadığım bazı olaylara çok yakın buldum. İçsel monologları, hepimizin kafasında bir şeyler kurup kurup kendi kendimize konuşmamız gibiydi. Okuduğum başka psikolojik kitaplardan yaptığım çıkarımlarla kitabın sonu o kadar uyumluydu ki tam bir aydınlanma oldu benim için. Özetle ben çok severek, karakterin ruh halini hissederek, benim için doğru zamanda okudum. Doğru zamanda okunursa çokça alıntılanacak kısım olduğunu söyleyebilirim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk kez bu yazarla tanıştım ama mutlaka diğer kitaplarına da şans vereceğim.Çok etkilendim.Özellikle annesiyle ilgili yarası olanlar için adeta ruha tutulan bir ayna.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Geçmişte kalamıyor anne kız ilişkisi işte.Yazar hayatına devam ederken hep annesiyle geçmişindeki hesaplaşmak var.konuşmak istemk aslında..Bence anne kız ilişkisi sorunsuz olanlar dahi bişeyler bulacaktır kitapta
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Herkes annesine ulaşırsa ne olacak acaba diye sorgulayarak okumuş ama bence bu kitapta asıl mesele yazarın annesine ulaşması değil, “annesine o kadar zaman sonra neden tekrar ulaşmak istiyor” sorusunu anlamak. Yıllar sonra ne yapmış olursa olsun annesinin onu sevmekten vazgeçmeyeceğine inanmak istiyor; “annem o kadar da beni silmiş olamaz” diyor ve acı gerçekle yüzleşince de aslında gerçekten kendiyle baş başa olduğunu anlıyor. Yazarın bu sade ve içten anlatımı hem kalbime hem de ruhuma dokundu. Psikolojik analizleri o kadar güçlüydü ki kendimden de birçok şey buldum ve kitabı bitirdiğimde gözlerim doldu, çünkü artık gerçekten yalnız olduğunu anlamıştı.
“Dürüst bir konuşma, karşılıklı anlama çabası, aydınlatıcı bir sohbet yaşamın anlamsızlığını, boşunalığını, temel varoluşsal durumumuzun sıkıntılarını hafifletir; gücümüz dahilinde olan, elimizden gelen pek az şey var, bu onlardan biri.”
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı beğendim genel olarak içindeki yazılar az olmasına ragmen bazen okumakta anlamakta zorlandım. Daha çok günlük gibi yazılmış karakterin düşüncelerinden bahsediyor annesiyle ne olacak merak ederek okudum ulaşabilecek mi annesine ulaşırsa ne olacak ulaşamazsa ne olacak gibi soruların cevabını merak ettim ve okumaya devam ettim
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Evet okunabilir ama çok sarsıcı, çok etkileyici demem mümkün değil. Yazara Miras kitabı elimdeyken bununla başlamak istedim, çünkü yorumları, hakkında söylenenler çok çok iyi olduğu yönündeydi. Bazen böyle söylemler beklentiyi yükseltiyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı, Miras kitabından sonra ikincide de beklentim fazla değildi. Miras sürekli tekrarlarla sıktığı halde bu kitabında bir süreğenlik var, ancak kitabın sonuna kadar anlatıcının iç sesinden aile içi çatışmalarının izini sürüyor , olayın gelişimini izliyor ancak sona gelindiğinde bir son olmadığını fark ediyorsunuz, kısacası okudum bitti oluyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anne kız ilişkisinin derinliklerine inen, büyüme travmalarının yetişkinliğe aktarımını anlatan, içsel bir sorgulama romanı. Tespitleri çok yerinde.
ALINTI:
Gençken çocukluğun ne kadar belirleyici olduğunu bilseydik, çocuk sahibi olmaya asla cesaret edemezdik.
Uzun süre birlikte vakit geçiren insanların karşılıklı bağımlılık geliştirdiklerini düşünüyorum, bağlar insanları kısıtlayıp can yaksa dahi güçlenir, bilhassa kopması zor olan ve derinin en ince olduğu yerleri, boynu ya da bilekleri acıtanlar.