Edouard Louis’nin dilimize son çevrilen (yine Ayberk Erkay’ın şahane çevirisiyle okuyoruz, şanslıyız), 2021 tarihli kitabı Değişmek kafamı fazlasıyla karıştırdı. İzah etmeye çalışayım bakalım.
Can Yayınları Louis’nin eserlerini orijinal sırasıyla yayınlamadı ama bu kitap, dilimizde önceden yayınlanan eserlerinden sonra yazdığı bir metin. Normalde buna takılmam ama bu kitaplar özkurmaca olduğu ve yazar özellikle bu kitapta kendi dönüşümünü anlattığı için bence önemli. Açıkçası Louis’nin gitgide kendini tekrar etmeye başladığını düşündüğümden, bu kitapta da yeni bir şey bulamayacağımı düşünüyordum ancak öyle olmadı. Hatta bu kitabın satır aralarında geçen türlü karakterleri ve anları okuyunca, genç yaşına rağmen daha kendi hayatından süzeceği çok fazla hikâye olduğunu fark ettim, zannediyorum bazılarının genişletilmiş hallerini ayrı kitaplar olarak da okuyacağız ileride. Yani genel kanının aksine ben bu kez bu kitapta yine aynı şeyleri okuyormuşuz gibi hissetmedim. Evet yine çocukluğunu, maruz kaldığı şiddeti, annesini, babasını anlatıyor ama burada asıl kendini yeniden doğurmak için ne yaptığını dinliyoruz ki bilmediğim çok şey vardı bu metinde.
Bilmediklerimin başında Edouard Louis’nin bu kadar büyük bir proje olduğu geliyordu mesela. Bunu bizzat kendisi böyle söylediği için ben de aktarabiliyorum. Görünüşünden gülüşüne, adından konuşmasına; her şeyini büyük bir efor ve iradeyle yıllar içinde inşa etmiş, sahiden kendinden yeni birini doğurmuş. Açıkçası bir insanın kendiyle ilgili böyle bir hikâyeyi bu açıklıkla yazmasını müthiş buldum, insan okurken zaman zaman bir tür öfke ve tiksinti duyuyor ve fakat kendisi de kendisine aynı şeyi hissettiği için bu his şefkate dönüşüyor sonra. Tuhaf bir deneyim.
Ancak... Ben artık bugünkü Louis’nin sesini duymak istiyorum. Evet, bunların hepsini bugünden bakarak yazıyor şüphesiz ama söylediğim bu değil. Geçmişe dair değil artık bugüne dair (geleceğe ya da ama o da şart değil) konuşması, sesini bu biçimde zenginleştirmesi lazım bence. Bu duyguyla okurken kitabın son sayfasında “şimdiki zamanı özlüyorum” yazdığını gördüm, sanıyorum o da farkında durumun. Umarım ileride o sese de kavuşuruz.