Ne zaman bir hikâye anlatsa onu bir atasözüyle süsleyen müstesna insanlar vardır malum, sayıları azdır ama vardırlar. Ben bu kitap sayesinde tam tersinin de mümkün olduğunu ilk kez öğrendim: her atasözüne bir hikâye anlatmak da mümkünmüş!
Yani mümkünmüş dediğim, herkesin harcı bir iş değil şüphesiz ama Başar Başarır yapmış. Hem de ne biçim yapmış, mest oldum okurken. Kendisinin nasıl bir eşya biriktirici olduğunu Pandora'nın Merakı'na geldiğinde anlamıştım, eşya kadar atasözü de biriktiriyormuş, seziyordum ama bu kadarını bilmiyordum. Biriktirdiği atasözlerinden bir seçki bu kitap (ya da kendi tercih ettiği ifadeyle; defter). Çok iyi bildiklerim de vardı içinde, hayatımda ilk kez duyduklarım da. Ama her birine dair anlattıklarını çok sevdim.
Kitabın girişindeki şu kısmı burada da aktarmak isterim, bence çok önemli çünkü: "Söz varlıkları yanlış şeyler söyleseler de kıymetlidir. Kim olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi gösterirler. Ayrıca doğru ve yanlış ikiliği değişkendir. Çağa, döneme göre salınır durur." Yine en başlarda atasözlerini nasihat gibi değil de, belki birer temenni, birer dua gibi algılamak gerektiğine dair söyledikleri de nefis, aklıma kazıdım bu bölümü.
Bu girizgahla başlayıp heybesindeki atasözlerini döküyor Başar Bey. Onlara dair akıl yürütüyor, kiminin kökenini didikliyor, kiminin örtülü anlamını keşfe davet ediyor, kiminin kardeşini buluyor, kiminden yola çıkıp hikâyeler anlatıyor. Bu hikâyelerin kimi son derece kişisel (mesela o sünnet hikâyesi! çok güldüm ona), kimiyse müthiş ufuk açıcı (Brueghel'in Mavi Pelerin'ine dair olan mesela).
Ezcümle, bir sürü şey öğrendim, çokça şaşırdım, epey güldüm; çok sevdim. Bir de küçük kişisel not: Bu kitabı imzalayıp yollamıştı bana sevgili Başar Bey - söz güzelliğinden yola çıkıp yazılmış bir kitap ancak bu kadar "güzel" imzalanabilirdi sanırım: "İpek kuzu Eylül'e..." Adeta ben de bir atasözü kahramanı olmuşum gibi değil mi? Beynim mesela "İpek kuzu dikenli çalıda dolanmaz" filan diye tamamlıyor cümleyi gayriihtiyari.. Ne mutlu bana o halde!
Kitabı ilk gördüğümde daha derinlikli ve çarpıcı bir içerik bekliyordum. Ancak karşıma daha çok sohbet havasında ilerleyen, yer yer dağınık ama samimi bir anlatı çıktı. Atasözlerinin bir araya getirilmesi ve eskiyle yeninin aynı hikaye içinde buluşturulması fikri değerli. Yazarın kültürel mirası canlı tutma çabası hissediliyor.
Buna rağmen anlatım bende ne düşünsel ne de duygusal olarak kalıcı bir etki bırakmadı. Okuması kolay ve akıcı olsa da, bu akışkanlık içerikte derinleşmeye dönüşmediği için kitap bittiğinde zihinde güçlü bir iz kalmıyor.
Bu nedenle verdiğim 4 yıldız, daha çok kitabın fikrine ve niyetine yönelik bir takdir. Hafif, sohbet tadında bir okuma arayan ve atasözlerine ilgi duyan okurlar için keyifli bir seçenek olabilir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hemen bitti. Yenisini beklemek durumunda kaldık. Okuyun. Seveceksiniz. Bazen çok yorulacaksınız bazen gülüp oynayacak, düşünüp duracaksınız; Bu ne demek diye. Iskalamayın. Iskalatmayın.