“Artık korkmuyorum. Bu benim geçmişim, benim evim. Bir özü var; içinde barınan o karanlık uğursuz güç bana ait ve benden geliyor, yeşil pencereli evden değil. Bedenimde dolaşan kan kadar bana ait. Her küçük şey, hem iyi hem kötü, çok iyi ve çok kötü olabilir.”
Tazecik yayınevimiz Tetes’in ilk kitaplarından biriydi Oxana Timofeeva’nın “Bir Vatan Nasıl Sevilir”i. Bir tür iç monolog - öz kurmaca gibi başlayan metin son bölümde birdenbire biçim değiştiriyor ve baştaki tüm hikâyeleri çerçeveleyen bir zihin egzersizine düşünüyor. Timofeeva’nın bir filozof olduğunu düşününce şaşırtıcı değil, bence aksine şaşırtıcı olan ilk üç bölümdeki olağanüstü güzellik; değme edebiyatçının yazacağından çok daha iyi yazılmış bölümler bunlar. Dupduru bir dil, son derece yalın ama güçlü bir anlatım.
Sibirya’da doğup bebekken Kazakistan’a, ilk gençliğinde ise yine ailesinin işi nedeniyle tekrar Sibirya’ya göçmek zorunda kalmış biri Timofeeva. Bu göç hikâyelerini dinliyoruz kendisinden. Yaşadığı yerleri seneler sonra ziyaret de ediyor ve o geri dönüşlerin kendisinde yarattığı duyguyu anlatıyor bize, en sonda da “nasıl buralı olunur” sorusunu yanıtlıyor. Bu arada söylemem lazım; yaşadığı yerleri o kadar müthiş betimlemiş ki okurken Google’dan her birinin fotoğrafına bakma ihtiyacı duydum. Yanlış olmasın, “çok güzel” yerler tarif ettiği için değil, aksine kuzeyin kasvetini çok iyi aktardığı için.
Son bölümde ise “yeniden yurtlanma” kavramını bitki-hayvan-insan üzerinden didikliyor yazar. Bence dünyamızın içinde bulunduğu vaziyeti ve iklim krizini de göz önüne alarak hepimizin üzerine daha çok akıl yürütmesi gereken bir konu bu, zira kendimizi ne zaman birer göçmen olarak bulacağımız son derece belirsiz.
Bu son kısımdan çok sevdiğim bir pasajla bitireyim: “Görünen o ki kişi gerçekten de bir vatan seçebilir. Kişi kendi halkını, toprağını ve kanını da seçebilir. Kişinin vatanını bir faşiste ya da milliyetçiye dönüşmeden nasıl sevebileceği sorusu, kişinin kendi halkını, toprağını ve kanını nasıl seçeceği sorusuyla doğrudan bağlantılıdır.”
İyi ki okudum.
Genç bir düşünürden sorgulatan kısa bir kitap. Çok faydalı oldu benim için. İçine doğduğumuz, ayrıldığımız, geri dönüp tekrar gördüğümüz memleketimiz, seçimimiz dışındaki topraklar, sınırları bizim belirlemediğimiz, taşındığımız, sürüldüğümüz, göçtüğümüz yeni vatanlar, yeni bir bakış açısı ile okunmalı