Beyaza Beyaz
Beyaza Beyaz

Kitapyurdu Fiyatı: 192,50TL

Ürüne Git
2Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
11.05.2026
Beyaza Beyaz
Barack Obama’nın 2024’te en sevdiği kitaplar listesinde The Anthropologists kitabının yer bulmasıyla bir anda Türkiye’de dikkat çeken Ayşegül Savaş’ın dilimize çevrilen ilk eseri oldu Beyaza Beyaz. Çocukluğu Londra ve Kopenhag’da geçen, halihazırda Paris’te yaşayan ve eserlerini İngilizce yazan yazarın 2021’de yazdığı ikinci romanı bu. Sanat tarihi öğrencisi olan bir anlatıcımız var, genç bir kadın. Gotik nülere ve ortaçağ sanatının hayal gücünü oluşturan unsurlara odaklanan akademik projesi için bir Avrupa şehrine taşınıyor ve orada iki katlı bir daire kiralıyor. Daire, yakındaki bir kasabada yaşayan akademisyen Pascal ve ressam eşi Agnes’e ait; evi kiralarken ev sahipleriyle, Agnes’in şehre geldiğinde üst kattaki stüdyoda kalması konusunda el sıkışıyorlar. Agnes sahiden de bir gün geliyor ve umulandan uzun kalıyor. Bu gizemli, tekinsiz, etkileyici kadınla anlatıcımız arasında bir tür dostluk (böyle denebilirse tabii) gelişiyor ve sanat üzerine sohbetler şeklinde başlayan sohbetleri gitgide Agnes’in ona hayatını, evliliğini, anneliğine ve kariyerine dair açmazlarını anlattığı biçimde genişliyor. Hem özel hayatında, hem de kariyerinde bir tıkanma yaşayan Agnes o tıkanıklıktan çıkmak için tamamen beyazın tonlarından oluşan bir tablo üzerinde çalışıyor, kitabın adı da buradan geliyor. Ancak sadece buradan değil gibi, Agnes’in evin içindeki hayaletsi varlığında da beyazı çağrıştıran bir şeyler var. (Ki zaten Savaş da bir röportajında karakteri yaratırken hayalet fikrinden yola çıktığını söylemiş.) Odağına sanatı alan bu kitabın insanda bir tabloya bakıyormuş duygusu yaratması da tesadüf değil şüphesiz. Özellikle okura bir türlü kendini tam olarak fâş etmeyen (gerçi anlaşılan hayatına aldığı kimseye etmemiş) Agnes’in tasvirleri veriyor bu duyguyu. Renkli kıyafetleri, aksesuarlarıyla filan gözümün önünde belirdi resmen. Bu arada yazarın üslubunun Rachel Cusk’a fazlaca benzediğini söyleyen eleştiri ve hatta ithamlar okudum. Benziyor sahiden, en azından bu kitapta öyle ama ben bir ilhamın ötesinde bir şey görmedim, beni rahatsız etmedi. Ben sevdim, umarım yazarın diğer eserleri de dilimize çevrilir. Baştan söyleyeyim: Bir İdeal Defter değil. Brenda Lozano hakikaten harika bir yazar mı yoksa İdeal Defter bazen oluveren o tek atışlık müthiş işlerden biri miydi, onu anlamak istiyordum ve Cadılar'ı okuduktan sonra cevabım şöyle: Brenda Lozano iyi bir yazar hakikaten, bence başka İdeal Defterler yazma potansiyeli de çok büyük, bunu sezdiriyor ama Cadılar onlardan biri değil.
hsabah
Üstat
14.10.2025
Ağır ilerleyen ama insanın içine işleyen anlatımıyla bir çok ayrıntının içinde beyaz körlüğüne ulaşmadan katman katman her şeyi açan bir anlatı söz konusu . Okuru içine çekiyor ama rahatsızlık hissi sizi hiç bırakmıyor . Bazen anlatıcı öğrencinin huzursuzluğu bazen Agnes’in sihirli ve esrarlı tavrına kapılıyorsunuz. Eserin başında sanki daha çok iç döküşler olacak, derinlemesine tahliller olacak gibi gelmişti ama yüzeysel kaldığını ifade etmeliyim. Anlatıcının pasifliği Agnes’in tek taraflı anlatıcı olması kitap daha da uzasaydı belki sıkıcı olabilirdi. Mesafenin hiç yitmemesi hep var olması Ayşegül Savaş’ın anlatı tekniğinin gücünü göstermesi açısından önemli. Sanki yazar kontrol hep bende demek istemiş gibi … Peki anlatının ardına gizlenenler… Yazarın okura bıraktıkları… Silik değil de sanki anlatıyı beyazlığın içinde gizlemiş gibi…