Lanzarote Defterleri (2. Kitap)
Lanzarote Defterleri (2. Kitap)

Kitapyurdu Fiyatı: 272,23TL

Ürüne Git
1Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
06.05.2026
insan olmaya dair öğrenebileceğimiz çok şey...
Canımın içi Jose Saramago’nun Lanzarote Adası’na yerleştikten sonraki günlüklerinden devam; ikinci kitap 3 Ocak’tan 31 Aralık’a dek 1994 yılını kapsıyor. Çıktığı zaman nasıl bir büyük hadiseye dönüşeceğini bilmeden Körlük’ü yazmaya devam ediyor, bir yandan da gitgide artan şöhretinin gerektirdiklerini yapıyor; fuarlar, konferanslar, ödül jürileri, sempozyumlar... Bu kitapta bu kısımlar ilk kitaba göre daha ağırlıklı, o nedenle kimi okurları sıkabilir belki ama ben yine bayılarak okudum. Zira ne anlatsa öyle tatlı, zarif, yumuşacık anlatıyor ki. Şu yukarıda alıntıladığım cümlesiyse bence bu adamın varoluşunun özeti ve kendisini işte bu yüzden çok seviyorum: Hafıza, vicdan ve sorumlulukla kurduğu ilişkiyi her cümlesinde sezmek mümkün olduğu için. Edebiyat üzerine şimdikinden çok daha fazla akıl yürütülen bir çağdan sesleniyor Saramago, bir kere bunu görmek ilginçti. Dille ilişkimize, edebiyatın işlevine, biçeme, kurmacanın dinamiklerine dair ne çok, ne çok konuşuluyormuş bir zamanlar. Bu dünyanın otuz yıl önceye göre ne kadar daraldığını kitabı okurken fark ettim ve biraz üzüldüm açıkçası. Saramago bir yandan dünyayı dolaşıyor, bir yandan da bize kendisiyle ilgili bir sürü şeyi fâş ediyor. Onca yıla rağmen her röportajda heyecanlanıyor, hiç kimseye hayır diyemiyor (kim kendisini neye davet etse onur duyarım diyiveriyor, davet edildiği şeyin ne olduğunu bilmeden, o kadar tatlı ki), okur mektuplarını cevaplamak için canla başla uğraşıyor (kendisini eleştiren küçük bir çocuğa yazdığı cevap mesela, müthiş), dalgınlığından ötürü başına sürekli abuk subuk şeyler geliyor. Bu günce sırasında defterlerin ilk cildi yayınlanıyor ve ona gelen eleştirileri de her zamanki gibi epey müstehzi şekilde bu sayfalarda yanıtlıyor. Yine çok sevdim. Bence Saramago’dan insan olmaya dair öğrenebileceğimiz çok şey var. Şu güzelim pasajla bitireyim: “İçeri girdiğimde Mozart çalıyordu ve köpeğimiz Pepe bana muhteşem bir hoş geldin dedi. Mutlu olmanın kaç yolu vardır? Hepsini bildiğimi düşünmeye başlıyorum.”