8Yorum
Doktriner
Kitapkurdu
Modern Mağrib'in ideolojik ikilemleriyle sınırlı kalan bir anlatı. Yazar sosyal konulardan ve kültürel göstergelerden sıyrılamıyor. Mekke'ye yaptığı vurgu, kendi kişisel tarihine ait gelgitlerin ve yaşadığı zihinsel zorlukların dipnotu olarak karşımıza çıkıyor. Felsefî açıdan güçlü değil, edebî açıdan üretkenliği tartışmaya açık. Keşke kitabın adına münasip bir muhteva ile karşılaşabilseydik.
REŞAT SAĞSÖZ
Kaşif
o kutsal topraklara gitmiş kadar oluyorsunuz
Hakan Özdemir
Bilge
Oldukça sarsıcı bir kitap
la porte
Kaşif
Modern dünyanın bir müslümanın kendi dinine bakış açısını nasıl dönüştürüp bozduğunu ancak ideolojilerden bağımsız kalbini saf olarak İslam'a teslim eden kişinin bu bozulmanın üstesinden gelerek özüne dönebileceğini hac ibadetini merkeze alarak anlatan otobiyografik roman. İman, teslim olmaktır; hac ise bu teslimiyetin en çarpıcı bir biçimde ifade edildiği ibadetlerden biridir. Yazar, kitap boyunca teslim olmasını engelleyen duygu ve fikirleri yaşadığımız çağ ve tarihsel süreci de vurgulayarak irdeliyor. Ve nihayetinde huzursuzluk huzura çıkıyor, çünkü iman selamettir. Okunmalı.
Gülşen  Akyol
Kitapkurdu
istikametini kaybetmiş birinin özüne dönme hikayesi..
MUSTAFA  TEKBAŞ
Bilge
"İsra ve Miraç vasıtasıyla, insan müntehaya yaklaşır. Tıpkı matematikteki sonuşmaz gibi. Ona yaklaşır ve ulaşmak üzeredir ama kesişemez, dokunamaz. Arasındaki mesafe eğri ile kesişim noktasına, müntehaya doğru yaklaştıkça küçü-lür ama asla birleşmez. İnsan hakikate yaklaştıkça uzaklaşmış olur. O nedenle kemaliyetin nihayeti yoktur. Müminin cesareti kırılır ve çabasının sınırlarının farkına varır ki bunu sufiler şu güçlü sözle ifade ederler: "Her kemal bir noksanlıktır, her noksanlık bir kemaldir. Kişinin Allah'a secde etmesi onun yükselişidir. Allah'ın önünde rükû etmesi, diz çökmesi, onun için yüceliktir."
ayşemeşkure
Bilge
"Yüce bir boyutu keşfetmek için, en azından benim hayatımda, hacdan mı başlamak gerekiyordu? Ve neden hac? Kuşkusuz temsil ettikleri, İslam'ın tamamlayıcı unsuru olması ve Müslümanları bir araya getiren ortak nokta olması nedeniyle. (...) Hac vazifesini yerine getirmem hâlinde, hayatımda bir sayfayı kapatmam gerektiğini biliyordum. (...) Mekke'yi ve Medine'yi ziyaret edip değişmezsem ne anlamı kalırdı hacca gitmenin? Hem hac, hicret değil midir? Allah'a hicret." İslam dünyasının en batı ucunda sömürgecilik belasından nasibini almış bir coğrafyanın zeki bir cocuğunun entelektüel krizin ardından özüne kavuşma hikâyesi. Samimi ve otobiyografik bir anlatı. Hassan Aourid, yıllarca ağzı maskelenmiş bir deve misali (mukmah) dik başlı ve mağrur gezdiğini ama tam da bu sebepten hemen yanı başında akan pınardan mahrum kaldığını anlatıyor. Sonunda maske düşüyor ve ilahi tecellilere kanıyor. Kitabın ismi de buradan geliyor: Mekke'ye Kanmak.
kayıp sufi
Hezarfen
Arayışın buluşması...