Bekle Beni
Bekle Beni

Kitapyurdu Fiyatı: 275,50TL

Ürüne Git
Yorum Özeti
Zülfü Livaneli'nin "Bekle Beni" kitabı, aşk, direniş ve umudun iç içe geçtiği bir hikaye. 68 kuşağının zorlu yaşam mücadelesini ve insanın iç dünyasındaki sessiz çığlıkları yansıtıyor. Aile bağları, sevgi, dayanışma ve umut konularına vurgu yaparak, toplumsal baskılar ve özgürlük mücadelesini anlatıyor. Livaneli'nin diğer kitapları gibi sürükleyici bir anlatıma sahip olan eser, insanın içine işleyen duyguları ve toplumsal gerçekleri etkileyici bir şekilde aktarıyor. Kitap, hem duygusal hem düşünsel bir yolculuğa çıkaran ve okurken derin düşüncelere sevk eden bir eser olarak öne çıkıyor. Livaneli'nin müzikal ritmiyle bezenmiş ve içten bir anlatımıyla okuyucuyu etkilemeyi başarıyor. Bu kitap, sade bir dil ve akıcı bir kurgu ile yazılmış ve okuyucuya keyifli bir okuma deneyimi sunuyor. Okunmaya değer bir eser olarak öne çıkıyor.

Bu değerlendirmede, Kitapkurtlarının yapmış olduğu yorumlar yapay zeka tarafından analiz edilmiş ve özetlenmiştir.

441Yorum
Fulya Al
Bilge
Bekle, demeseydi de ve gelmeyeceğini bilseydi bile, yine de beklerdi.
Livaneli’nin eserleri sanki yıllardır içimde cevapsız kalmış cümleleri tamamlar. Kitaplarını okurken içimde çalan ezgilerinde saklı bir sızı, sözlerinde ise kalbimi ısıtan bir bilgelik olur. Ne zaman onu kısa bir röportajında bile dinlesem kendimi unutamayacağım bir hikayenin içinde bulurum. Bekle Beni, okurken içimi hem ısıtan hem acıtan bir roman oldu. 1970'lerde yaşanmış aslında ruhen hala orada yaşadığımız olaylara gidiyoruz. Zülfü Livaneli, aşkı sadece iki insan arasındaki bir duygu olarak değil; bir direniş, bir dayanma biçimi olarak anlatmış. Selim’in Leyla’ya duyduğu sevgi, mektupların arasında büyüyen o bağlılık ve sonra gelen ayrılıklar… Hepsi çok gerçek hissettirdi. Politik baskılar, cezaevi, belirsizlik… Ama tüm bunların içinde hep bir “bekleme” umudu var. O umut, kitabın en sarsıcı kısmı bence. Kitabın baş kahramanı Selim, sadece özgürlüğünden değil, genç eşinden ve bebeklikten bile çıkmamış kızından ayrılarak mahkum oluyor. Bütün bu süreç boyunca eşinin fedakar ve güçlü duruşu, Selim’in hep ailesinin hayali ile hapiste dayanma gücü bulmasını sağlıyor. Romanın aşk hikayesi, 68 kuşağının atmosferinden izler taşıyor. Aşk bireysel bir duygu olmaktan çıkıp, politik bir yük taşıyor. Ayrılıklar, kavuşmalar veya bekleyişler çoğu zaman politik nedenlerle belirleniyor. Aşk ve dava birbiriyle rekabet ediyor. Bu yüzden romandaki ilişkiler çoğunlukla kırgındırlar. Çünkü, onları ayıran hayat değil, zamanın politik gücüdür. Romandaki birçok karakterin ruhsal kırılganlığı, bu ideallerin yarım kalmasından kaynaklanıyor. Beklemek burada metaforiktir. Bitmeyen davalar, dönemeyen insanlar, tamamlanmayan hayatlar, kapanmayan hesaplar… Bu anlamda “Bekle Beni” yalnızca bir kişiye söylenmiş cümle değil, bir kuşağın birbirine sık sık söylediği ve hatta söylemekten hiç vazgeçmediği söz gibiydi. Ne yazık ki bu, o kayıpları büyük kuşağın en büyük trajedisiydi. Livaneli, karakterlerini içten, gerçekçi ve çoğu zaman olay örgüsü kişisel travmalar, kayıplar ve yeniden doğuş arayışları üzerine kurulu biçimde anlatır. Hikaye; anılar, bekleyişler ve yüzleşmelerle ilerler, müzik ve tarihsel referanslar her anlatımında metnin atmosferini güçlendirir. Livaneli’nin romanındaki karakterler, bu atmosferin ya doğrudan içinde büyümüş, ya da bu kuşağın sonraki yıllarda yarattığı gölgeler altında yaşamış kişilerdir. Bu yüzden Bekle Beni, bireysel bir aşk veya yüzleşme romanı değil; aynı zamanda bir kuşağın travmalarının mirası üzerine kurulu bir anlatıdır. Yazarın bu hassasiyeti de romanın arka planına nüfuz ederken, anlatının merkezinde hep insan ve insanda bıraktığı etkilerle akılda kalıyor. Romandaki her bekleyiş, her suskunluk, her kırılma Türkiye’nin en sancılı dönemlerinden birinin insan ruhuna bıraktığı izdir. Hikayede bazen olaylar hızlı geçti, bazı karakterleri daha uzun okumak isterdim ama yine de hikayenin duygusu asla havada kalmadı. Özellikle aile olmanın, sevmenin, dayanmanın ortak bir duygu için umudu kaybetmemenin ne demek olduğunu yeniden düşündüren bir romandı. Her şey fiilen geçmiş, psikolojik olarak ne yazık ki hep hatırlanacaksa da sonunda tekrar kavuşmaları ve bir arada olmanın verdiği güçle hayata tekrar sarılmaları bazı hikayelerin yarım kalmaması adına hikayeyi daha anlamlı kıldı. Dürüst olmak gerekirse bu kitabı neden bu kadar çok sevdiğimi tam olarak anlatmaya yetecek kadar yerim yok. Kısacası Zülfü Livaneli’nin eserleri benim için her zaman derin bir nefes gibi. Hem hüzünlü hem umutlu… Sözlerinde yumuşak ama güçlü bir dokunuş var. Kitabı kapattığımda da içimde hem bir hüzün hem de bir, yine iyi ki okumuşum, hissi kaldı. Böyle sakin ama anlamlı, sade, akıcı ve duygusu ölçülü kitapları sevenlere öneririm. Herkese keyifli okumalar dilerim.
İzzet Eroğlu
Kaşif
Özgürlüğü Sevgiyle Beklemek
Zülfü Livaneli bu kitabıyla sevginin zorluklarla nasıl güçlendiğini ve güçlendiğinde zorlukların üstesinden gelmeye nasıl yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Küçük bir kız çocuğunun büyük sevgisi korkunun, haksızlığın, kötülüğün duvarında müthiş bir gedik açıyor. Kitapta kahramanlarımızın yaşadığı acılar, ülkemizde ne yazık ki sadece “Selim ile Leyla”nın yazgısı değil. İsimler, ayrıntılar değişse de haksızlıklarla savrulan, acı çeken çok yürek var. Elli yıl önce de vardı bugün de var. Bu nedenle romanı okurken geçmişle şimdiyi çığlık çığlığa duyup kederleniyorsunuz. Yaşanmışlığın verdiği etkileyicilik kitabın gücünü arttırıyor. Mektuplar zaman zaman tempoyu düşürse de o şartlarda kahramanların iç dünyasına ve yaşananlara ışık tutmanın farklı bir yolu mümkün görünmüyor. Kitapta aileye ve evlat sevgisinin hayata bağlayan gücüne yapılan vurgu çok samimi ve doğal. İnsanlarını, gençlerini, değerlerini harcayan bir ülkenin siyah beyaz fotoğrafı Zülfü Livaneli’nin kalemiyle aydınlığın ve renklerin sevgiyle, özgürlükle, iyilikle ve dostlukla harmanlandığı bir tabloya dönüşüyor.
Serap.Bahar
Bilge
Sanıyorum ilk kez bir Livaneli kitabından puan kırdım. Livaneli benim yazar listemin zirvesinde yer alır. Öyle ki yalnızca kitaplarını değil bir gazetede yer alan makalelerini bile okurum. Fakat itiraf etmek gerekirse bu kitapta tekrara düşmüş. Bir kere son sözde de paylaştığı gibi bu kitap kendinden, kendi hayatından kesitler sunuyor bize. İyi Livaneli okurları bilir ki bu işin zirvesini Sevdalım Hayat kitabıyla zaten yapmıştır (benim de favori kitabımdır Livaneli külliyatında). İkincisi ve daha önemlisi kitap birileri tarafından güncellenmiş gibi. Yazıldığı gibi bir metin okumadık bence çünkü yer yer kopmalar oldu hikayede. Boşluklar, atlanan yerler çıktı sanki. Evet, bir nefeste okutuyor, sürükleyici, duygusal… Fakat gerçek bir Livaneli okuyucusunu tatmin edecek seviyede değil maalesef.
Ayla ALTUNÇ
Ayla ALTUNÇ 04 Kasım 2025
Size katılıyorum. Okuduğumda kullandığım ifade tam olarak şuydu: Sevdalım Hayat'ın yavrusu..
kitapokumayıöğrenen
Bilge
Ben yazarın iyi bir okuruyum. Romanı beğendim. Bir çekirdek aile üzerinden 68-69-70'li yıllarda yaşanan o devlet hoyratlığını anlatmış yazar. Aslında bir kuşağın öyküsünü anlatmaya çalışmış. Ama öykü o kadar günümüze yakın ki anlatılan sanki 2000'li yıllar. Kitabı okurken yazarın tüm eserleri sanki gözünüzün önüne geliyor. Onlara da sıkı bir atıf var ya da sanki bu roman onlardan arta kalanlardan kırkyama yapılarak yazılmış basılmış gibi. Ben beğendim. Edebi haz aldım. Yazar her zaman var olsun o yazsın biz okuyalım. Tavsiye ederim. Bir cts gününde işleri bekletin ve bir günde okuyup insan tarafınızı parlatın.
Ömer Faruk İnceler
Üstat
Bekle Beni’yi okurken bir sevginin sessiz mücadelesine, söylenemeyenlere, yarım kalmış cümlelere ve zamana emanet edilmiş umutlara tanıklık ettim. Her sayfada özlemin kalp atışını duydum. Öyle bir özlem ki, yakmadan ısıtan, unutmadan yaşatan cinsten. Karakterlerin iç dünyası, o bekleyiş hali hem yorgun hem de dirençliydi. Bence Bekle Beni geçmişle, pişmanlıkla, ama en çok da umudun tükenmeyen direnciyle yüzleşmeyi gösterdi. Kitap bittiğinde içimde bir sessizlik kaldı, ne tamamen hüzün ne de tam bir huzur. İkisinin arasında, insanı uzun süre düşündüren bir sükunet gibi. Unutmak kolay sananlar, bekleyenin kalbinde zamanı hiç duymamışlardır.
ademkotaman
Bilge
Bu romanın teması ilk bakışta aşk gibi dursa da aslında 68 kuşağının zorlu yaşam mücadelesidir.Ben diğer romanlarına bakıp yorum yapmayacağım keza her roman kendi içinde özeldir.Yazarımız her ne kadar özyaşamöyküsü değil dese de bu dönemi en acı şekilde geçiren entelektüellerden biri olduğu için roman otobiyografik bir hava taşıyor. Türü ne kadar roman olsa da içinde deneme tadında bölümler, mektuplar hatta kısa bir tiyatro da var.Selim’in konuşmaları iç monolog tarzında iyi bir şekilde aktarılmış.Kahramanların birbirine söyleyemediği anlatımlar anlaşılır şekilde aktarılmış.Sadece özetleme tekniği pasif kalmış ki birden seneler atlatılmış.Ve o süre zarfında ne olduğu ile ilgili bir kurmaca yok.Livaneli ; romanında Usta ile Margarita, Ölüler Evinden Anılar, Göçebe gibi romanlardan bahsederken metinlerarasılık yöntemini de aralara serpiştirmiş.Walter Benjamin’in intiharından D’Artagnan’ın şövalye ruhundan bahsetmesi bu yöntemin örnekleri.Okuyun okutturun ki güzellikler çoğalsın.
bir anne...
bir anne... 05 Aralık 2025
neden bir kitap da siz yazmıyorsunuz? sizin yorumunuz da beni aşırı etkiledi. cümle kurma tarzınıza bayıldım doğrusu. Tebrik ediyorum...
Tuğba Ekin aydın
Kaşif
* Roman Selim ile Leyla’nın aşk hikâyesi olarak başlıyor fakat asıl teması 68 yıllarında “ Fikir suçu “ işleyenlerin içeriye alındıkları ve yaşadığı zorlukları ele alıyor. * Okuduğum yorumlarda romanın beğenilmeme oranı çoğunlukta. Bunun sebebi özellikle Livaneli kitaplarını okuyanların kıyas yapması ve romanın belli bir kurguda ilerlemeyip, çoğunlukla mektuplaşma olarak ilerlemesi. Olaylar devam ederken geçiş hızından çok rahatsız olmasam da ara ara yer verilmiş farklı konular dikkatimi dağıttı. Kurgusu daha güzel olabilir miydi ? Evet. Bende kıyas yaptığımda beklentimin altında kalıyor. Fakat yazarın, zamanında yaşanmış gerçek olayları anlatıyor olması, kendi hayatından da izler olduğundan kitabı bu bakış açısı ile devam ettirdiğimde saygı duyarak tamamladım. Zaten hepimiz biliyoruz ki yazarın genellikle kitap teması boş değil aktarılması gereken konuları güzel bir dille kaleme alıyor.
hırslıbilge
Kaşif
Askeri darbe, bir ülkede insanlık adına yapılmış en büyük utanç kaynağıdır! Livaneli bu eserde 68 kuşağının sıkıntıları, darbe yönetimi ve bireylere etkisini konu alıyor. Dışardan bakınca bir aşk romanı gibi görülüyor ama durum öyle değil. Yakın Türk Tarihi, zaman zaman askeri darbe ile cundanın yönetimi altına girmiştir. Ancak burada çok daha büyük bir sorun var. Büyük diktatör ki kitapta kendi de bunu anlatıyor, barışı ve huzuru korumak adına insanların özgürlüğünü hiçe sayıyor. Hiç suçu olmayan insanlar, sokaktan çevrilip hapsediliyor. 40 kişilik koğuşlarda günlerce mahsur tutuluyor, olmayacak eziyetler ve işkenceler görüyor. Tam tahliye oldum derken aslında kabusun daha yeni başladığına tanık oluyorsunuz. Kitapta diğer eserlere yapılan atıflarla aslında Livaneli'nin ne kadar kültürlü bir yazar olduğunu görüyorsunuz. Her insanın yaşadığı iç hesaplaşmaları ana karakterin düşünceleri üzerinden çözümlüyor. Livaneli'nin diğer eserleri gibi bu eseri de kesinlikle okunmalı....
irfanyalçınkaya
Kitapkurdu
Livaneli'nin daha önce çok sayıda romanını okudum. Romanları da müziği gibi başarılıdır. Bu son romanında 12 Mart askeri muhtırası sonrası kendisinin de dahil olduğu sol sosyalist kesimin yaşadığı baskı, cezaevi ve işkence günlerini eşi ve kızı da dahil kendi yaşamından da kesitler sunarak roman havasında anlatıyor. Bu romanı nedense pek beğenmedim. Belki aradan geçen yarım asır sonra biz de yaşlandık, yaşadık ve gördük ki, sağ sol hepsi yalanmış. Hiçbiri bu halkı ve devleti çözümleyememiş, hep bir yerlerden özellikle yurt dışından esen rüzgarlardan etkilenmişler. Sistemin kurucu ve kurtarıcı mütegallibe kesimi ve ideolojisiyle hesaplaşmadan bir çıkış bulabileceklerini düşünmüşler ve sonuçta elde başarısızlık ve hüsran kalmış. Onun mensup olduğu kesim faraza iktidarı ele geçirse idi romanda anlattıklarının bir başka versiyonunu yaşayacağımızı düşünüyorum. Kitabı 70'li yıllarda Livaneli ve mensup olduğu kesimin yaşadıklarını yeniden hatırlamak isteyenler okuyabilir.
Batuhan Gül
Kaşif
Sıkı bir Livaneli okuyucusu olarak kitaplarında en az beğendiğim kitap bu kitap oldu. Aslında 68-70'li yıllarda geçen gerçekten insanı çokça etkileyen derinden sarsan bir trajediyi anlattığı ve geçmişte yaşanılan acıları aktardığı için konusu itibarıyla ilgi çekici bir kitap. Fakat karakterleri anlatış biçimi bana fazlasıyla yüzeysel geldi. Ana karakter olan Selim ile bağ kuramadım. Aynı zamanda onun sevdiği ve karısı olan Leyla'ya ve kızı Zeynep'le de hiçbir şekilde bağ kuramadım. Hayatları ve yaşadıkları kişisel olaylar, yaşadıkları aşk fazlasıyla yüzeysel anlatılmış. Sanki yazılmak için yazılmış gibiydi. Aynı zamanda bütünlük anlamında da sıkıntı vardı. Bazı bölümler kafamda soru işaretleriyle havada kaldı. Eğer ilk defa bir Livaneli kitabı okuyacaksanız bu kitapla başlangıç yapmanızı önermeyeceğim. Yine de yazarımızın kalemine sağlık...
ataysercan
Kaşif
Abartıldığı kadar değil ama güzel bir eser. Zülfü Livaneli’nin Bekle Beni kitabını okurken sadece bir hikaye değil bir duygunun içine giriyorsun gibi hissediyorsun fakat ara ara kopukluklar var. Satır aralarında kayboldukça insan kendi geçmişine kaçırdıklarına ve beklediklerine dönüp bakıyor. Ben kitabı okurken en çok “zaman” kavramı üzerinde düşündüm. Ne kadar hızlı geçiyor ve biz bazen o hızın içinde kendimizi kaybediyoruz. Bunu sade ama derin bir dille anlatmış bazı cümleler uzun süre zihnimde kaldı ama genel klişe bir anlatım tarzıydı. Kitap bittiğinde içimde hem bir hüzün hem de bir huzur kaldı okunmaya değer mi değer. Sanki yazar bana “geçmişi affetmeden bugünü yaşayamazsın” demek istemişti bu da bana vermiş olduğu en güzel mesajdı
kybusra
Kaşif
Livaneli’nin eserlerini severek okuyorum. Bu kitapta olaylardan çok, Selim karakterinin psikolojisine ağırlık verilmiş. Psikolojisinin betimlemesi çok uzun tutulmuş ve sanki ara ara tekrara düşülmüş. Bir solukta okuyamadım. Zulme uğrayan insanların bilhassa aydın dediğimiz kesimin, maddi manevi neler yaşadığı, sadece kendisinin değil ailesinin nasıl sıkıntılar yaşadığı iyi tespit edilmiş.
Kader  Yiğit
Bilge
Livaneli'nin birçok kitabını okudum ve okuduklarım hafızamda bir iz bıraktı. Hele "Serenad" merakla bir günde okuyup bitirdiğim romanında. Fakat "Bekle Beni" kitabında aynı heyecanı hissedemedim. Olaylar arasında kopukluk vardı. Livaneli’nin usta kalemine ve ele aldığı toplumsal-tarihi arka plana olan tüm hayranlığıma rağmen, bu romanda akışı ve karakter bağlarını kendime biraz uzak buldum. Diğer kitaplarındaki o sürükleyici ve soluk kesen tempo, bu eserde ne yazık ki aynı oranda hissedilmiyordu. Hikâyenin işleyişi ve bazı bölümlerdeki kurgusal ilerleyiş, beklentimin altında kaldı.
Şükran Aslan
Hezarfen
Livaneli benim yazar listemin başlarında olmasına rağmen bu kitabı bende yoğun bir duydu uyandırmadı..
Almila Kibar
Üstat
Beklemek. Livaneli, beklemenin bazen kavuşmaktan ya da acının kendisinden çok daha ağır bir yük olduğunu harika özetliyor.
EMİNE PEHLİVAN
Kitapkurdu
Zülfü Livaneli okurken , en acı öyküde bile dinleniyorum. Çok garip.
Şeyma  KOCAPINAR
Kaşif
Livaneli'nin tüm kitaplarını okudum ama bu kitap onun edebi kişiliğine uymuyor. Okudukça şaşırdım ve Serenad, Son Ada, Kardeşimin Hikayesi gibi eserlerin yanında bu basit kalmış. Ve bu kitap nasış oldu da yılın kitaplarından seçildi anlamadım
serdarbaydere
Kitapkurdu
başarılı bir roman yalnız çok iyi diyeceğim kategoride değil.
DİŞ Kurdu
Bilge
Diğer kitaplarında yakaladığım enerjiyi bulamadım ancak Zülfü Livaneli candır her türlü okunur
Seçil Beken
Kitapkurdu
Kaliteli yazar kaliteli roman :)