Delirmeler Sarayı
Delirmeler Sarayı

Kitapyurdu Fiyatı: 301,90TL

Ürüne Git
3Yorum
Muzosist
Üstat
Delirmeler Sarayı, Güray Süngü’nün okuru konfor alanından çıkaran metinlerinden biri. Roman, bir mekândan çok bir hâli anlatıyor: zihnin, hatıranın ve gerçekliğin iç içe geçtiği bir delirme eşiğini. Karakterler sanki aynı sarayın farklı odalarında dolaşıyor; her biri kendi geçmişiyle, suskunluğuyla ve yarım kalmışlığıyla yüzleşiyor. Süngü’nün dili yer yer ironik, yer yer ağır ama bilinçli bir dağınıklık taşıyor. Okurdan hız değil dikkat istiyor; olaydan çok düşünceye, sonuçtan çok soruya yaslanıyor. Bu yüzden Delirmeler Sarayı bir “hikâye anlatmaktan” ziyade, okuru düşünmeye davet eden bir metin. Süngü, bu romanı için "en iyi romanım" demiş. İyi mi kesinlikle çok iyi bir metin, ama en iyisi mi, bu konuda tüm Güray Süngü külliyatını okuyan bir okur olarak en iyi romanı olduğunu düşünmüyorum. Ben halen "İbrahim'in Kaybettiğini Bulmasıdır" kitabındayım. Yazara, güzellikler dilerim yazın hayatında. Okuyunuz efendim.
ŞMRK
ŞMRK 17 Şubat 2026
Yorumunuzu çok beğendim. Güray Süngü'nün adını aratınca bu romanı şimdi gördüm. Haberim yoktu. benim favorim de Düş Kesiği... Ama romanlarını defalarca okudum. Güray Süngü bunaldığım zaman camı açıp nefes alıyormuşum gibi hissettiriyor. Acıyı dalgaya alan üslubundan dolayı olabilir. Bu romanda da aynı üslup var mı merak ettim.
Tacettin Keskin
Üstat
Kitap size "Ben şimdi ne okudum?" sorusunu sorduracak kadar eğlenceli ve keyifli bir deneyim sunacaktır. Alışılmış Güray Süngü kitaplarından farklı, bir tarafda Kafka varken diğer tarafta Orhan Pamuk'a el sallayacaksınız...
turna kurşun
Kitapkurdu
Turna Kurşun Güray Süngü, Delirmeler Sarayı okuruna gerçeğin sınırlarını aşmaya çalışan bir kurmacanın kapılarını aralıyor. Bu kapılar ağır (gerçek) ile hafif (hayal) arasındaki eşiğe açılırken kimi anlarda zaman kavramı bir ömre sığıyor kimi anlarda ise ömür denen o upuzun zaman dilimi tek bir âna sıkışıyor. Tam o esnada bükülen algı; her bir karakterin kendi gerçeğini arama serüvenine eşlik ediyor ve insanın ne kadar kusurlu bir varlık olduğunu ama yaratımın da insanın bu kusuruna iliştirilmiş bir hediye olduğunu gözler önüne seriyor.