Kemal Varol’un son romanı “Onu Sevdiğim Zamanlar”, ismi itibarıyla sanki bir aşk hikâyesi anlatma vaadinde bulunuyor gibi olsa da, aslında aşktan daha büyük meseleleri olan bir anlatı. Odağına göçmenlik meselesini alan bir karşılaşma hikâyesi anlatıyor Kemal Varol. İki insan sahiden karşılaşabilirse ne olabilir gibi bir soru etrafında örülü; şiddetin, acımasızlığın ve zorbalığın içinde umudun yeşerebileceğine dair bir öykü bu.
İki farklı zamanda ilerliyor hikâye; biri 2019 Paris’inde, biri 1980’lerin Türkiye’sinde; pek tabii Kemal Varol’un edebi coğrafyası olan Arkanya’da. Bir bölümde Paris’te göçmenler için kurulmuş bir Geri Gönderme Merkezi’nin müdürü olan anlatıcımız kadını dinliyoruz, bir bölümdeyse orada karşılaştığı bir illegal göçmenin çocukluk hatıralarını okuyoruz. Bu iki öykü iç içe geçiyor, birbirine eklemleniyor, birleşiyor ve ayrışıyor. Müstakbel okurlar için romanın heyecanını kaçırmadan öyküyü anlatmak güç ama sonunda umulmadık ve acı bir sürprizin sizi beklediğini söyleyeyim.
Kendisi de bir zamanın göçmeni olan bir kökten gelen, babası Ermeni olan bir kadın baş kahramanımız. Ailesinin Fransa’da geçirdiği uzun yıllar onu artık “makbul” kategorisine sokmuş, öyle ki devlet memuru olmuş, yeni göçmenleri göndermek üzere çalışan bir kurumun başına kadar yükselmiş - ne acı bir ironi. Kendini tamamen Fransız olarak gören ve merkezden geçip giden göçmenlerin hikâyeleriyle hiç ilgilenmeyen bu kadın bir gün bu göçmenlerden birinin öyküsünü merak ediyor ve işte hikâye böyle başlıyor.
Dediğim gibi - “bir yabancıyla gerçekten karşılaşırsak ne olur” bence bu romanın sorusu. Açıkçası içinde yaşadığımız dünyada bu kitaptaki gibi bir karşılaşma mümkün mü; ezberlerimiz, önyargılarımız, inşa edilmiş aidiyetlerimiz buna izin verir mi bilmiyorum ama tüm acısına rağmen ümitvar bir masal gibi okudum ben ve göçmen karakterin çocukluğuna dair kısımların kimisi (kendi veli toplantısına gittiği bölüm örneğin) kalbime çok fena dokundu. Romanın sonundaki şarkı listesi de çok leziz biçimde tamamlıyor anlatıyı.
İşte böyle. Karşılaşmaların mümkünlüğüne inanmak istiyorum.
Kemal Varol, Onu Sevdiğim Zamanlar’da ciğerimizdeki son nefese göz dikmiş. Hikayesini kurduğunda ne düşündüğünü bilmiyorum ama, ben bitirdiğimde içimde birbirinden bağımsız ama inanılmaz acı/tatlı hisleri hasat ederken buldum kendimi.
Bitmesin dedim o boşluk sürsün, aşkın yastıkta bıraktığı çukur dolmasın, kamyonun penceresinden sonsuzluğa giden o yazma hiç yere düşmeden uçsun istedim.
İçimde umuda dair, hayata ve hayale dair ne varsa sürsün, taşsın hiç çoraklaşmasın, güneşte bile serin kalsın, “Onu Sevdiğim Zamanlar” hep o anda kalsın istedim.
Bir acıya mı, acılara mı ; bir aşka mı , aşklara mı dair yazılanlar yoksa kavuşmaya/kavuşamamaya mı?
Hep beklenene değil hiç beklenmeyene dairse sürprizler, bırakın hayat böyle de güzel!
Kalemine sağlık Kemal Varol , yol farklı konu sizden alışılmadık ama iyi edebiyat aynı…
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kemal Varol ile tanışma kitabımdı. Gerçekten etkileyici ve kitaba baktığımda gözlerimi dolduran bir roman oldu. Kemal Varol’un diğer kitaplarını da okuyacağım. Sona yaklaşırken aslında tahmin etmiştim fakat Kenanın ölmesi beni şok etti. Biraz daha geriye dönük olanlarla ilgi bilgi verilebilirdi sonunda. Tek eleştirim kitabın kapak tasarımı daha etkileyici ve çarpıcı olabilirdi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İki insanın arasında sözlü iletişim geçmezken ruhsal iletişimi bu kadar güzel anlatabilen bir roman olması yazarın kaleminin ne kadar kuvvetli olduğunu göstermektedir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitabın sonu tüyleri diken diken ediyor. Yazarın gerek kurgusu gerek yaşanmışlıkları iç içe ele almasıyla oldukça başarılı bir eser olmuş. Kitabın kahramanı özellikle Paris’te mezarlığa yaptığı ziyaret ve doğuda bir sokakta yarım kalan hikayesi. Çok başarılı bir kitap olmuş harika bir son olmuş herkese tavsiye ederim
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ilk bakışta bir aşk romanı gibi ama aynı kitapta yanlızlığı pişmanlığı bir yere ait olamamayı da okuyorsunuz. Hikâye zaman zaman yavaş ilerlese de karakterlerin iç dünyası merak uyandırıyor. Özellikle geçmişle hesaplaşma ve insan ilişkilerine dair yaptığı tespitler dikkat çekiciydi. Beklentimi tamamen karşılamasa da duygusal yönü güçlü, okunabilir bir romandı.”
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Romanın Paris'te geçen bölümlerinden çok da etkilenmedim ama Arkanya'da geçen bölümler önce eğlenceli, sona doğru ise gerçekten yürek yakıcıydı. Final bölümünde ise gerçekten şok eden bir ters köşe vardı. Kemal Varol 'u ilk defa okuyanlar için Arkanya bölümleri çok ilgi çekici gelebilir ama benim gibi Varol 'un tüm kitaplarını okuduysaniz çok da yabancı olduğunuz meseleler değil. Özellikle Haw romaninda bu sefer bir köpeğin gözünden 90'li yıllarda Arkanya'da yaşanan savaşı detaylı bir şekilde işlemişti. Bu bakımdan yazar biraz kendini tekrarlamaya başlamış. Bir de bu romanda "artık bu kadar da olmaz" dedirten tesadüf ve karşılaşmalar ile, akıl dışı tutarsızliklar biraz canımı sıktı. Omzunda havan topu taşıyan bir İnce Memed yaratmak biraz komik olmuş. Hadi havan topunu dağlarda omzunda taşıdın, o kadar çok havan mermisini nereden buldun?
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kemal Varol ile tanışma kitabım.
Kitap iki farklı zaman diliminde geçiyor, biri anlatıcımızın içinde bulunduğu 2019 Parisi. Diğeri ise 1980 lerin Türkiyesi. Bu romanın içinde aşk da var ancak odağında göçmenlik, sığınmacılık gibi kavramlar var.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarla tanışma kitabım ve daha önce tanışmadığım için pişmanım.
Kitabın sonunu okumayı erteledim bir süre, hem öğrenmek istedim hem öğrenmek istemedim. Bitirdikten sonra da bir süre kapatıp kaldım. Beklemediğim bir sondu.
“Bazı hayatlar gibi bazı kitapların da bir sonu vardı.”
Hiç sıkılmadan okunulabilecek bir eser. Tavsiyedir.
Onu Sevdiğim Zamanlar benim için gerçekten etkileyici bir okuma oldu. Özellikle Kenan’ı anlatırken kendimi hikayenin içinde hissettim. Kenan’ın iç dünyası, kırılganlığı ve sıkışmışlığı o kadar sahici aktarılıyor ki, sadece okuyan değil, adeta yaşayan bir konuma geçiyorsunuz. Bu yönüyle roman, karakter merkezli anlatım gücünü güçlü biçimde hissettiriyor.
Son bölümde yaratılan kırılma, metnin bütününe yeni bir anlam katıyor ve geriye dönüp düşündürüyor.
Elenor tarafında ise biraz eksik hissettim. Onun aşkı daha çok geçmişe özlem gibi kalmış; duygularını biraz daha derin görmeyi isterdim. Kitabı okurken, şarkı listesini eş zamanlı dinlemenizi öneririm, hikayeyi bambaşka bir boyuta taşıyor.
Duygusu güçlü, içine çeken ve bitince “iyi ki okumuşum” dedirten bir roman.